09/05/2026 | Yazar: Kaos GL
Kaos GL’nin Ankara’da düzenlediği LGBTİ+ Hakları Sempozyumu başladı. Siyasal Şiddet başlıklı ilk oturumda Berfu Şeker moderatörlüğünde Elçin Aktoprak, Işıl Kurnaz ve Yıldız Tar konuştu.
Kaos GL’nin düzenlediği LGBTİ+ Hakları Sempozyumu Ankara’da başladı. Sempozyumun açılış konuşmasını Yıldız Tar yaptı. Tar, Kaos GL'nin 2000'lerin başındaki tartışmalarını aktardı ve o dönem yine yükselen barış umuduna sahip çıkarak ilk kamusal, büyük etkinliğini 2003 yılında Lezbiyen ve Geylerin Sorunları ve Toplumsal Barış İçin Çözüm Arayışları Sempozyumu adıyla yaptığını hatırlattı.
Tar, bu sempozyumun her yıl yapılan Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma ve yürüyüşe evrildiğinden; Feminist Forum ve Ayrımcılık Karşıtı sempozyumlardan bahsederek Kürşad Kahramanoğlu'nu şöyle andı:
"Türkiye'deki sendikalar ve sendikacılar bize kapılarını kapatırken; İngiltere'den bir sendikacı, Kürşad Kahramanoğlu bize yoldaşça sarılıyordu. İlk yürüyüşümüzde beraber yürüdük, her daim yanıbaşımızdaydı Kürşad. Hürmetle anıyoruz."
Homofobi Karşıtı Yürüyüş geleneğinin bıraktığı bayrağı Ankara Onur Yürüyüşü'nün aldığını belirten Tar, "Kaos GL 2001'de bir ilki başararak 1 Mayıs'a kendi pankartıyla katılmıştı. O zaman, 'Eşcinsellerin 1 Mayıs’ta işi ne?' diye soruluyordu. Bundan 25 yıl sonra bu sene Ankara Pride çağrısıyla yine 1 Mayıs'ta alandaydık. Yoksulluğa, sömürüye ve ayrımcılığa karşı isyanımız baki" dedi.
Tar, konuşmasının devamında kaybettiğimiz LGBTİ+ aktivistleri Doğa Asi Çevik, Aligül Arıkan ve Mahmut Şefik Nil'i andı, hikayelerini aktardı.
“Enseyi karartmıyoruz”
Mayıs ayında hayatını kaybeden Arkadaş Z. Özger'den bahseden Tar, "Merhaba canım" diyerek katılımcıları selamladı. Tar, LGBTİ+ edebiyatının büyük ismi Ahmet Tulgar ve LGBTİ+'ların dar gün yoldaşı Sırrı Süreyya Önder'i de andı.
Cezaevinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden trans erkek mahpus Poyraz'ın ardından, "Poyrazımız dinmedi, dinmeyecek" diyen Tar; geçtiğimiz günlerde tutuklanan Trans Onur Haftası ve Özgür Genç Kadın gönüllüsü Eylem Sıla Yılmaz'a da selam gönderdi.
Tar son olarak 12 Mayıs'ta görülecek Defne Güzel ve 13 Mayıs'ta görülecek 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü Yürüyüşü davalarına şu sözlerle çağrı yaptı:
"Sırf varolduğumuz için her gün birileri bizi yargıladı. Öyle giyinemezsin dediler, onu sevemezsin dediler, o hormonu kullanamazsın dediler, kendini bu kadar belli etme dediler. Dediler de dediler. Bizi kendimizden utandırmak istediler. Ancak tek bir lubunyanın bile kendinden onur duyduğu bir dünyada umut vardır. Özgür bir yaşam için, eşitlik için, demokratik bir toplum için, barış için umut vardır! Enseyi karartmadık, karartmıyoruz. Burdayız aşkım!"
“LGBTİ+ hareketinden hepimizin öğreneceği çok şey var”
Tar’ın konuşmasının ardından kurumlar adına açılış konuşmaları yapıldı. TTB İnsan Hakları Kolu’ndan Ayşe Uğurlu, “LGBTİ+’ların varoluşuna ve sağlık hizmetlerine dair mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
TİHV’den Metin Bakkalcı ise “LGBTİ+ mücadelesi bir insan hakları mücadelesidir sözünü ısrarla söylüyoruz. LGBTİ+ hareketinden hepimizin öğreneceği çok şey var” diye konuştu.
Ardından İnsan Hakları Okulu’ndan Elçin Aktoprak konuştu. Aktoprak, konuşmasında “Hakların nasıl bütüncül bir perspektifle hedef alındığını görüyoruz. Buna karşı birlikte bir dayanışma örmek çok önemli” ifadelerini kullandı.
“LGBTİ+’lar ulusun ilk paryaları”
Kurumlar adına yapılan konuşmaların ardından Siyasal Şiddet oturumuna geçildi. Berfu Şeker’in moderatörlüğünü üstlendiği oturumda Yıldız Tar, Elçin Aktoprak ve Işıl Kurnaz konuştu.
İlk olarak Elçin Aktoprak, “Ulusun Ahlakı”nın Dışında: Milliyetçilik, Şiddet ve LGBTİ+'lar başlıklı sunumunu yaptı. Aktoprak, “Milliyetçilik, heteroseksist ve patriyarkal bir şekilde kuruluyor. Ahlak da hep bunun üzerinden şekilleniyor. Ulusun ahlakı her milliyetçilik için kurucudur. Milliyetçilik, kimin kiminle nasıl bir duygusal bağ kurduğunu belirlemek ister” dedi.
Aktoprak, sunumunda milliyetçiliğin ürettiği şiddet biçimlerinden bahsederek “Milliyetçiliğin kurduğu yapısal eşitsizliklerden ilki toplumsal cinsiyettir. Bu tahayyülün içinde LGBTİ+’lar da ulusun ilk paryaları. Milliyetçilik, kimlerin ötekileştirileceğine ilişkin kilit bir ideoloji” diye konuştu.
“Yasal düzenlemeler günah keçileri ilan ediyor”
Ardından Akademisyen Işıl Kurnaz Yasama Şiddetinden Hukuki Norma En Kısa Mesafe sunumunu yaptı. Kurnaz, AB Adalet Divanı’nın Macaristan’daki LGBTİ+ düşmanı yasa hakkında verdiği ihlal kararını örnek vererek "Adalet Divanı, insan onurunu bir hak olarak gördü” dedi.
Yasama şiddetinin yapısal şiddetle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Kurnaz, “Yasama şiddeti, sadece yasanın varlığı ile topluma bir şeyler yapıyor. Yasama şiddetinde yasal düzenlemeler, günah keçileri ilan ediyor. Yasalar aracılığıyla kimlik, davranışa indirgeniyor ve cezalandırılmaya çalışılıyor. Türkiye’deki LGBTİ+’ları hedef alan 11. ve 12. yargı paketine bakınca yasama şiddetiyle mücadele etmemiz gerektiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“LGBTİ+’lar söz konusu olduğunda iktidarın imha tahayyülü ile karşı karşıyayız”
Kurnaz’ın ardından Gazeteci Yıldız Tar konuştu. Tar, Siyasal Şiddet, Hegemonya Mücadelesi ve LGBTİ+ Hareketinin Geleceği başlıklı sunumunu yaptı.
Tar, Türkiye’deki LGBTİ+ düşmanlığının dinamiklerinden bahsederek “LGBTİ+ düşmanlığının argümanı LGBTİ+ kimliklerinin yeni ve dejenere olduğunu söylüyor. Bu bakış LGBTİ+’ları tarihsizleştirerek çatlaklardan sızan hikayeleri silmeye çalışıyor. Türkiye’de LGBTİ+ düşmanlığı, iktidarın kendi meşruiyeti için rıza üretme mekanizmalarından birisine dönüştü” dedi.
“İktidar şu anda kadınların itaat etmesini istiyor. LGBTİ+’lar söz konusu olduğunda bir tür imha ve soykırım tahayyülü ile karşı karşıyayız” diyen Tar, şu ifadeleri kullandı:
“Eşcinselliğin, trans olmanın kendisi utançla işaretleniyor. Utançtan onura geçebilmenin kendisi sistem açısından büyük bir yıkıma yol açıyor. Şu anda LGBTİ+’lar yeniden utanç verici olarak işaretlenmeye çalışıyor.”
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
.jpg)