06/06/2026 | Yazar: Zeynep Esmeray Özadikti

Çünkü insanın dünyaya nasıl baktığını bazen anlattığı fıkralar ele verir. Kime güldüğünden çok kimi güldürü malzemesi yaptığı anlatır her şeyi. Rahmi Koç'un anlattığı fıkra bana bir kez daha bunu hatırlattı. Bir Kürt kadınının aşağılanmasının hâlâ komik bulunabildiği bir ülkenin fotoğrafını.

Bir fıkraya sığan ırkçılık ve kadın düşmanlığı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Rahmi Koç'un anlattığı fıkrayı izledim. Önce kulaklarıma inanamadım. Sonra dönüp bir daha izledim. Belki yanlış duydum dedim. Yok, doğru duymuşum.

Bir hastane açılışında, memleketin en zengin adamlarından biri çıkmış Kürt kadını üzerinden fıkra anlatıyor. Üstelik öyle masum bir fıkra da değil. İçinde hem ırkçılık var, hem kadın düşmanlığı var, hem de kadın bedeni üzerinden kurulan bayağı bir cinsellik var.

Sonra dönüp buna mizah diyeceğiz öyle mi?

Ben Kürdüm. Çocukluğumdan beri Kürtlerle ilgili anlatılan fıkraları dinledim. Bir kısmında cahildik, bir kısmında aptaldık, bir kısmında ne dediği anlaşılmayan insanlardık. Bu repertuvar yeni değil. Ama galiba beni en çok şaşırtan şey, 2026 yılında hâlâ insanların bunu anlatıp komik olacağını düşünmesi.

Çünkü komik olan bir şey yok burada.

Güçlü bir adam var. Zengin bir adam var. Kürt bir kadını aşağılıyor. Sonra da insanlar gülsün istiyor.

Elbette mizah olacak. Elbette fıkralar anlatılacak. Hayat bazen mizahla çekilir hale geliyor zaten. Ama bir halkı aşağılayarak, bir kadını küçümseyerek, kadın bedenini ve cinselliğini alay konusu yaparak kurulan şey mizah değildir. Hele ki bu ülkede.

Bu ülkede Kürtler yıllarca inkâr edildi. Dilleri yasaklandı. Kimlikleri yok sayıldı. Bu ülkede kadınlar her gün erkek şiddetiyle öldürülüyor. Kadın düşmanlığı siyasetten televizyona, aileden sokağa kadar her yerde karşımıza çıkıyor.

Tam da böyle bir ülkede, ülkenin en güçlü iş insanlarından biri çıkıp Kürt kadınını aşağılayan, kadın bedeni üzerinden pornografik göndermeler yapan bir fıkrayı rahatlıkla anlatabiliyor.

Aslında beni en çok düşündüren de bu rahatlık.

Bir salonda, onlarca kameranın önünde, ülke basınının ve dünya basınının takip edebileceği bir açılışta, hiçbir tereddüt duymadan bunu anlatabilmek... Bunun yadırganmayacağını, başına ciddi bir şey gelmeyeceğini, hatta insanların güleceğini düşünmek...

Bu öyle kendiliğinden oluşan bir cesaret değil.

Bu ülkenin yıllardır ürettiği siyasal ve toplumsal iklimin verdiği rahatlık. Irkçı sözlerin, cinsiyetçi dilin, kadın düşmanlığının ve ayrımcılığın yeterince hesap sorulmayan bir alan bulmasının sonucu. İnsanlar bir gün içinde böyle olmuyor. Kendilerini güvende hissediyorlar. Bu sözleri kurabileceklerini, hatta alkış alabileceklerini düşünüyorlar.

Mesele burada yalnızca kötü bir espri yapılmış olması değil.

Mesele, bu esprinin hangi dünyadan çıktığı.

Çünkü ırkçılık ile kadın düşmanlığı çoğu zaman aynı masada oturur. Biri halkları aşağılar, diğeri kadınları. Bazen ikisi aynı fıkrada buluşur.

Ben bu olayı münferit bir gaf olarak görmüyorum. Türkiye'deki egemen erkeklik kültürünün küçük ama oldukça açıklayıcı bir örneği olarak görüyorum. Kürde yukarıdan bakan, kadını küçümseyen, kadın bedenini erkek kahkahasına malzeme eden bir zihniyetin örneği.

Ama bu hikâyede dikkatimi çeken başka bir şey daha var.

Bu kez insanlar sessiz kalmadı.

Kürtler tepki gösterdi. Kadınlar tepki gösterdi. Feministler tepki gösterdi. Sosyal medyada insanlar dönüp "Canım o da bir fıkra" demedi. Çünkü artık biliyoruz ki bazı fıkralar sadece fıkra değildir. Bazı kahkahalar sadece kahkaha değildir.

Eskiden bu tür fıkralar anlatılır, birkaç kişi güler, konu kapanırdı. Artık kapanmıyor. Çünkü aşağılananlar konuşuyor. Kürtler konuşuyor. Kadınlar konuşuyor. Kendileri hakkında kurulan aşağılayıcı mizahı reddediyorlar.

Belki de bazı insanların asıl rahatsızlığı tam da budur.

Artık kimse onlar adına gülmüyor.

Çünkü insanın dünyaya nasıl baktığını bazen anlattığı fıkralar ele verir. Kime güldüğünden çok kimi güldürü malzemesi yaptığı anlatır her şeyi.

Rahmi Koç'un anlattığı fıkra bana bir kez daha bunu hatırlattı.

Bir Kürt kadınının aşağılanmasının hâlâ komik bulunabildiği bir ülkenin fotoğrafını.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam