27/01/2026 | Yazar: Kaos GL
“Aramızda en çok hedef alınanları savunduğumuzda, hepimizin paylaştığı geleceği savunmuş oluruz.”
Will Fries’ın Washington Blade’te yayınlanan “Queer liberation is your liberation” başlıklı yazısını, Kaos GL okurları için Türkçeleştirdik:
Otoriter rejim gelişini ilan etmez. Bunu yapamayacak kadar korkaktır. Sessizce ilerler; kenarlardan sızar, bir toplumun ne kadar korkuya ve zulme tahammül edeceğini, tanık olanların başkalarına yapılanlara ne kadar göz yumacağını yoklar. Tarih gösteriyor ki LGBTİ+’lar, özellikle translar, çoğu zaman ilk hedef alınanlardır. Bu hedef alma tesadüf değildir. Bilinçlidir.
LGBTİ+ haklarını savunmak niş bir mesele değildir. Bu, demokratik refahı ölçen bir turnusol kağıdıdır. Bir grubun hedef alınmasına izin veren bir toplum sadece bununla da yetinmez. Sabah LGBTİ+’ları hedef gösteren toplum, öğleden sonra oklarını eğitimcilere, gazetecilere, seçmenlere ve demokratik kurumlara yöneltir. Bu bir varsayım değil; defalarca yaşanmış bir örüntüdür.
Dünyanın dört bir yanında LGBTİ+ toplulukları, eş güdümlü bir saldırı altında. Rusya’da “uluslararası LGBTİ+ hareketi” radikal ilan edilerek, LGBTİ+ varoluşu hukuken terörizmle eş tutuluyor. Bu yabancı etkinin belirgin yankılarını Amerika Birleşik Devletleri’nde de görüyoruz. Başka yerlerde hükümetler LGBTİ+ varoluşunu suç sayıyor, transları kamusal hayattan siliyor ya da sindirme yoluyla insanları sessizliğe zorluyor. Sıra tanıdık: canavarlaştıran söylem, kısıtlayıcı politikalar ve nihayetinde şiddetin açıkça meşrulaştırılması. Bu uyarı işaretleri görmezden gelindiğinde, baskı hızlanır.
Bunun soyut bir mesele olduğuna inanmak rahatlatıcı olabilir. Ama öyle değil. Amerika Birleşik Devletleri’nde LGBTİ+’lar, kendi topluluklarında artık güvende hissetmedikleri için başka ülkelere sığınma başvurusunda bulunuyor. İnsanlar güvende olmak için yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalıyorsa, LGBTİ+ topluluğumuzu hayal kırıklığına uğrattık demektir.
Soykırımın Önlenmesi için Lemkin Enstitüsü’ndeki (Lemkin Institute for Genocide Prevention) uzmanlar, ABD’deki trans topluluğunun ciddi ve giderek artan bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor. Bu değerlendirme tarihe ve geçmişe dayanıyor. Soykırım yalnızca kitlesel öldürmelerden ibaret değildir. Bir grubun güvenli ve açık biçimde var olma imkanının sistematik olarak yok edilmesidir. Hukuki silinme, kamusal şeytanlaştırma, kurumlardan dışlama ve hoş görülen taciz bu sürecin erken aşamalarıdır. Tarih açıktır. Harekete geçmek için doğru zaman, zarar geri döndürülemez hale gelmeden öncedir.
Demokratik gerileme nadiren gösterişli biçimde ortaya çıkar. Okul kurulu oylamalarıyla, bürokratik düzenlemelerle, seçilmiş liderlerin eylemsizliğiyle ve tek tek bakıldığında küçük görünen ama biriktikçe etkisi büyüyen sembolik geri adımlarla gelir. Tahribat işte böyle yerleşir.
“LGBTİ+’ların kurtuluş mücadelesindeki her kazanım, demokrasinin kendisini güçlendirir”
ABD’nin Maryland eyaletindeki Salisbury’de bu tahribat görünür hale geldi. Kent, Onur Ayı boyunca LGBTİ+ bayraklarının asılmasını sonlandırdı ve şehir merkezindeki gökkuşağı desenli yaya geçidini kaldırdı. Bunlar tarafsız idari kararlar değildi. Kentte yaşayan LGBTİ+ sakinlere, görünür olmalarının istenmediğinin ve bu kent topluluğuna ait olmadıklarının sinyalini açıkça verdiler.
Bir topluluk, güvenliği teyit eden sembolleri kaldırdığında; LGBTİ+’ları yansıtan kitaplar okullardan ve kütüphanelerden çıkarıldığında; çocuklar yalnızca “farklı” oldukları için yaşamın parçası olmaktan dışlandığında, zarar ortaya çıkar. Bu, farklılığın tehlikeli olduğu fikrini öğretir. Siyasetçiler ve yetkililer trans gençleri korumadığında ise sonuçlar somuttur: ruh sağlığı krizleri, yalnızlaşma ve hatta kaybedilen hayatlar.
LGBTİ+ bayrakları, gökkuşağı desenli yaya geçitleri, kapsayıcı müfredatlar ve destekleyici politikalar yalnızca sembolik değildir. Herkesin bu topluluğa ait olduğunu ve ayrımcılığa geçit verilmeyeceğini ilan ederler. Bunların kaldırılması LGBTİ+’ları yalnızlaştırır ve topluluğu ortak bir sorumluluk olarak değil, dışlayıcı bir cemiyet olarak görenleri cesaretlendirir.
LGBTİ+’ların kurtuluşu, daha geniş bir topluluğun özgürleşmesinden ayrı değildir. Bununla ayrılmaz biçimde bağlantılıdır. LGBTİ+ olarak açık kimlikle yaşamak; korku, katı roller ve dayatılmış uyum üzerine kurulu sistemlere meydan okur. LGBTİ+’lar güçlendiğinde herkes zafer kazanır. LGBTİ+’ların özgürlük mücadelesindeki her kazanım, demokrasinin kendisini güçlendirir.
İlerlemenin mümkün olduğunu işte böyle biliyoruz. Her LGBTİ+ bayrağı dalgalanmaya devam ettiğinde. Her gökkuşağı desenli yaya geçidi yerinde durduğunda. Her yerel düzenleme cinsiyet kimliğini koruduğunda. Her okul bir öğrencinin saygınlığını beyan ettiğinde. Bunlar küçük kazanımlar değildir. Özgürlük birikerek büyür.
Ulusal siyaset kaotik ve bunaltıcı hissettirebilir. Federal kurumlar yavaş, karmaşık ve mesafelidir. Ama demokrasiyi savunmak buradan başlamaz. Komşuların belediye meclislerine gelmesi, hesap sorması ve bağnazlığın politikayı şekillendirmesine izin vermemesiyle yerelde başlar. Bir belediye meclisi salonunu ya da bir okul kurulu toplantısını korumak için olağanüstü bir güce gerek yoktur. Ayağa kalkmaya istekli insanlar gerekir. Seyirci kalmayı reddeden, araya girmeye hazır insanlar gerekir.
Şimdi, harekete geçme zamanıdır. Sessizlik tahribatı mümkün kılar. Eylem ivme yaratır. Soru, değişimin mümkün olup olmadığı değil. Soru, onu sahiplenmeye hazır olup olmadığınızdır.
LGBTİ+’ların kurtuluşu, senin kurtuluşundur. Aramızda en çok hedef alınanları savunduğumuzda, hepimizin paylaştığı geleceği savunmuş oluruz. Dalgalanan her LGBTİ+ bayrağı, geri getirilen her gökkuşağı desenli yaya geçidi, rafta bırakılan her kitap ve saygınlığı tasdikleyen her politika, kent sınırlarının çok ötesine uzanan bir mesaj verir. Dünyaya, demokrasinin burada savunulduğunu söyler.
Yerel kazanımlar küresel kazanımlardır. Ve her biri önemlidir.
Kaynak: Washington Blade
Etiketler: insan hakları, yaşam, nefret suçları, siyaset, dünyadan, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik
