11/05/2026 | Yazar: Kaos GL
Kaos GL’nin Ankara’da düzenlediği LGBTİ+ Hakları Sempozyumu’nda iki gün boyunca siyasal şiddet, barış, sağlık hakkı, hormon politikaları, sansür ve “Aile Yılı” gündemi tartışıldı; LGBTİ+’lar, feministler ve hak savunucuları dayanışmada buluştu.
Kaos GL Derneği, geçtiğimiz yıllarda “Lezbiyen ve Geylerin Sorunları ve Toplumsal Çözüm İçin Barış Arayışları”, “Homofobi Karşıtı Buluşma”, “Feminist Forum” ve “Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum” gibi başlıklarla düzenlediği sempozyumlara geri döndü. Bu yıl 9-10 Mayıs tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen “LGBTİ+ Hakları Sempozyumu”, yüzlerce kişinin katılımıyla LGBTİ+ hareketinin güncel gündemlerini ortak bir tartışma zemininde buluşturdu.
İki gün boyunca siyasal şiddetten barışa, sağlık ve hormon hakkından medya ile kültür-sanatta sansüre kadar pek çok başlık konuşuldu. Sempozyum kapsamında düzenlenen Gökkuşağı Forumu’nda ise LGBTİ+’ları hedef alan “Aile Yılı” politikaları tartışıldı; katılımcılar artan baskılar, yasaklar ve hak ihlallerine karşı deneyimlerini ve mücadele yollarını paylaştı.
Bu yıl ilk kez “LGBTİ+ Hakları Sempozyumu” başlığıyla düzenlenen buluşma, 2018 yılında hayatını kaybeden LGBTİ+ aktivisti, sendikacı ve yazar Kürşad Kahramanoğlu anısına yapıldı. Kaos GL, sempozyumu her yıl 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi ve İnterfobiyle Mücadele Günü kapsamında mayıs ayında düzenlemeyi hedefliyor.
“LGBTİ+’lar ulusun ilk paryaları”
Sempozyumun ilk gününde TTB, TİHV ve İHO’dan kurum temsilcileri açılış konuşmalarında LGBTİ+ mücadelesini selamladı. Ardından gerçekleşen “Siyasal Şiddet” oturumunda milliyetçilik, yasama şiddeti ve LGBTİ+ düşmanlığı tartışıldı. İnsan Hakları Okulu'ndan Elçin Aktoprak, “LGBTİ+’lar ulusun ilk paryaları” derken; Akademisyen Işıl Kurnaz, LGBTİ+’ları hedef alan yasa taslaklarına dikkat çekerek “Yasal düzenlemeler günah keçileri ilan ediyor” dedi. Gazeteci Yıldız Tar ise LGBTİ+ düşmanlığının iktidarın rıza üretme araçlarından birine dönüştüğünü söyleyerek, “LGBTİ+’lar söz konusu olduğunda bir tür imha tahayyülü ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Tıklayın- LGBTİ+ Hakları Sempozyumu: “LGBTİ+’lar ulusun ilk paryaları”
“LGBTİ+’lar siyasal şiddetin yöneldiği ana kesim oldu”
“Siyasal Şiddet” başlıklı ikinci oturumda Özgür Kadın Hareketi'nden Ruşen Seydaoğlu ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca konuştu. Seydaoğlu, “Kürtler, LGBTİ+’lar, Aleviler olarak ötekileştirilen her grubun talepleri var” diyerek barış sürecinin “halkların masası” haline gelmesi gerektiğini söyledi. Sevda Karaca ise 2015 sonrası rejimin siyasal şiddeti derinleştirdiğini belirterek, “LGBTİ+’lara yönelik şiddetle gazetecilerin tutuklanması arasındaki bağı daha fazla kurmak zorundayız” dedi. Karaca ayrıca “LGBTİ+’lar toplumsal kutuplaşmanın ana nesnesi ve siyasal şiddetin yöneldiği ana kesim oldu” ifadelerini kullandı.
“Savaşlar, kadınları ve LGBTİ+’ları yoksullaştırıyor”
“Barış” başlıklı üçüncü oturumda Barış Akademisyeni ve Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi'nden Yasemin Özgün ile Bil+’dan Selman konuştu. Özgün, savaş koşullarında kadınların ve LGBTİ+’ların hedef alındığını vurgulayarak, “Cezasızlık sürdükçe kadınlara, translara ve LGBTİ+’lara yönelik şiddet devam ediyor” dedi. Kadınlar ve LGBTİ+’lar arasındaki dayanışmayı “zarafet” olarak tanımlayan Özgün, barış mücadelesinin birlikte büyütülmesi gerektiğini söyledi. Selman ise LGBTİ+ hareketinin en başından beri anti-militarist bir çizgide olduğunu belirterek, “Savaşlar kadınları ve LGBTİ+’ları yoksullaştırıyor” dedi; Kürtler ve LGBTİ+’lar için demokratik entegrasyonun önemine dikkat çekti.
“Translar bu toplumun parçası değil mi?”
“Sağlık hakkı ve hormon” başlıklı dördüncü oturumda heteroseksist tıp anlayışı, hormona erişim engelleri ve transların beden özerkliği tartışıldı. Türkiye Psikaytri Derneği Genel Başkanı Selçuk Candansayar, “Tıp, insanların cinselliklerini özgürce yaşamalarını sağlayan bir araç olmaktan çıktı” derken; Avukat İdil Arslanbaş, LGBTİ+ karşıtı yargı paketlerine dikkat çekerek “Toplumu ve aileyi kimden koruyorlar? Translar bu toplumun bir parçası değil mi?” diye sordu. Trans aktivist Janset Kalan ise “Bedenimize dair özerkliğimizin olmadığı bir sistem içindeyiz” diyerek trans karşıtlığının küresel ölçekte örgütlü biçimde büyütüldüğünü vurguladı.
Tıklayın- LGBTİ+ Hakları Sempozyumu: “Transların beden özerkliğinin olmadığı bir sistem içindeyiz"
“Temsil bir inşadır”
“Medya ve Kültür Sanatta Sansür” başlıklı beşinci oturumda LGBTİ+ haberciliği, kültür sanat alanındaki sansür ve toplumsal cinsiyet karşıtı söylemler tartışıldı. Gazeteci Tuğçe Yılmaz, “Feminist bir kulağa sahip olduğunuzda o gürültünün içinde hak ihlallerini daha net görebiliyorsunuz” derken; Sanat Eleştirmeni Can Memiş, “Kültür sanat alanı aynı zamanda lubunyaların emeği üzerinden dönen bir alan” diyerek kurumların LGBTİ+ karşıtı politikalara karşı sessizliğini eleştirdi. DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk ise “Temsil bir inşadır” diyerek LGBTİ+ karşıtı dezenformasyonun medya ve kültür sanat alanında nasıl yeniden üretildiğine dikkat çekti.
Tıklayın- LGBTİ+ Hakları Sempozyumu: “Zor gücü, LGBTİ+’ları temsil dışı bırakmak için kullanılıyor”
Sempozyum “Aile Yılı Politikaları ve Gökkuşağı Forumu” başlıklı oturumla sona erdi. Forumda, katılımcılar baskılara, yasaklara ve nefret politikalarına karşı birlikte mücadele ve dayanışma çağrısı yaptı.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, çalışma hayatı, eğitim, kent hakkı, sosyal hizmet, aile, sağlık, din/inanç, siyaset, sağlık hakkı, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, barış
.jpg)