07/01/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç

Sağlık Bakanlığı’nın 2025–2030 HIV/AIDS Kontrol Programı’nda PrEP ve PEP’ten “çok paydaşlı yaklaşıma” kadar birçok hedef yer alırken, sahada ilaçlara erişim ve ayrımcılıkla mücadelede yapısal sorunlar sürüyor.

HIV/AIDS Kontrol Programı'nda vaat çok, uygulamada ilaçlara erişim ve ayrımcılıkla mücadele yok Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

Sağlık Bakanlığı, 2025–2030 dönemini kapsayan HIV/AIDS Kontrol Programı’nı yayınladı. Programa göre bakanlık, yeni HIV enfeksiyonlarının azaltılmasını, HIV/AIDS’e yönelik sağlık hizmetlerinin kapasitesinin güçlendirilmesini ve HIV/AIDS’e bağlı ölümlerin düşürülmesini hedefliyor. Programda ayrıca, HIV ile yaşayan kişilere yönelik ayrımcılığın ve mahremiyet ihlallerinin önlenmesi de temel amaçlar arasında yer alıyor.

Bakanlık, GDTM’lerin sayısını yüzde 50 oranında artırmayı hedefliyor

Programda yer alan ifadelere göre; Sağlık Bakanlığı, yeni HIV enfeksiyonlarını azaltmak için toplum genelinde ve risk gruplarında HIV’e ilişkin bilgi ve farkındalığı artırmayı, eğitim, danışmanlık ve test hizmetlerine erişimi güçlendirmeyi hedefliyor.

Bununla beraber bakanlık, programa göre; HIV/AIDS’e yönelik sağlık hizmetlerinin kapasitesini artırmak ve hastalığa bağlı ölümleri azaltmak için mevzuatın güncellenmesi, gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinin sayısının yüzde 50, uygulanan test sayısının ise yüzde 100 oranında artırılmasını hedefliyor.

GDTM’ler maddi kaynak ve insan kaynağı açısından sorunlar yaşıyor; hedef gösteriliyor

Kaos GL Derneği İnsan Hakları Uzmanı ve Pozitif Alan’dan Defne Güzel, GDTM’lerin HIV tanılama çalışmalarında önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Güzel, çoğunlukla belediyeler bünyesinde hizmet veren merkezlerin anonim, ücretsiz HIV testi yaptırılabilen mekanlar olması açısından son derece güvenilir olduğuna dikkat çekti.

Güzel, GDTM’lerin yaşadığı sorunlara ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:

“Ne yazık ki hem maddi kaynak hem de insan kaynağı bakımından pek çok zorluk yaşıyorlar. Bazı merkezlerin şehir içindeki fiziksel konumu erişim açısından engel teşkil edebiliyor. Önemli bir sağlık açığını kapatmalarına rağmen muhafazakar medyanın hedefi haline gelebiliyor merkezler. Fazla görünür olmanın yaratabileceği riskler sebebiyle yeteri kadar medya çalışması yürütemiyorlar. Bu sebeple merkezleri kendi topluluklarımız arasında bilinir ve kullanılır hale getirmek çok önemli.”

PrEP ve PEP, bakanlığın programında ama erişilebilir değil

Bakanlık, bu yıl yayınlanan kontrol programında HIV’in önlenmesinde PrEP (temas öncesi profilaksi), PEP (temas sonrası profilaksi) ve kondom gibi koruyucu yöntemlerin önemine dikkat çekti. Programda, PrEP ve PEP uygulamaları ile kondom dağıtımı gibi önlemlerin ulusal düzeyde yaygın biçimde hayata geçirilmesinin, HIV’in önlenmesi konusunda vazgeçilmez bir gereklilik olduğu vurgulandı.

Güzel, bakanlığın programında yer almasına rağmen HIV geçişini önleyen ve HIV “korkusunu” da ortadan kaldıran temas öncesi profilaksilere erişimde ciddi bir sistemsel boşluğun olduğunu vurguladı.

Söz konusu ilaçların eczanelerde erişilebilir olsa da reçete edilemediğini ve çok pahalı olduğunu vurgulayan Güzel, “Henüz HIV geçişi olmadan bu ilaçlar kullanıldığı için aslında HIV’i önlemenin de en kritik basamaklarından birini oluşturuyor PrEP. Temas sonrası profilaksi ise yani HIV geçişinin olabileceği temastan belirli bir süre sonra ve belirli bir dozda kullanılan bu tabletlere yani PEP’e erişimde de ciddi sıkıntılar mevcut” dedi.

Güzel: “Asıl yapılması gereken PrEP ve PEP’i herkes için erişilebilir hale getirmek”

Söz konusu ilaçların cinsel şiddetten hayatta kalanlar ve sağlık uzmanları için görece erişilebilir olduğunu ifade eden Güzel, şunları söyledi:

“Reçete edecek uzmanın risk değerlendirmesine kalmış durumda. Yani ne yazık ki cinsel şiddet hikayesini anlatmanız gereken bir süreç olarak işleyebiliyor. Yine benzer şekilde eczanelerde bulunsa da reçete edilmiyor ve çok pahalılar. Asıl yapılması gereken şey PrEP ve PEP’i herkes için erişilebilir hale getirmek. Uzman takibi sürecini hızlandırmak.”

Bakanlık, “ayrımcılığı önlemek için” Diyanet’le iş birliği yapacak

Programda bakanlığın, HIV ile yaşayan kişilere yönelik ayrımcılığı önlemek amacıyla, HIV ile yaşayan kişilere, ailelerine ve sosyal çevrelerine yönelik eğitimler düzenlemeyi planladığı belirtiliyor.

Bu çerçevede, “toplumda kanaat önderlerinin HIV enfeksiyonu konusunda farkındalığın artırması” faaliyeti kapsamında kadın ve LGBTİ+ düşmanı fetvalarıyla gündeme gelen Diyanet İşleri Başkanlığı ile iş birliği yapılması öngörülüyor.

Bakanlığın iş birliği yapacağı kurumlar arasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da var.

“LGBTİ+’ların kimliklerini normalleştirmeden HIV temelli ayrımcılıkla mücadele etmek mümkün değil”

Güzel, Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılması planlanan iş birliğini de değerlendirdi.

Güzel, COVID-19 pandemisi döneminde eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın 24 Nisan 2020’de verdiği Cuma hutbesini hatırlattı; “Bu hutbe 81 ilin bütün camilerinde okutuldu. Ali Erbaş, HIV’in geçişini nikahsız birlikteliğe ve eşcinselliğe bağlamıştı. Daha sonra defalarca kez Cuma hutbelerinde LGBTİ+’lar hedef gösterildi. Aile Bakanlığı hazırladığı eylem planıyla LGBTİ+ düşmanı konferanslar, belgeseller yapmak için bütçe belirledi. Transların hormona erişimine 21 yaş kısıtı getirildi. Hem de son derece hukuksuz bir biçimde, bir tane genelgeyle” diye konuştu.

“LGBTİ+’ların bedenlerini, birlikteliklerini ve haklarını normalleştirmeden HIV dolayısıyla uygulanan ayrımcılıkla mücadele etmek ve HIV’e yanıt üretmek imkansız gibi bir şey” diyen Güzel, HIV’ın kronik bir sağlık durumu olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti:

“Dünyada 40 milyon kişi HIV’le yaşıyor. HIV’in kronik bir sağlık durumu olduğunu kabul ederek, LGBTİ+’ların da ötesinde “kilit popülasyonları” yani kadınları, göçmenleri, gençleri tanıyarak işe başlamak, cinsel pratiklerden tereddüt etmeden bahsedebilmek gerekiyor.”

Bakanlık, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorlukları kabul etti

Bakanlık, kontrol programında erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkekler, translar ve seks işçilerini kapsayan “kilit popülasyona” ilişkin değerlendirmelere yer verdi. Programda, bireysel risklerin yanı sıra damgalanma, ayrımcılık, hukuki engeller ve sağlık hizmetlerine sınırlı erişim gibi yapısal faktörlerin bu grupların HIV’e maruz kalma ve tedaviye erişiminde önemli zorluklar yarattığı vurgulandı. HIV ile mücadelede "kilit popülasyonlara” yönelik kapsayıcı sağlık politikalarının önemine dikkat çekildi.

Göçmenler ilaca erişemiyor; ayrımcılıkla mücadelede somut adımlar yok

Güzel, sahadaki deneyimlerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ayrımcılığa yönelik somut adımlar atılmadığını söyledi. Hormona getirilen 21 yaş kısıtlamasını hatırlatan Güzel, “Oysa ki trans uyum süreçlerinde hormon replasmanı hayati öneme sahip. Hormona erişim de sağlık hizmetlerine erişim demek. 10. ve 11. yargı paketlerinin taslaklarında gördük ki trans uyum süreçleri zorlaştırılmak, LGBTİ+ varoluşları ise cezalandırılmak isteniyor. PrEP ve PEP’e erişim mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Göçmenlerin hizmetlere erişimde yaşadığı sorunlara da değinen Güzel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Göçmenler eğer kendi ülkelerinde tanı aldıysa ne yazık ki burada ilaca erişemiyorlar. Bu kişiyi ölümle baş başa bırakmak demek. Dil bariyeri ise başka bir engel. Yabancı öğrenciler ise sigorta süreciyle ilgili kapsamlı bir bilgilendirme bulamıyorlar.”

Bakanlık “çok paydaşlı yaklaşım” dedi ama LGBTİ+ örgütleri süreçlere dahil edilmiyor

Bakanlık, HIV/AIDS’in toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir enfeksiyon olduğuna dikkat çekerek, Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı’nın hazırlanması, uygulanması ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasının çok paydaşlı bir yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı.

Güzel, LGBTİ+ örgütlerinin HIV’e ilişkin politikalara dair süreçlere dahil edilmediğini, oysa “çok paydaşlı yaklaşımın” en önemli unsurlarından birisinin LGBTİ+ örgütleri olduğunu vurguladı:

“’Çok paydaşlı yaklaşım’ın en önemli unsurlarından biri LGBTİ+ örgütleri. Çünkü LGBTİ+ örgütleri bahsedilen “kilit popülasyona” erişebilecek yegane yapılardan biri. Oysa ki LGBTİ+ komünitesi Türkiye’de 30 yılı aşkın bir süredir HIV politikalarını, test-tanı-tedavi süreçlerini ve HIV’le yaşayanlara dönük ayrımcılığı gündem ediyor. Çok paydaşlı yaklaşım LGBTİ+ örgütlerine ulaşmaktan geçtiği kadar, yerel örgütlere, gençlik örgütlerine, feminist örgütlere ulaşmaktan geçiyor. Türkiye’de bakanlığın hem sivil toplum örgütlerinin kapısını çalması hem de HIV’e üretilen yanıtta kapsayıcı bir yaklaşımı benimseyebilmesi gerekiyor.”


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, aile, sağlık, siyaset, cinsellik, sağlık hakkı, hiv, özel haber, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM