13/01/2026 | Yazar: Kaos GL
Trans Çalıştayı Sonuç Raporu’nda; transların beden, sokak, barınma ve sağlık alanlarında maruz kaldığı hak ihlalleri ile bu ihlaller karşısında geliştirilen dayanışma ve mücadele stratejileri yer alıyor.
19-20 Kasım tarihlerinde Ankara’da yapılan Trans Çalıştayı, 56 trans hakları savunucusunu ve 31 sivil toplum örgütünü bir araya getirdi. Pembe Hayat Derneği, Muamma LGBTİ+ Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği, 20 Kasım Derneği, 7 Renk LGBTİ+ Derneği, Kapsama Alanı ve Hande Kader Dayanışması’nın çağrısıyla bir araya gelen hak savunucuları, trans topluluğunun devlet politikaları aracılığıyla büyük bir saldırı altında olduğunu ortaya koydu.
Çalıştay sonunda tespit edilen sorunların ve geliştirilen stratejik önerilerin yer aldığı Trans Çalıştayı Sonuç Raporu ise, 12 Ocak Pazartesi günü yayınlandı.
Sonuç raporu, Defne Güzel tarafından hazırlandı; raportörler arasında Baran Alaz, Kerem Selçuk, Özlem Şen ve Nergiz Görnaz yer alıyor. Raporun tasarımı ise Eylem Esen Arabacı tarafından yapıldı.
Raporda; transların beden, sokak, barınma ve sağlık alanlarında maruz kaldığı hak ihlalleri ile bu ihlaller karşısında geliştirilen dayanışma ve mücadele stratejileri yer alıyor. Rapor; dayanışmayı güçlendirmeyi, ittifakları genişletmeyi ve kamusal görünürlüğü artırmaya yönelik stratejileri göstermeyi amaçlıyor.
Raporda, transların günden güne bir korku sarmalının içine itildiği, LGBTİ+’ların bağımlılığa ilişkin desteklere erişemediği, HIV ile yaşayan LGBTİ+’lara dönük fişlemenin devam ettiği ve ekonomik zorluklar sebebiyle transların barınma hakkına erişiminin engellendiği belirtildi. Sistematik hak ihlallerinin özellikle “beden”, “sokak”, “barınma” ve “hormon” başlıkları altında yoğunlaştığı kaydedilirken, iktidarın nefret söylemlerinin ve cezasızlık algısının transların bedenleri üzerinde tahakküm kurduğu ve aynı zamanda özbakımı dahi bir lüks haline getirdiği vurgulandı. Sokakta devam eden erkek şiddeti ve polis şiddeti, transların zorla karakola götürülerek fişlenmesi, evlerinin mühürlenmesi ve müstehcenlik suçlamalarıyla cezalandırılması ise yaşam hakkı ve barınma hakkı ihlallerinin ulaştığı tehlikeli boyutları bir kez daha kanıtladı.
Raporda yer alan çözüm önerilerinin bir kısmı ise şöyle:
- Dernekler ve aktivistler arasındaki mesafe sorunu giderilmeli. İletişim eksiklikleri örgütlenmeyi zedelerken kimseyi dışarda bırakmadan, gönüllülerin motivasyonunu artıracak faaliyetleri yeniden kurgulamak gerekiyor. Örgütler ve aktivistler arasında yaşanan sorunlar kurumsal politikayla çözülmeli. Transların birbirleri ile haberleşebileceği bir iletişim kanalı oluşturulmalı. Hangi transların nerede yaşadığı, neye ihtiyacı olduğu üzerine bilgi havuzu (sosyal medya üzerinden, trans anneler üzerinden erişilebilir) oluşturulmalı.
- Transları koruyacak kanun taslakları üzerine çalışılmalı. Transların varlığını destekleyecek yasalar talep edilmeli.
- Dayanışma odaları, trans misafirhanesi, kira destek fonu, sandık kurma, huzurevi işletmesi, trans emlakçılığı üzerine çalışma yürütülmeli.
- Akran danışmanlığını büyütülmeli. Transların trans olmayanlardan öğrenebileceği ve trans olmayanlara öğretebileceği alanlar yaratılmalı.
- Menopoz ve hormon replasmanı arasında yakınlık kurulmalı. Kadın hareketinin daha fazla gündemine girmeli.
- Regl, hormon, kürtaj, menopoz, HPV gibi csüs alanında ortaklıklar artırılmalı ve kampanya düzenlenmeli.
- Hormonun yalnızca translar için değil herkes için ihtiyaç olduğu, ücretsiz olması gerektiği, kontrollü kullanımı vurgulanmalı.
- Sivil toplum örgütleriyle temas artırılmalı. Müttefikler artırılmalı.
Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, yaşam, nefret suçları, barınma, siyaset, trans, lgbti, müstehcenlik
