26/05/2026 | Yazar: Zeynep Esmeray Özadikti

Tam olarak ne oluyor? Hangi hesaplar yapılıyor? Hangi pazarlıklar dönüyor? Bizim bilmediğimiz ne var?

Bu yalnızca CHP meselesi değil: Tam olarak ne oluyor? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

CHP ile ideolojik olarak hiç yakınlık duymadım. Hiçbir zaman da duymadım. CHP’nin tam da bir düzen partisi olduğunu düşünüyorum. Asla düzen karşıtı bir pratik içinde olduğunu görmedim. Zaten devlet geleneğinden gelen, kökleri tek parti dönemine uzanan bir parti. Kuruluş hikâyesi de, siyasal refleksleri de bunu söylüyor.

Hiçbir zaman sahici sosyal demokrat politikalar ürettiklerini de düşünmedim. Tam tersine, tarihe baktığımızda bunun aksine birçok örnek görüyoruz. İdam cezalarında mecliste el kaldırmaları, ekonomi politikaları, devletçi refleksleri… Sosyal demokrat bir yanını hiç görmedik. En azından ben görmedim. Eminim benim gibi düşünen çok insan vardır.

Ama bu ayrı bir konu.

Bugünkü gündemim bu değil.

Bugünkü mesele, son dönemde CHP üzerinden kurulmak istenen tahakküm.

Yıllardır Kürt siyasi hareketine yönelik baskılar, hukuksuz gözaltılar, kayyumlar yaşanırken CHP’nin sessizliğini de çok iyi biliyoruz. Bunu unutmuş değilim. Ama ben meseleye “CHP bize destek vermedi, şimdi neden biz destek olalım?” diye bakmıyorum.

Çünkü mesele artık bundan büyük.

Son dönemde CHP’ye yönelik çok ağır bir baskı var. Özellikle kurultay sonrası, Özgür Özel geldikten sonra partide gerçekten bir yenilenme, bir hareketlenme hissi oluştu. Bu sahaya da yansıdı. İnsanlara da geçti bu hava. Ve siyasi iktidarın bundan rahatsız olduğu çok açık.

Önce belediyeler üzerinden başladılar. Kayyumlar, hukuksuz gözaltılar, açık tehditler… O kadar cüretkâr yapıldı ki bunlar; baskı gördüğü halde gidip AKP’ye geçen belediye başkanları oldu ve onlara hiçbir şey olmadı. Ama muhalif olana hukuk sopa gibi indirildi.

Buna ne denir bilmiyorum artık. Hukuksuzluk demek bile bazen yetmiyor. Çünkü burada artık hukukun tamamen seçici çalıştığı bir düzenden söz ediyoruz.

Ve en son CHP’ye yönelik alınan bu karar…

Adı neyse artık; kurultaya müdahale mi dersiniz, yargı eliyle siyaset dizaynı mı dersiniz… Sonuçta bu CHP’ye ağır bir darbe oldu. Hukuki yollar elbette açık ama bu durumun kendisi zaten siyasete müdahaledir.

İşin acı tarafı şu: CHP bu süreçte kendi seçmenini, kendi tabanını yeterince konsolide edemiyor. Büyük bir ses çıkaramıyor. Büyük bir toplumsal tepki örgütleyemiyor.

Ve Kemal Kılıçdaroğlu meselesi…

Açık söyleyeyim, ben bu kadarını beklemiyordum. Çok şey beklemiyordum belki ama bu kadarını da değil. Hukuksuzluğu tartışılan bir süreçten medet umarak yeniden CHP’nin başına geçmeyi düşünmek… Bu gerçekten akıl alır gibi değil. Bir anlamda bu müdahaleyi meşrulaştırmak gibi duruyor.

Bu siyasi bir intihardır.

Ve görünen o ki Recep Tayyip Erdoğan bütün bunları yeni bir iktidar döneminin zeminini kurmak için yapıyor.

İşin bir başka tarafı da DEM Parti.

Evet, destek açıklamaları geliyor. Dayanışma mesajları veriliyor. Ama bu yeterli mi? Bundan emin değilim.

Çünkü bu yalnızca CHP meselesi değil artık. Bu, ülkedeki siyasal alanın nasıl şekilleneceğiyle ilgili bir mesele.

O yüzden insan ister istemez soruyor:

Tam olarak ne oluyor? Hangi hesaplar yapılıyor? Hangi pazarlıklar dönüyor? Bizim bilmediğimiz ne var?

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, siyaset, anayasa, lgbti, ifade özgürlüğü
İstihdam