24/08/2026 | Yazar: Kaos GL
25 Temmuz’da Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen CSD Onur Yürüyüşü etkinliklerine yapılan araçlı saldırının ardından yürüyüşe katılan ve saldırıya tanıklık eden LGBTİ+’lar, yaşananları T24’e anlattı.
25 Temmuz’da Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Christopher Street Day (CSD) Onur Yürüyüşü etkinliklerine yapılan araçlı saldırının ardından yürüyüşe katılan ve saldırıya tanıklık eden LGBTİ+’lar, yaşananları T24’e anlattı. Berlin'deki LGBTİ+’lar, sarsılan "güvenli alan" algısına rağmen, nefret ve korku iklimine karşı mücadeleyi büyüterek kentin sokaklarını ve mekanlarını terk etmeyeceklerine dikkat çekti.
Saldırı anında yürüyüş alanında olan 32 yaşındaki Jean, saldırının LGBTİ+’lara açık bir mesaj niteliği taşıdığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"O gün şarkılar söylerken bir anda başlayan kargaşayı ve yaşanan paniği unutamıyorum. Şimdi buraya, bu bara gelirken bile ister istemez arkama bakıyorum. Saldırı bize açık bir mesajdı: 'Nerede olursanız olun tamamen güvende değilsiniz.' Artık barların kapısındaki güvenliklerin arama yapması beni rahatsız etmiyor; aksine kapıda bir güvenlik yoksa içeri girmekte tereddüt ediyorum. Eğlence anlayışımızın içine ağır bir tetikte olma hali yerleşti."
“Berlin bizim için her zaman özgürlüğün kalesiydi”
28 yaşındaki Matt ise olayı yalnızca bir “nefret suçu” olarak görmediğini söyledi; saldırının son dönemde Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ söylemlerin ve LGBTİ+ karşıtı iklimin doğrudan sonucu olduğunu kaydetti:
"Berlin bizim için her zaman özgürlüğün kalesiydi, bu yüzden şok etkisi çok daha büyük oldu. Saldırıyı münferit bir olay değil, tırmanan homofobik ve aşırı sağ iklimin bir patlaması olarak yorumluyorum. Barlara girerken 'Acaba biri içeri bir şey sokabilir mi?' korkusu aklımın bir köşesinde hep var. Ama yine de evlerimize kapanmayacağız, çünkü tam olarak istedikleri bu."
“Berlin’in özgürlükçü kimliğine yapılmış bir darbe”
Saldırı anında en ön saflarda yer aldığını belirten 24 yaşındaki Jann, saldırının Berlin’in özgürlükçü kimliğine yapılmış bir darbe olduğuna dikkat çekti:
"O gün yaşananlar sadece fiziksel bir saldırı değildi, Berlin’in özgürlükçü kimliğine yapılmış doğrudan bir darbeydi. Arkadaş grubumuzla artık akşamları dışarı çıkarken tek başımıza değil, daha kalabalık hareket ediyoruz. Metroya binerken üzerimizdeki belirli sembolleri gizlemek zorunda hissetmek beni inanılmaz öfkelendiriyor. Korku var mı? Evet, var. Ama bu korku bizi birbirimize daha da yaklaştırdı."
“Saldırı, topluluk içinde ciddi bir psikolojik travma yarattı”
Bu tür saldırılara daha önce de tanıklık ettiğini belirten 41 yaşındaki Philipp ise saldırının komünite içinde ciddi bir psikolojik travma yarattığını vurguladı:
"Bu seferki saldırı çok daha organize hissettirdi. Topluluk içinde ciddi bir psikolojik travma yarattı; bar girişlerindeki kalabalıklar bile insanları ürkütüyor artık. Mekan sahipleri güvenlik önlemlerini artırdı, kapılarda metal dedektörleri kurulması tartışılıyor. İnsanların nefes almaya ve eğlenmeye geldiği bir mekanda bu kadar yoğun güvenlik tedbiri görmek bile durumun ciddiyetini ve bütün o gergin iklimi yüzümüze vuruyor."
“Bu kadehi korkuya teslim olmamak için kaldırıyoruz”
29 yaşındaki Felix, saldırı anında geçit töreninin tam ortasında kaldığını belirterek nefret ve korku iklimi karşısında mücadeleye devam edeceklerini söyledi:
"Saldırı anındaki panik dalgası hala gözümün önünde. Olaydan sonra topluluğun tepkisi ikiye bölündü: Bir kesim tamamen geri çekildi, diğer kesim ise sesini daha da yükseltmeye karar verdi. Ben kendimi ortada hissediyorum. Gey barlara kapalı alan olduğu için her zaman bir sığınak gözüyle bakıyorduk ama artık nefretin sınır tanımadığını görüyoruz. Yine de buradayız, bu kadehi de korkuya teslim olmamak için kaldırıyoruz."
Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, siyaset, dünyadan, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
