26/06/2026 | Yazar: Zeynep Esmeray Özadikti

Bir ülkede insanlar düşüncelerinden, haberlerinden, kimliklerinden, hak savunuculuğundan dolayı özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorsa, orada gerçekten hepimizin kendine sorması gereken soru şu değil mi: Bugün onlar. Yarın kim?

Yine soruyorum: suçları ne? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: ANKA

Aralarında Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar'ın da bulunduğu birçok gazeteci, aktivist ve hak savunucusu tutuklandı.

Yine soruyorum.

Neden?

Gerçekten neden?

Bu insanlar tam olarak ne yaptı?

Kime zarar verdiler?

Kimin canını yaktılar?

Hangi suçu işlediler?

Hangi somut delile dayanarak özgürlüklerinden mahrum bırakıldılar?

Bir gazeteyi yönettiği için mi?

Bir haber yaptığı için mi?

Bir basın açıklamasına katıldığı için mi?

LGBTİ+'ların yaşam hakkını savunduğu için mi?

Eşit yurttaşlık istediği için mi?

Yoksa asıl suç, bütün bunları yaparken boyun eğmemesi mi?

Biz yıllardır aynı filmi izliyoruz.

İsimler değişiyor, yöntem değişmiyor.

Önce hedef gösteriliyorlar.

Sonra toplumun bir kesimine "bunlar tehlikeli" deniliyor.

Ardından gözaltılar geliyor.

Sonra tutuklamalar.

Ve bütün bunlar olurken hukuktan söz etmemiz bekleniyor.

Peki hangi hukuktan söz ediyoruz?

Hukuk dediğimiz şey, iktidarın hoşuna gitmeyen herkesi susturmanın aracı mıdır?

Tutukluluk artık bir istisna değil de peşin cezaya mı dönüştü?

Bir ülkede insanlar düşüncelerinden, haberlerinden, kimliklerinden, hak savunuculuğundan dolayı özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorsa, orada gerçekten hepimizin kendine sorması gereken soru şu değil mi:

Bugün onlar.

Yarın kim?

Bütün bunlar olurken biz ne yapacağız?

Bir süre sosyal medyada birkaç cümle yazıp hayatımıza mı döneceğiz?

"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demeye devam mı edeceğiz?

Yoksa artık bunun hepimizin meselesi olduğunu mu kabul edeceğiz?

Çünkü baskının en sevdiği şey yalnızlıktır.

İnsanları tek tek yalnız bırakmak.

Tek tek korkutmak.

Tek tek susturmak.

İşte tam da bu yüzden dayanışma yalnızca güzel bir kelime değildir.

Dayanışma, baskının kurduğu düzeni bozan en güçlü şeydir.

Birbirimize sahip çıkmak, yalnızca tutuklanan arkadaşlarımız için değil, kendimiz için de bir sorumluluktur.

Çünkü bugün sustuğumuz her haksızlık, yarın daha büyüyerek karşımıza çıkıyor.

Ben artık "şaşırdım" diyemiyorum.

Ama hâlâ öfkeleniyorum.

Ve iyi ki öfkeleniyorum.

Çünkü öfke, vicdanını kaybetmemiş insanların duygusudur.

Asıl korkulması gereken öfke değil; haksızlığa alışmaktır.

Asıl korkulması gereken, insanların özgürlüğü elinden alınırken bunu sıradan bir haber gibi okuyabilmektir.

Hayır.

Bu sıradan değil.

Bir gazetecinin tutuklanması sıradan değil.

Bir hak savunucusunun tutuklanması sıradan değil.

İnsanların düşüncelerinden dolayı özgürlüğünden mahrum bırakılması sıradan değil.

Bugün Yıldız Tar'ın, bugün tutuklanan bütün arkadaşlarımızın yanında durmak; yalnızca onlarla dayanışmak değildir.

Bu, hukukun bir gün gerçekten herkese lazım olacağını hatırlatmaktır.

Bu, korkuya teslim olmayacağımızı söylemektir.

Bu, başımızı eğmeyeceğimizi söylemektir.

Yine soruyorum.

Daha kaç gazeteci?

Daha kaç hak savunucusu?

Daha kaç aktivist?

Daha kaç insan tutuklanırsa "artık yeter" diyeceğiz?

Benim cevabım belli.

Şimdi.

Tam da şimdi.

Çünkü adalet, bir gün bize lazım olduğunda değil; bugün başkası için yok edilirken savunulduğunda adalettir.

 *KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.



Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları, aile, siyaset, dava, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam