17/03/2026 | Yazar: Kaos GL
CHP’nin şubat ayına ilişkin İfade Özgürlüğü Raporu açıklandı; şubat ayında özellikle üniversitelerde protesto hakkını kullanan öğrenciler hedef alındı; ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar devam etti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hukuk Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı tarafından hazırlanan şubat ayına ilişkin “İfade Özgürlüğü Raporu” yayınlandı; rapor, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin sistematik biçimde sürdüğünü ortaya koydu.
Raporda; eleştirilerin “hakaret” olarak değerlendirilmesi, erişim engelleri, anayasal protesto hakkına müdahaleler, RTÜK yaptırımları, dezenformasyon kanununun bir sansür aracı olarak kullanılması ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasının kullanım biçimi başlıkları altında, özgür ifade alanını daraltan uygulamalar ele alındı.
“Anayasal protesto hakkının ele alınması” bölümünde, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar’a HDK soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” iddiasıyla açılan davaya da yer verildi. Raporda; davanın ikinci duruşmasının 23 Şubat tarihinde Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldüğü hatırlatıldı; mahkemenin, yurt dışına çıkış yasağının sürdürülmesine karar verdiği belirtildi.
“Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahaleler, sistematik biçimde sürdü”
Rapora göre; toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahaleler, şubat ayında da sistematik biçimde sürdü. Anayasanın güvence altına aldığı protesto hakkı; valilik yasakları, kolluk müdahaleleri ver idari yaptırımlar yoluyla fiilen sınırlandırılmaya devam etti. Şubat ayında özellikle üniversitelerde protesto hakkını kullanan öğrenciler hedef alındı. Marmara Üniversitesi’nde LGBTİ+’ları hedef alan “Gökkuşağı Faşizmi” belgeseline karşı yapılan protesto sırasında polis müdahalesi ile iki öğrenci gözaltına alındı; gözaltı sırasında ters kelepçe uygulandı.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi öğrencileri hakkında “yasal olmayan bayraklar” açtıkları gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatıldı. “Medeniyet ve Ailemiz” etkinliğini protesto eden öğrencilere açılan disiplin soruşturması bildiriminde; öğrencilerin idareden izin almadan etkinlik salonu önünde toplandığı, programın düzenini bozacak şekilde “LGBT propagandası” yaptığı ve “yasal olmayan bayraklar” açtığı belirtildi.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ise “Akıntının Aksine: Dijital Dünyada Tahakküm ve Marjinalite” başlığıyla planlanan “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin yapımcı ve yönetmenlerinin katıldığı etkinliğe bazı öğrenciler tepki gösterdi. Salon önünde slogan atan ve konuşma yapan öğrenciler salondan uzaklaştırılırken, polis müdahalesiyle iki öğrenci gözaltına alındı. Etkinlikte belgeselin yapımcı Eyüp Gökhan Özekin ve yönetmen Abdülgafur Şahin’in yer almasına karşılık öğrenciler, “Nefrete inat yaşasın hayat” sloganları attılar. Gözaltı sırasında öğrencilerden birine ters kelepçe uygulandı.
İstanbul’da 23. Onur Yürüyüşü’nün Yenikapı Miting Alanı’nda düzenlenmesi için yapılan başvuru, İstanbul Valiliği tarafından “kamu güvenliği, genel ahlak, kamu düzeni ve terör olaylarının önlenmesi” gerekçeleriyle reddedildi. Bu yasak kararına karşı İstanbul Onur Haftası Komitesi ve SPoD, idare mahkemesinde dava açtı. İstanbul 12. İdare Mahkemesi, yaklaşık yedi ay sonra görülen duruşmada Valiliğin yasaklama işlemini hukuka aykırı buldu ve kararı oybirliğiyle iptal etti. Mahkeme, iptal gerekçesinde Valiliğin ileri sürdüğü kamu güvenliği ve benzeri gerekçeler bakımından açık, somut ve yakın bir tehlike ortaya konulmadığını belirtti.
Gökçe Gökçen: "İfade özgürlüğünü savunuyoruz"
Şubat ayında yaşanan gelişmeler, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasının şiddetin önlenmesi ve nefret suçlarıyla mücadele amacıyla değil, farklı görüşlerin ve eleştirel ifadelerin baskılanması için kullanılan bir araca dönüştüğünü gösterdi. Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında başörtüsü takarak paylaştığı bir video nedeniyle iddianame düzenlendi ve hakkında hapis cezası talep edildi. İddianamede Övüç için “kadınsı hareketler sergileyen ve kendisini gay olarak tanımlayan şüpheli” ifadelerinin kullanılması, cinsel yönelim ve kimlik ifadelerinin suçlama dilinin parçası haline getirildiğini ortaya koydu.
Ayrıca, Avrupa Konseyi Gençlik Delegesi ve LGBTİ+ hakları savunucusu Enes Hocaoğulları hakkında açılan davada beraat kararı verildi. Mahkemenin beraat kararı, eleştirel açıklamaların suçlama konusu yapıldığını ve tutukluluğun hukuki dayanağının bulunmadığını gösterdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, ifade özgürlüğüne yönelik sansürlerin İBB duruşmasının öncesinde arttığını söyledi, şu ifadeleri kullandı:
“Toplumun tartışmadığı, gençlerin konuşmadığı, gazetecilerin doğru bilgiyi aktaramadığı bir düzen hedefleniyor. Buna rağmen gençler konuşuyor, gazeteciler zor koşullara rağmen susmuyor, toplum gerçeği duymak istiyor. Biz ifade özgürlüğünü savunuyoruz, çünkü halkımız gerçekleri duymayı hak ediyor.”
Raporun ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaları kaydettiğini hatırlatan Gökçen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ocak ayında olduğu gibi Şubat ayında da raporumuz hem ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaları kaydediyor, hem de hangi söz ve haberlerden rahatsız olunduğunun da altını çiziyor. Bu dönem gerçeklerle yalanlar arasında, aydınlıkla karanlık arasında, iyiyle kötü arasında bir mücadeleye tanıklık ediyoruz. Hiç kuşkusuz yalanlara karşı gerçekler, karanlığa karşı aydınlık, kötülüğe karşı iyilik kazanacak.”
Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, anayasa, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü
