10/06/2026 | Yazar: devrim aden
babalarınıza selam söyleyin çocuklar. bir gün onlara korkunun nasıl erkeklik diye öğretildiğini sorun.
bugün zihnimin karanlık kutuları arasında dolaştım. uzun zamandır el sürülmemiş bir tavan arasına çıkmış gibiydim; her şey biraz dağılmış, biraz unutulmuş, biraz da fazla tozlanmıştı. bazı kutuların üstü kalın bir örtüyle kaplanmıştı, bazıları ise hâlâ dokunulduğunda acıyabiliyordu. aralarından en büyük olanını seçtim. en ağırını. en çok toz tutmuş olanını.
kapağını kaldırdığım anda zaman doğrusal akmayı bıraktı. kendimi lise yıllarında buldum.
dersin ortasında tuvalete gitmiştim. erkekler tuvaleti yalnızca o saatlerde boş olurdu. sessizliğin birkaç dakikalığına bana ait olabildiği nadir yerlerden biriydi. ellerimi yıkayıp çıkmaya hazırlanıyordum. o günün de diğer günlerden biri olacağını sanıyordum.
ama olmadı. kapı açıldı.
düzenli olarak zorbalığına maruz kaldığım dört kişilik erkek grubu içeri girdi.
bazı anlar vardır; insan tehlikeyi henüz anlamadan bedeni anlamıştır bile. ben daha ne olduğunu kavrayamadan omzuma sert bir yumruk indi.
“sen ibne misin?”
“neden sürekli güzel kızlar senin yanında?”
sorular değil, suçlamalardı bunlar. cevap beklemeyen, yalnızca hedef arayan cümlelerdi.
erkeklik bazen ne kadar kırılgan bir şeydi. dört kişinin bir araya gelip bir çocuğu dövmesini gerektirecek kadar kırılgan.
kapıya yöneldim.
karın boşluğuma ikinci yumruk geldi. nefesim kesildi.
sonra enseme bir tane daha. dünya bir anlığına eğrildi. sonrasını hatırlamıyorum.
bellek bazen insanı korumak için bazı kapıları içeriden kilitler. o günün geri kalanı zihnimde parçalanmış bir film şeridi gibi kaldı.
kendime geldiğimde yerdeydim. üstüm başım yırtılmıştı. dudağım patlamıştı.
ağzımda kanın metalik tadı vardı. ve altıma işemiştim.
o an hissettiğim şey sadece acı değildi; utanç, bedenin içine yerleşen bir zehir gibi çok daha uzun süre kalan bir şeydi. sanki insanlığımın bir kısmı orada parçalanmıştı.
ne olduğunu anlamaya çalışırken kapının dışarıdan kilitlendiğini fark ettim. beni tuvalete kilitlemişlerdi.
bir süre sonra kapı açıldı. okulun temizlikçisiydi. hiçbir şey söylemeden çıktım.
eşyalarımı topladım.
başımı kaldırmadan okulun bahçesine yürüdüm. ve o gün kendime bir söz verdim:
bir daha hiçbir erkek bana zarar veremeyecekti. belki çocukça bir sözdü.
belki sadece hayatta kalma biçimiydi.
ama bazı sözler insanın karakteri değil, yarası tarafından verilir. yıllar geçti.
o günün yarası kapandı ama izi kalmadı diyemem. bazı anılar insanın içinde kurşun gibi kalır; hareket ettikçe yer değiştirir ama hiç kaybolmaz.
sonra bir gün, beni o tuvalette darp eden çocuklardan ikisi farklı zamanlarda karşıma çıktı. özür dilemek için.
daha da garibi, ikisi de benden hoşlandıklarını söyledi.
o an içimde bir şey daha kırıldı.
çünkü meğer o yumrukların altında sadece nefret yokmuş. korku varmış.
arzu varmış.
ve erkekliğin öğrettiği o tuhaf refleks: hissedemediğini şiddetle bastırmak. meğer bazı erkekler arzularını söylemeyi değil, yok etmeyi öğreniyormuş. bu itirafı duyduğumda içimde bir rahatlama olmadı.
sadece büyük bir boşluk kaldı.
onlara yıllar önce o tuvalette yaşadıklarımı anlattım. yumrukları.
korkuyu.
yerde yatarken hissettiğim çaresizliği. altıma işediğim o anı.
kapının kilitlenişini. dinlediler.
ikisi de ağladı.
hüngür hüngür ağladı.
belki ilk kez yaptıklarının gerçek ağırlığını gördüler.
belki ilk kez karşılarındaki kişinin bir hedef değil, bir insan olduğunu fark ettiler. ama bazı şeyler fark edilince düzelmez.
çünkü bazı kırılmalar geri dönmez.
ve bazı özürler, yalnızca geç kalmış bir farkındalıktır. bu yüzden bu hikâye sadece bir şiddet hikâyesi değil. bu, erkekliğin nasıl öğretildiğine dair bir hikâye. korkunun nasıl güç gibi sunulduğuna. arzunun nasıl utanca dönüştürüldüğüne.
ve utancın nasıl şiddet olarak geri döndüğüne.
babalarınıza selam söyleyin çocuklar.
bir gün onlara korkunun nasıl erkeklik diye öğretildiğini sorun.
ve size de selamlar emir ve yusuf.
belki beni hatırlamıyorsunuzdur.
ama umarım o gün yaptıklarınızı hatırlıyorsunuzdur. çünkü bazı anılar kaybolmaz.
sadece büyür.
*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.
Etiketler: yaşam, eğitim, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
