10/07/2026 | Yazar: Kaos GL
LGBTİ+ örgütleri ve hak odaklı habercilik yapan gazetecilerin sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine tepki gösteren dernekler, uygulamaların ifade ve basın özgürlüğünü hedef aldığını belirterek erişim engellerinin derhal kaldırılmasını istedi.
LGBTİ+ dernekleri, platformlar ve hak örgütleri ile LGBTİ+ haberciliği yapan gazetecilerin X ve Instagram hesaplarına yönelik erişim engellerine ilişkin ortak açıklama yayınladı. Açıklamada, söz konusu kararların ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, örgütlenme özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik ağır bir saldırı olduğu belirtildi.
Ortak açıklamada, 100'ü aşkın kurumun ve çok sayıda gazetecinin sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesinin münferit bir sansür uygulaması olmadığı vurgulanarak, bunun uzun süredir LGBTİ+'ları kamusal yaşamdan dışlamayı hedefleyen politikaların yeni bir halkası olduğu ifade edildi.
"Münferit bir sansür uygulaması değil"
Açıklamada, son yıllarda "Aile Yılı" politikalarıyla derinleştirilen nefret söylemi, LGBTİ+ örgütlerine yönelik idari ve yargısal baskılar, Onur Yürüyüşü yasakları, barışçıl toplantılara yönelik polis şiddeti ve sosyal medya sansürünün aynı siyasal hattın parçaları olduğu belirtildi.
"LGBTİ+'ları kamusal yaşamdan dışlamayı hedefleyen politikaların yeni bir halkası" olarak tanımlanan erişim engellerine ilişkin açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Son yıllarda 'Aile Yılı' politikalarıyla derinleştirilen nefret söylemi, derneklerimize yönelik idari ve yargısal baskılar, Onur Yürüyüşü yasakları, barışçıl toplantılara dönük polis şiddeti ve şimdi de sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri aynı siyasal hattın parçalarıdır."
"Sistematik bir dijital karartma girişimi"
Örgütler, bir yandan LGBTİ+'ların varoluşunu kriminalize etmeyi amaçlayan yargı düzenlemelerinin gündeme getirildiğini, diğer yandan ise LGBTİ+ örgütlerinin ve gazetecilerin kamuoyuyla kurduğu iletişim kanallarının hedef alındığını belirtti.
Açıklamada, erişim engellerinin LGBTİ+ hareketine ve hak odaklı haberciliğe yönelik sistematik bir müdahale olduğu vurgulanarak şöyle denildi:
"100'ü aşkın kurumun ve LGBTİ+ haberciliği yapan gazetecilerin hesaplarına yönelik erişim engelleri, LGBTİ+ hareketine ve hak odaklı haberciliğe yönelik sistematik bir dijital karartma girişimidir."
Açıklamada, dijital karartmanın amacının yalnızca belirli hesapları susturmak olmadığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:
"Amaç LGBTİ+'ların sesini, dayanışmasını, bilgisini, hafızasını, görünürlüğünü ve hak ihlallerine ilişkin haberleri kamusal alandan silmektir."
"Sosyal medya hesaplarımız kamusal alanlarımızdır"
LGBTİ+ örgütleri, sosyal medya hesaplarının yalnızca iletişim araçları olmadığını, aynı zamanda hak ihlallerinin görünür kılındığı, dayanışma ağlarının örüldüğü ve hukuki bilginin paylaşıldığı kamusal alanlar olduğunu vurguladı.
Açıklamada,
"Sosyal medya hesaplarımız hak ihlallerini belgelediğimiz, hukuki bilgi paylaştığımız, dayanışma ağlarını ördüğümüz, nefret suçlarını görünür kıldığımız, kültürel üretimleri paylaştığımız ve binlerce LGBTİ+'nın yalnız olmadığını hissettiği kamusal alanlardır" denildi.
Gazetecilerin hesaplarının ise kamuoyunun hak ihlallerinden haberdar olmasını sağlayan önemli haber mecraları olduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
"Bu alanlara yönelik dijital karartma; ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, örgütlenme özgürlüğüne ve bilgiye erişim hakkına yönelmiş bir saldırıdır."
X ve Meta'ya çağrı
Ortak açıklamada sosyal medya şirketlerinin sorumluluğuna da dikkat çekildi. X ve Meta'nın yalnızca teknik altyapı sağlayan şirketler olmadığı belirtilerek, milyonlarca insanın ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişim hakkını doğrudan etkileyen küresel platformlar oldukları vurgulandı.
Örgütler, sosyal medya şirketlerine şu çağrıyı yaptı:
"Hak savunucularını ve gazetecileri hedef alan erişim engeli kararlarının aracı olmamalıdır."
Açıklamada ayrıca, şirketlerin devletlerin sansür politikalarını sorgulamaksızın uygulamak yerine uluslararası insan hakları standartlarına uygun, şeffaf ve hesap verebilir politikalar benimsemesi gerektiği belirtilerek, bağımsız medya ile hak savunucularının dijital alandaki varlığının korunması istendi.
"Biz buradayız"
Ortak açıklamada, erişim engellerinin LGBTİ+'ların birbirine ulaşma hakkını, bağımsız haberciliği, dayanışma ağlarını ve toplumun haber alma hakkını hedef aldığı ifade edildi.
Açıklamanın sonunda ise şu ifadelere yer verildi:
"Ne erişim engelleri ne de dijital karartma LGBTİ+'ların varoluşunu, hak mücadelesini ve gazeteciliği ortadan kaldırabilir."
Açıklamanın tamamı şöyle: Türkiye’de LGBTİ+ hakları alanında çalışan derneklerin, platformların ve hak örgütlerinin yanı sıra LGBTİ+ haberciliği yapan gazetecilerin X ve Instagram hesaplarına yönelik erişim engelleri, ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, örgütlenme özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik ağır bir saldırıdır. 100’ü aşkın kurumun ve çok sayıda gazetecinin sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi, münferit bir sansür uygulaması değil; uzun süredir LGBTİ+’ları kamusal yaşamdan dışlamayı hedefleyen politikaların yeni bir halkasıdır. Son yıllarda "Aile Yılı" politikalarıyla derinleştirilen nefret söylemi, derneklerimize yönelik idari ve yargısal baskılar, Onur Yürüyüşü yasakları, barışçıl toplantılara dönük polis şiddeti ve şimdi de sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri aynı siyasal hattın parçalarıdır. Bir yandan LGBTİ+’ların varoluşunu kriminalize etmeyi amaçlayan yargı paketi düzenlemeleri gündeme getirilirken, diğer yandan LGBTİ+ örgütlerinin ve gazetecilerin kamuoyuyla kurduğu iletişim kanalları hedef alınmaktadır. 100’ü aşkın kurumun ve LGBTİ+ haberciliği yapan gazetecilerin hesaplarına yönelik erişim engelleri, LGBTİ+ hareketine ve hak odaklı haberciliğe yönelik sistematik bir dijital karartma girişimidir. Amaç LGBTİ+’ların sesini, dayanışmasını, bilgisini, hafızasını, görünürlüğünü ve hak ihlallerine ilişkin haberleri kamusal alandan silmektir. Oysa sosyal medya hesaplarımız hak ihlallerini belgelediğimiz, hukuki bilgi paylaştığımız, dayanışma ağlarını ördüğümüz, nefret suçlarını görünür kıldığımız, kültürel üretimleri paylaştığımız ve binlerce LGBTİ+’nın yalnız olmadığını hissettiği kamusal alanlardır. Gazetecilerin hesapları ise kamuoyunun hak ihlallerinden haberdar olmasını sağlayan önemli haber mecralarıdır. Bu alanlara yönelik dijital karartma; ifade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, örgütlenme özgürlüğüne ve bilgiye erişim hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Bu süreçte sosyal medya şirketlerinin sorumluluğunu da hatırlatıyoruz. X ve Meta, teknik altyapı sağlayan şirketler olmanın ötesinde milyonlarca insanın ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişim hakkını doğrudan etkileyen küresel platformlardır. İnsan haklarına saygı gösterme sorumluluğu bulunan bu şirketler, hak savunucularını ve gazetecileri hedef alan erişim engeli kararlarının aracı olmamalıdır. Devletlerin sansür politikalarını sorgulamaksızın uygulamak yerine, uluslararası insan hakları standartlarına uygun, şeffaf ve hesap verebilir politikalar benimsemeli; hak savunucularının ve bağımsız medyanın dijital alandaki varlığını korumalıdır. LGBTİ+ örgütlerine ve gazetecilere yönelik dijital karartma LGBTİ+’ların birbirine ulaşma hakkını, hak ihlallerine ilişkin bilgiye erişimi, bağımsız haberciliği, dayanışma ağlarını ve toplumun haber alma hakkını hedef almaktadır. Sansürün amacı LGBTİ+ varoluşunu ve bu alandaki hakikat üretimini kamusal alandan silmeye çalışmaktır. Ancak biliyoruz ki ne erişim engelleri ne de dijital karartma LGBTİ+’ların varoluşunu, hak mücadelesini ve gazeteciliği ortadan kaldırabilir. Yıllardır yasaklara, soruşturmalara, kapatma girişimlerine ve nefret kampanyalarına rağmen dayanışmayı büyüten LGBTİ+ hareketi de, hak ihlallerini kamuoyuna ulaştırmaya devam eden gazeteciler de çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.
Biz buradayız. Dijital karartmaya da, sansüre de, nefret politikalarına da boyun eğmeyeceğiz. İmzacı dernekler: 17 Mayıs Derneği, 20 Kasım Derneği, Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER), Genç LGBTİ+ Derneği, HEVİ LGBTİ+ Derneği, Kaos GL Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG), Mersin 7 Renk LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Muamma LGBTİ+ Derneği, Özgür Renkler Derneği, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) ve ÜniKuir Derneği. |
Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
