05/01/2026 | Yazar: Ali Can
“Yalnız yaşadığım dönemlerde çok aç kaldım. Açlığımı bile gideremiyorken toplumsal yaşama karışabilmek, sosyalleşmek benim için imkansızdı.”
Toplumsal eşitsizliklerin görünür olduğu alanlardan biri olan yoksulluk, modern kentleşme süreçleri içerisinde çok boyutlu olarak derinleşen toplumsal bir olgu olarak açıklanabilmektedir. Birçok türü içerisinde barındıran yoksulluk, temelinde bireylerin diğer bireyler gibi toplum içerisine dahil olamama sorunu olabilmektedir. Bu sorun bireylerin sosyal dışlanmasına ve mekânsal ayrışmalarına neden olmakla birlikte kamusal alana katılımlarını sınırlayıcı hale getirebilmektedir. Yoksullukla ortaya çıkan sorunlardan ise toplumsal özneler içerisinde etkilenenlerden biri de LGBTİQ+’lar olabilmektedir. Cinsiyet/cinsel yönelim eşitsizliği gibi faktörler yoksulluğun LGBTİQ+’lar üzerindeki etkilerini daha da derinleştirebilmektedir.
Yoksulluk, toplumsal katılımı sınırlayıcı bir neden olsa da günümüzde internet aracılığıyla sosyal medya ağlarında bireylerin iletişim kurma, topluluk oluşturabilme ve bilgiye erişim süreçleri sosyal yaşama katılım pratiklerini de dönüştürebilmektedir. Özellikle sosyal dışlanmaya maruz kalan gruplar için sosyal medya, çeşitli kimliklerin inşası ve çeşitli yaşamsal problemlere karşı birer dayanışma alanı sağlayabilmektedir. Özellikle kent yoksulluğu içinde yaşayan LGBTİQ+’lar açısından sosyal medya, var oluş mücadelesi kapsamında dijital aktivizm yapabilmede önemli bir araç olabilmekle birlikte, alternatif ekonomik fırsatlar yaratılabilmesi çerçevesinde de önemli bir işleve sahip olabilmektedir.
Bu metinde kent yoksulluğu içinde bulunan LGBTİQ+’ ların yoksulluk deneyimlerinin aktivizm alanlarına nasıl etki ettiğine yönelik sosyal medyayı kullanım pratikleri üzerinden derinlemesine görüşmeler yapılarak ortaya konmaya çalışılmaktadır. Çünkü günümüzün en önemli olgularından biri olan yoksulluk, özellikle dezavantajlı gruplar üzerinde negatif etkilere sahip olabilmektedir. Bu negatif etkiler sosyokültürel, ekonomik ve politik eşitsizlikleri ortaya çıkarmakla birlikte, LGBTİQ+ insanlar için yalnızca maddi eksiklikler değil, aynı zamanda toplumsal dışlanmayı ve ayrımcılıkları yeniden üreten, güvenli alanlara erişimi kısıtlayan çok boyutlu sorunları yaratabilmektedir. Dolayısıyla LGBTİQ+’ların eğitimden sağlık hizmetlerine, istihdamdan barınmaya vb. birçok alanda yapısal ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı durumlar kent yoksulluğunun ne denli derinleştirdiğini ortaya koyabilmektedir. Bu bağlamda, internet aracılığıyla sosyal medya ağları LGBTİQ+ insanlar için bir iletişim aracı olmanın ötesinde alternatif olarak sosyokültürel, ekonomik ve politik alanların yaratılabilmesinde önemli bir işlev görebilmektedir. Bu nedenle kent yoksulluğu içinde yaşayan LGBTİQ+’ların yoksulluk hallerini deneyimlerken dijital aktivizmle de nasıl kesiştiği sosyal medya kullanım pratikleri açısından önem taşıyabilmektedir.
Kentlerin modern anlamda ortaya çıkışı büyük ölçüde sanayileşme ile gerçekleşmiş; sanayi devrimiyle birlikte üretim araçlarının merkezileşmesiyle, emeğin yeni kentsel düzenlerin oluşumuna zemin hazırladığı düşünüldüğünde bu dönüşümler kent merkezlerine yönelen göç hareketlerini tetiklemiş olmakla birlikte, ekonomik üretimin olduğu kadar sınıfsal ayrışmaları da ortaya çıkarmıştır. Çünkü sanayi kapitalizmiyle kentler, üretim-tüketim ilişkilerinin mekânsal olarak yeniden ortaya çıktığı, bu doğrultuda da mekânsal ayrışma içerisinde farklı yapılar haline gelebilmiştir. Kentlerim üretim-tüketim pratikleriyle merkezi mekanlar haline gelmesiyle bu alanlarda çeşitli toplumsal eşitsizlikler de görünür hale gelmiş ve yoksulluk da bu tezahürlerden biridir. Yoksulluk, bireylerin temel hizmetlere erişiminde ve sosyal dışlanmaya yönelik sorunları ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla yoksulluk ekonomik boyutunun dışında sosyal, kültürel, mekânsal vd. dinamiklerle iç içe olan bir olgudur. 1980 sonrası neo-liberal politikalarla birlikte sosyal politikaların yetersizliği toplumsal eşitsizlikleri derinleştirirken, bireylerin toplumsal aidiyetlerine veya yurttaşlık haklarına birer tehdit oluşturabilmiştir. Bu çerçevede, sosyal dışlanma, gelir yoksulluğunun ötesinde kamusal alanda görünememe ve temsiliyet eksikliğini yaratabilmektedir. Bu noktada, toplumsal cinsiyet eşitsizliği / cinsel yönelim ayrımcılığı da görünür olabilmektedir. Özellikle yoksullukla birlikte kamusal alanın dışında bırakılan LGBTİQ+’ lar, eşitlik hakkı talep edebilmenin bir diğer yolu olarak günümüzde dijital mecralarda yeni aktivizm biçimleriyle yer alabilmektedirler.
İki bölümden oluşan bu okuma parçasının ilk bölümünde kent yoksulluğu içinde yaşayan LGBTİQ+’ların yoksulluk deneyimleri kendi anlatıları üzerinden yapılan görüşmelere yer verilerek ele alınmaktadır. Görüşme çerçevesinde LGBTİQ+’ların yaşları 22-35 arasında değişmektedir. Görüşmecilerden 1’i öğrenci, 1’i seks işçisi, 1’i reji asistanı ve 2’si serbest meslekte çalıştıklarını; 2’si İstanbul ve Ankara’da ailesiyle, 1’i Ağrı’da öğrenci yurdunda, 1’i İstanbul’da yalnız ve 1’i İstanbul’da sevgilisiyle yaşadığını; 1’i 0, 1’i 2-5 bin, 1’i 17-30 bin, 1’i 0-60 bin ve 1’i de 8 bin TL arasında değişen aylık gelire sahip olduğunu belirtmiştir.
"Evden dışarıya adım atmam 600 TL demek"
Görüşme kapsamında sorulan ilk soru katılımcıların ‘’en son ne zaman bir sosyal/kültürel etkinliğe katılım sağlamış’’ olduklarıdır.
Katılımcı 1 2025 yılının ilk zamanlarında İstanbul/Çubuklu’da bulunan Çubuklu Silolarında ücretsiz sergiye, katılımcı 2 23 Nisan’da Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına, katılımcı 3 8 Mart 2025 tarihinde arkadaşının ısmarlaması üzerine bir tiyatro oyununa, katılımcı 4 çalışmış olduğu bir filmin galasına katıldığını ve görüşmeci 5 en son ne zaman bir sosyal/kültürel etkinliğe katıldığını hatırlamadığını belirtmiştir.
Bu doğrultuda da katılımcılara sorulan 2. soru “sıklıkla bir sosyal/kültürel etkinliğe katılmanızda ekonomik durumunuz bir engel mi, değil mi?” olmuştur. Tüm katılımcılar günümüzde sosyal/kültürel bir etkinliğe katılabilmelerinde ekonomik durumlarının engel olduğunu belirtmiştir.
Örneğin;
Katılımcı 4, ‘’insanlarla sosyalleşebileceğim ve hiç para harcamadan vakit geçirebileceğim bir alan yok İstanbul’da. Evden dışarıya adım atmam 600 TL demek.’’
Katılımcı 5, ‘’yemek-içmek, bir etkinliğe bilet satın almak ve ulaşım beni aşan şeyler olduğundan engel. Zaten en son ne zaman bir etkinliğe katıldığımı bile hatırlamıyorum.’’
Katılımcı 1, ‘’herhangi bir kazancım olmadığımdan istediğim etkinliklere katılamıyorum. Ailem de belirli bir ölçüde yardımcı olabiliyorlar. Bu nedenle ekonomik durumum sosyal/kültürel etkinliklere katılmamda büyük bir engel.’’
Katılımcıların ifadeleri incelendiğinde her birinin mevcut ekonomik durumlarının herhangi bir sosyal/kültürel etkinliğe katılmalarına engel olduğunu ortaya koymaktadır. Her birinin farklı cinsiyet kimliği ve yönelim beyanı olduğundan katılımcılara sorulan 3. soru ‘’cinsiyet kimliğinizin/cinsel yöneliminizin ekonomik yaşamınızı etkilediğini düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız bu etkiler nelerdir?’’ olmuştur. Katılımcıların tümü cinsiyet kimliklerinin/cinsel yönelimlerinin ekonomik yaşamlarını etkilediğini belirtmiştir.
Seks işçiliği yapan ve seks işçilerinin ne sokakta çalışmalarına ne de internette çalışmalarına izin verilmediğini aktaran katılımcı 3, ‘’normal bir işte çalışamıyorum. Normal olarak kabul edilmeyen bir işte çalışmak zorunda bırakılırken, devlet burada da zorluk çıkarıyor. Siber suçlar da bunun en başında geliyor. Seks işçisi olduğum için müşteri bulabilmek adına X’te yaptığım paylaşımlardan dolayı en son Gayrettepe’den arandım ve ifadeye çağırıldım, sorguya çekildim, serbest bırakıldım ama tüm sosyal medya hesaplarım kapatıldı. Hesaplarımın kapanması beni bir iki ay zor duruma soktu. Sokakta kolluk kuvvetlerine, internette siber suçlarına takılıyor seks işçileri yani. Yani her durumda seks işçileri köşeye sıkıştırılmış durumda.’’
Katılımcı 5, ‘’trans erkek olmamdan kaynaklı iş bulamıyorum. Birkaç kere LGBTİQ+ kapsayıcı birkaç mekânda garsonluk yaptım ama oralarda da sömürü var. Fazla mesai yapmanı, ucuza çalışmanı bekliyorlar…’’
Fiziksel ve görsel olarak cinsel yöneliminin belli olmadığını belirten Katılımcı 4, insanların kendisini ilk başta heteroseksüel olarak atadığını ancak lafı açıldığında beyanda bulunduğunu ve bundan sonra insanlar tarafından sorgulandığını ‘’sektöre ilk girmeye çalıştığım yıllarda bir klipte kostüm asistanı olarak çalışıyordum, klipte 6 Brezilyalı model vardı ve klip boyunca çeşitli kostümler giyiyorlardı. Kostümler çok hassas ve pahalı tasarımlar olduğu için onlara tuvalete kadar eşlik edip kostümleri korumak benim görevimdi. Sette bir muhabbet sırasında hangi modelin daha güzel olduğu konuşulduğunda fikir beyan ettiğimde hemen yönelimim sorgulandı. Yönelimimi öğrendikleri an benim bu mesleği seçmemdeki amacın kadınlara daha yakın olabilmem için gibi iddialarda bulunulmuştu’’ örneği üzerinden açıklamaktadır.
Katılımcı 1, ‘’Günümüzde birçok kişinin kariyer alanı farklı ancak o alanda ne kadar başarılı olursanız olun eğer transsanız veya da LGBTİ+ bir kişiyseniz mevcut alanda neler yaptığınız ya da yapabilme potansiyeline sahip olduğunuzla asla ilgilenmiyorlar. Bir süre sonra yetersiz hissedebilmekle birlikte başarılı olduğunuz, olabileceğiniz alanlardan geri çekilmeye başladığınızı görebiliyorsunuz. Bu da ekonomik olarak yıpratıcı.’’
Katılımcı 2, ‘’mesela iş görüşmelerine gidiyorum daha konuşmaya başladığım andan itibaren konuşma şeklime takılabiliyorlar ve bu nedenle birçok başvuruma olumlu yanıt dönülmediği zamanlar oldu. İşe almak istemiyorlar.’’
"Evde doğalgaz yok, rutubetli ve her an yıkıldı yıkılacak gibi"
Cinsiyet kimliklerinin/cinsel yönelimlerinin ekonomik yaşamlarını çeşitli durumlarla etkilediklerini açıklayan katılımcılara 4. soru olarak ‘’barınma, beslenme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarını kolayca karşılayabiliyor musunuz?’’ olmuştur.
Ağrı’da öğrenci olan katılımcı 2, ‘’yetersiz bir şekilde karşılayabiliyorum. KYK’da kalmak istemediğim halde eve çıkabilecek durumum söz konusu değil. Beslenme giderlerimi ailemin ve ailemin çevresinin desteği sayesinde bir nebze karşılayabiliyorum. Toplu taşımaları ise öğrenci olduğumdan indirimli kullanıyorum.’’
Katılımcı 4, ‘’annem ve iki kardeşimin yaşadığı evi geçindirebiliyorum sadece kendime ait bir barınma, beslenme ve ulaşım gibi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum. Anca birilerinden borç alabildiysem karşılayabiliyorum.’’
Katılımcı 1, ‘’ ailemle yaşadığım için bu temel ihtiyaçlarımı kolayca karşılayabiliyorum, ailem sayesinde. Ancak şu an onlar hayatımda olmasaydı ne yapardım ya da yapmak zorunda kalırdım bilmiyorum.’’
Katılımcı 5, ‘’aslında ben ailemle yaşamıyordum ama ekonominin gidişatı beni ailemin yanına geri taşınmaya mecbur bıraktı. Barınma sorunum şimdilik çözülmüş gibi dursa da beslenme ve ulaşım gibi ihtiyaçlarımı karşılamakta çok zorlanıyorum.’’
Katılımcı 3, ‘’karşılayabiliyorum ama şöyle, çok eski bir evde yaşıyorum. Yani evde doğalgaz yok, rutubetli ve her an yıkıldı yıkılacak gibi. Ev çok eski olduğu için ve ev sahibim para göz bir insan olmadığı için oldukça düşük bir fiyata barınıyorum. Oradan ayırdığım parayla da beslenme ve ulaşımı karşılayabiliyorum. Ama şu anki ülke ekonomisi şartlarında bir yerde oturuyor olsaydım barınma ihtiyacımı bile karşılayamayabilirdim. Yani bugün aylık 15-20 bin TL kira bedeli olan bir evde yaşamam söz konusu değil.’’
Katılımcılara sorulan 5. soru ‘’sosyal/kültürel etkinliklere kolayca katılabiliyor musunuz?’’ olmuştur. Katılımcılar bu soruya sosyal/kültürel etkinliklere kolayca ya hiç katılamadıklarını ya da katılırken bütçelerini zorladıklarını belirtmiştir.
Örneğin;
Katılımcı 1, ‘’şehir içi etkinliklere bir nebze katılım sağlayabiliyorum ancak çoğu zaman şehir dışında yer alan etkinliklere, festivallere bu yaşıma kadar gidemedim. Çünkü festivale gitmeye karar vermekle olmuyor; yol, konaklama, etkinlik/festival, yeme-içme ve bunun bir de geri dönüş süreci var. Şehir içindeki etkinliklere de birkaç kere düşünerek ve aralarından bana en iyi gelebilecek olanı tercih etmek zorunda kalıyorum.’’
Katılımcı 4, ‘’hayır, benim önceliğim hep borçlarım oldu. Borçlarımı düşünmekten ve onları ödemekten etkinliklere katılamıyorum.’’
Katılımcı 2, ‘’şu an okuduğum ve yaşadığım yer her ne kadar gelişmemiş olduğundan pek fazla sosyal ve kültürel etkinlikler olmasa da olsa da katılabilmem bu ekonomik durumumla söz konusu değil.’’
Katılımcı 5, ‘’hayır. Çünkü birçok etkinlik bana uzak semtlerde ve oldukça pahalı giriş ücretlerine sahip mekanlar. Zaten katılabilsem de çoğunluğu beni kapsamadığından gitmeyi birkaç kere düşünmem gerekir.’’
Katılımcı 3, ‘’ kolayca katılamıyorum. Katılırken birkaç kere düşünmek zorunda kalıyorum. Çünkü her yer trans kapsayıcı değil ve çok fazla da LGBTİQ+ etkinliği olamayabiliyor; çoğu mafyavari insanların oluşturduğu etkinlikler oluyor. Etkinlikler çoğunlukla heteronormativiteye hizmet ediyor. Bu nedenle eğer katılmayı çok istediğim bir etkinlikse de ‘’aman katılmasam da bir şey kaybetmem’’ diyerek, kendimi ikna etmeye çalışıyorum.’’
Ekonomik gerekçeleri nedeniyle kolayca sosyal/kültürel etkinliklere katılamadıklarını ya da nadiren katılabildiklerini belirten katılımcılara 6. soru olarak ‘’yoksulluk nedeniyle sosyal dışlanma yaşadığınızı düşünüyor musunuz?’’ olmuştur. 4 katılımcı yoksulluk nedeniyle sosyal dışlanma yaşadığını, 1 katılımcı ise sosyal dışlanma yaşamadığını belirtmiştir.
Katılımcı 2, ‘’ Okuldaki arkadaşlarım sürekli birlikte bir şeyler yapabiliyorlar. Ders sonrası bir kahve içmeye gidebiliyor. Ben gitmediğimde bana farklı baktıklarını hissediyorum, sorgulayıcı olabiliyorlar.’’
Katılımcı 3, ‘’yaşıyorum. Çünkü yoksulum ve istediğim mekanlara gidemiyorum, istediğim bir içeceği tüketemiyorum, yemek yiyemiyorum, taksiye binemiyorum. Bunları yapamadığım için de sokakla birebir muhatap olmak durumunda kalıyorum. Sokakla birebir muhatap olduğum için de sokakta yaşanabilecek tüm tehlikelere karşı açık hedef haline gelebiliyorum.’’
Katılımcı 4, ‘’iş aradığım zamanlarda yaşadım. Bu sektörde çalışmaya devam edebilmek için herkesin gittiği yerlere gitmek zorunda kalabiliyor insan. Bu da ekonomik bir mesai aslında, sürekli bir harcama yapmam gerekiyor. Param olmadığı için şu an bunu da yapamıyorum.’’
Katılımcı 5, “yalnız yaşadığım dönemlerde çok aç kaldım. Açlığımı bile gideremiyorken toplumsal yaşama karışabilmek, sosyalleşmek benim için imkansızdı.’’
Katılımcılara sorulan 8. soru “yoksul olmanız nedeniyle herhangi bir yardım aldınız mı? Aldıysanız nereden aldınız, almadıysanız nedeni nedir?” olmuştur. Katılımcıların 2’si gıda yardımı aldığını, 1’i sigorta ve vergi borcu yardımı aldığını ve 2’si de birçok yere başvurmalarına rağmen yardım başvurularının sonuçlanmadığını belirtmiştir.
Katılımcı 3, ‘’bir kere yardımdan ziyade sigorta ve vergi borcum vardı. Kaymakamlıktan yoksulluk kartı alarak yoksul olmamdan dolayı bu borçlarım sıfırlandı.’’
Katılımcı 1, ‘’evet, aldım. Covid-19 döneminde nereye başvurduğumu hatırlamıyorum ama bir kere gıda başvurusu yapmıştım ve belirli aralıklarla iki defa gıda kolisi yardımı ulaşmıştı. Bunun dışında herhangi bir yardım başvurumun olmadı.’’
Katılımcı 2, ‘’bir kere sosyal yardımlaşmadan erzak yardımı almıştım. O kadar…’’
Katılımcı 4, ‘’ben yoksul bir ailede dünyada geldim ve hayatımı da yoksul olarak devam ettiriyorum. Buna rağmen hiç kimseden bu yaşıma kadar borç almadım ama şu an almak zorunda kalıyorum. Sırf kimseden borç almamak adına şu an ne kadar dernek, vakıf vs. varsa hepsine başvurmuş durumdayım ama henüz yardım aldığım bir yer olmadı.’’
Katılımcı 5, ‘’birçok yere başvurdum ama hiçbir sonuç çıkmadı.’’
Bu bölümde yere verilen anlatılar, kent yoksulluğu içinde yaşayan LGBTİQ+’ların barınmadan istihdama, kamusal alana katılımdan sosyal dışlanmaya uzanan çok katmanlı deneyimlerini görünür kılmaya çalışırken; sonraki bölümde ise bu yoksulluk deneyimlerinin, sosyal medya kullanım pratikleriyle nasıl kesiştiği ele alınacaktır.
*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.
Etiketler: insan hakları, medya, çalışma hayatı, eğitim, kent hakkı, barınma, sosyal hizmet, aile, sağlık, yaşlılık, dijital şiddet, ekonomi, özel haber, araştırma, inceleme, yorum, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, gençlik
