22/07/2026 | Yazar: Kaos GL
LGBTİ+ örgütleri TBMM Genel Kurulu gündemindeki Siber Güvenlik Başkanlığı düzenlemesine tepki gösterdi. Örgütler, teklifin ifade ve örgütlenme özgürlüğünü tehdit ettiğini belirterek, "LGBTİ+'ların dijital kamusal alanı güvenlik bürokrasisine teslim edilemez" dedi.
Fotoğraf: meltem ulusoy / csgorselarsiv.org
LGBTİ+ örgütleri, TBMM Genel Kurulu gündemindeki Siber Güvenlik Başkanlığı düzenlemesine tepki gösterdi. Örgütler, teklifin internet ve dijital kamusal alan üzerindeki denetim ve sansür yetkilerini güvenlik bürokrasisinin bir parçası olan Siber Güvenlik Başkanlığı'na (SGB) devretmeyi öngördüğünü belirtti.
Açıklamada, teklifin başta ifade ve örgütlenme özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükler açısından "telafisi imkânsız sonuçlar" doğuracağı ifade edildi.
"Yargı kararı olmaksızın müdahalenin önü açılıyor"
Örgütler, düzenlemeyle Siber Güvenlik Başkanlığı'nın herhangi bir yargı kararı ya da kurum talebi olmaksızın sosyal medya platformları, oyun servisleri, veri merkezleri ve internet altyapısına yönelik kısıtlama kararları alabileceğine dikkat çekti.
Açıklamada ayrıca, Başkanlığın alacağı "tedbir" kararlarının içerik sağlayıcılar ve internet servis sağlayıcıları tarafından iki saat içinde uygulanmasının zorunlu tutulacağı, kanun teklifindeki "tedbir" kavramının ise sınırlarının tanımlanmaması nedeniyle idareye geniş ve öngörülemez yetkiler tanıyacağı belirtildi.
Örgütler, teklifin erişim engeli, içerik çıkarma, bant daraltma ve sayfa kapatma gibi işlemlerin önce uygulanmasını, yargı denetiminin ise daha sonra devreye girmesini öngördüğünü belirterek bunun "önce sansür, sonra yargı" anlayışını kurumsallaştıracağını vurguladı.
"LGBTİ+'ların dijital varlığı hedef alınıyor"
Haziran ayında çok sayıda LGBTİ+ örgütünün, kadın örgütünün, hak savunucusunun ve bağımsız medya kuruluşunun sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildiğini hatırlatan örgütler, dijital alanın LGBTİ+'lar açısından önemli olduğunu vurguladı.
Açıklamada, "Toplanma ve gösteri yürüyüşü hakları engellenen LGBTİ+'ların kendilerini ifade edebildikleri, dayanışma ağları kurabildikleri ve hak ihlallerini duyurabildikleri dijital alanlar, muğlak gerekçelerle bütünüyle erişilemez hale getirilme tehdidi altında" denildi.
Örgütler, hukuki belirlilikten uzak ve sınırları tanımlanmamış yetkilerle donatılmış bir güvenlik bürokrasisinin LGBTİ+'ların varoluşunu ve hak mücadelesini tek bir kararla dijital alandan silebilmesinin önünün açıldığına dikkat çekti.
"Teklif yasalaşmamalı"
Düzenlemenin yalnızca LGBTİ+'ları değil, haber alma hakkı kısıtlanan ve düşüncesini özgürce ifade etmek isteyen herkesin dijital alandaki varlığını tehdit ettiğini belirten örgütler, sorunun yalnızca yetkinin BTK'dan Siber Güvenlik Başkanlığı'na devredilmesi olmadığını vurguladı.
Açıklama, şu çağrıyla sona erdi:
"TBMM'ye ve tüm milletvekillerine sesleniyoruz: İfade özgürlüğünü askıya alan, yargısal güvenceleri ortadan kaldıran ve dijital alanı tamamen kısıtlamayı hedefleyen bu düzenlemeler kesinlikle yasalaşmamalıdır."
İmzacı örgütler: Kaos GL, 17 Mayıs Derneği, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Mersin 7 Renk Derneği, ÜniKuir Derneği, Genç LGBTİ+ Derneği, Özgür Renkler Derneği, 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği, Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER), LİSTAG (LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği), HEVİ LGBTİ+ Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği, Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği ve Muamma LGBTİ+ Derneği.
LGBTİ+’ların dijital kamusal alanı güvenlik bürokrasisine teslim edilemez! Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan geçerek Genel Kurul gündemine gelen yeni yasa teklifi, internet ve dijital kamusal alan üzerindeki denetim, kısıtlama ve sansür yetkilerini temelden değiştiren tehlikeli bir sürecin kapısını aralıyor. Yapılması öngörülen düzenleme ile BTK’da bulunan birçok yetki, güvenlik bürokrasisinin bir parçası olan Siber Güvenlik Başkanlığı’na (SGB) devredilecek. Başta ifade ve örgütlenme özgürlüğü hakları olmak üzere insan hakları açısından telafisi imkansız sonuçlar doğuracak olan bu yasa teklifinin neler getirdiğini ve hak savunucuları ile LGBTİ+’lar için ne anlama geldiğini kamuoyunun bilgisine sunarız: Teklif neleri değiştiriyor ve ne getiriyor? Yargı kararı olmaksızın "re'sen" müdahale: Yeni düzenleme ile SGB, herhangi bir kurumdan talep gelmesini veya bir yargı kararı bulunmasını beklemeksizin; kendi değerlendirmesiyle sosyal medya platformlarına, oyun servislerine, veri merkezlerine ve internet altyapısına doğrudan kısıtlama kararları verebilecek. 2 saat içinde uygulama zorunluluğu: SGB tarafından alınacak "tedbir" kararları; içerik sağlayıcılara, veri merkezlerine ve internet servis sağlayıcılarına iletildiği andan itibaren en geç 2 saat içinde uygulanmak zorunda olacak. Sınırları belirsiz "tedbir" yetkisi: 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklenmek istenen maddede yer alan "tedbir" kavramının içeriği ve sınırları tanımlanmadığından idareye tamamen keyfi, öngörülemez ve sınırsız bir takdir yetkisi tanınacak. "Önce sansür, sonra yargı" modeli: Erişim engelleri, içerik çıkarma, bant daraltma ve sayfa kapatma gibi ağır müdahaleler önce uygulanacak; yargı denetimi ise ancak işlem bittikten sonra devreye girecek. Hak arama hürriyeti ve ihlali önleyici yargısal güvenceler tamamen devre dışı bırakılacak. Ağırlaştırılmış yükümlülükler: Sosyal ağlar üzerindeki yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü, içeriğin yeniden yüklenmesini önleme ve bant daraltma gibi idari yaptırım yetkileri de güvenlik odaklı bu kuruma devredilecek. Hak savunucuları için ne anlama geliyor? Haziran ayında çok sayıda LGBTİ+ örgütünün, kadın örgütünün, hak savunucusunun ve bağımsız medya kuruluşunun sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri, dijital alanın bizler için ne kadar hayati ama bir o kadar da kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Görünürlük ve örgütlenme özgürlüğüne doğrudan tehdit: Toplanma ve gösteri yürüyüşü hakları engellenen LGBTİ+’ların kendilerini ifade edebildikleri, dayanışma ağları kurabildikleri ve hak ihlallerini duyurabildikleri dijital alanlar, muğlak gerekçelerle bütünüyle erişilemez hale getirilme ve engellenme tehdidi altında. Ayrımcılığın derinleşmesi: Hukuki belirlilik ilkesinden uzak, "tedbir" adı altında ucu açık yetkilerle donatılmış bir güvenlik bürokrasisinin; varoluşumuzu, söylemlerimizi ve hak mücadelemizi "sakıncalı" görerek tek bir kararla dijitalden silmesinin önü açılıyor. Anayasa ve AİHM içtihatlarına aykırılık: Anayasa’nın belirlediği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de içtihatlarında benimsediği temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ilkesi ile "öngörülebilirlik" ve "ölçülülük" kriterleri açıkça çiğneniyor. Hukuki güvencenin olmadığı bir yapıda, ifade özgürlüğünden söz edilemez. Çağrımızdır! Bu düzenleme, sadece LGBTİ+’ların değil; haber alma hakkı kısıtlanan, fikrini özgürce beyan etmek isteyen tüm yurttaşların ve muhalefetin dijitaldeki varlığına yönelik kesintisiz bir sansür mekanizması oluşturma tehlikesi taşımaktadır. Mesele, yetkinin BTK’dan alınıp SGB’ye verilmesi değil; hak ve özgürlüklerin, yargısal güvencelerden yoksun bir biçimde güvenlik eksenli idari yapılara devredilmesidir. Sokakta, alanda ve sosyal medyada varlığımızı yok saymaya çalışan bu anlayışa karşı ifade özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü ve ayrımcılık yasağını savunmaya devam edeceğiz. TBMM’ye ve tüm milletvekillerine sesleniyoruz: İfade özgürlüğünü askıya alan, yargısal güvenceleri yok eden ve dijital alanı tamamen kısıtlamayı hedefleyen bu düzenlemeler kesinlikle yasalaşmamalıdır. |
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
