21/07/2026 | Yazar: Kaos GL
Kaos GL, SPoD, ÜniKuir ve Genç LGBTİ+ Derneği, Bakanlar Komitesi'ne sundukları ortak bildiride, "müstehcenlik" ve "genel ahlak" kavramlarının LGBTİ+'ların ifade özgürlüğünü sınırlamak için sistematik bir baskı aracına dönüştürüldüğünü belirtti.
Kaos GL, SPoD, ÜniKuir ve Genç LGBTİ+ Derneği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne ortak bildiri sundu.
Sunulan bildiride, Türkiye'de "müstehcenlik" ve "genel ahlak" kavramlarının özellikle 2025 yılında ilan edilen "Aile Yılı" ve "Aile On Yılı" politikalarıyla birlikte LGBTİ+'ların ifade özgürlüğünü sınırlamak ve cezalandırmak için sistematik biçimde araçsallaştırıldığı belirtildi.
Bildiride şu ifadelere yer verildi:
"Bildiri, 'Aile Yılı' ve 'Aile On Yılı' ile birlikte zirveye ulaşan 'müstehcenlik' ve 'genel ahlak' kavramlarının; gerek LGBTİ+ aktivistleri, gerek özneleri gerekse LGBTİ+ hak savunucusu örgütlerin ifade özgürlüklerini, AİHM içtihadı başta olmak üzere hiçbir uluslararası insan hakları standardında öngörülmeyen biçimde sınırlandırmak ve hatta cezalandırmak için nasıl araçsallaştırıldığını ortaya koymayı amaçlamaktadır."
Kaos GL davası hatırlatıldı
Bildiri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Kaos GL/Türkiye kararına da atıf yaptı. 2006 yılında Kaos GL dergisinin 28. sayısının "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldığı hatırlatılan bildiride, AİHM'nin iç hukuk makamlarının hangi yazı veya görselin kamu ahlakını ihlal ettiğini ortaya koyamadığını ve tüm dergi nüshalarının toplatılmasından daha hafif tedbirlerin değerlendirilmediğini tespit ettiği belirtildi.
Mabel Matiz örneği
Bildiride sanatçı Mabel Matiz hakkında "Perperişan" şarkısındaki sözler nedeniyle açılan davaya da yer verildi. Metinde, "Ceza Kanunu'nda sanatsal ifadelerin istisna olduğuna ilişkin açık hükmün fiilen hiçbir işlevi olmadığı görülmüştür" denildi.
Hakimin duruşmada Mabel Matiz'e yönelttiği "Bu şarkı bir erkeğe mi yazıldı?" sorusuna da dikkat çekilen bildiride, sanatçının "Herkes herkes için söyleyebilir, bunun sınırını benim koymam haddime değil" yanıtını verdiği hatırlatıldı. Bildiriye göre, beraat kararı verilmiş olsa da yargılama sürecinin kendisi sanat çevrelerine yönelik caydırıcı bir mesaj niteliği taşıdı.
Genç LGBTİ+ Derneği'nin kapatılması örnek gösterildi
Bildiride, İzmir'de faaliyet gösteren Genç LGBTİ+ Derneği'nin "müstehcenlik" gerekçesiyle kapatılmasına da değinildi.
Derneğin kapatılmasına gerekçe gösterilen sosyal medya paylaşımlarının, "tamamıyla barışçıl ve belirli tematik günlere ilişkin" olduğu belirtilen bildiride; iki kadının el ele olduğu, öpüşmek üzere olan iki erkeğin yer aldığı ya da sanatsal beden tasvirleri içeren görsellerin mahkeme tarafından "genel ahlaka aykırı" ve "müstehcen" kabul edildiği ifade edildi.
Beraat kararları dahi caydırıcı etki yaratıyor
17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel hakkında açılan müstehcenlik davasına da yer verilen bildiride, beraat kararı verilmesine rağmen bu tür soruşturma ve davaların hak savunucularını baskı altına almak için araçsallaştırıldığı savunuldu.
İnterseks deneyimlerini anlatan "Benim İnterseks Hikâyem" yayını hakkında da müstehcenlik suçlaması yöneltildiği belirtilen bildiride, bunun Avrupa Konseyi'nin intersekslere ilişkin tavsiye kararlarıyla da çeliştiği ifade edildi.
Bildiride şu değerlendirmeye yer verildi:
"Müstehcenlik ve genel ahlak kavramları, LGBTİ+'ların ve LGBTİ+ hakları savunuculuğu yapan derneklerin yayınları ile sembolik nitelikteki sanatsal üretimleri üzerinde orantısız ve ayrımcı bir ceza tehdidi oluşturmaktadır. LGBTİ+ veya LGBTİ+ dostu sanatçılar da hakları bu gerekçelerle sınırlandırılan gruplar arasında yer almaktadır."
Derneklerin talepleri şöyle:
- LGBTİ+ hakları alanında çalışan derneklere yönelik yürütülen müstehcenlik ve genel ahlaka aykırılık saikli haksız idari denetimler sonlandırılmalıdır.
- Bu derneklerin yayınları gerekçe gösterilerek açılan müstehcenlik saikli kapatma davaları ve kararları ve idarenin bürokratik engellemeleri (kapatma bürolarının faaliyetleri) durdurulmalıdır.
- Uluslararası insan hakları kurumu olma iddiasıyla faaliyet yürüten TİHEK başta olmak üzere, insan haklarını korumak ve geliştirmekle yükümlü ulusal mekanizmalar, idarenin müstehcenlik kisvesi altındaki pratiklerine karşı etkili bir denetim mekanizmasına dönüşmelidir.
- Cumhuriyet savcılıkları tarafından hazırlanan iddianamelerde, soyut ve basmakalıp gerekçelerle sanatsal ifadeyi suç sayan pratiklerden vazgeçilmesi amacıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) nezdinde bağlayıcı kurallar geliştirilmelidir.
- Hükümet bir an önce TCK’nın genel ahlaka karşı suçlar bölümündeki 225 ve 226. maddeleri ile yukarıdaki örnekler ışığında TCK 216. maddesi bağlamında açılan soruşturma ve kovuşturma sayıları ile bunların sonuçları hakkında ayrıntılı veri sağlamalıdır.
- Hükümet, mevzuat değişikliği ile ilgili güncel, somut, takvime bağlanmış ve ölçülebilir bir eylem planı sunmaya davet edilmelidir.
- Sivil toplum kuruluşlarının, özellikle ayrımcılığa uğrayan LGBTİ+ derneklerinin faaliyet raporlarına ve yayınlarına yönelik idari/yargısal tacizlerin sonlandırılması için çağrı yapılmalıdır.
Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, dünyadan, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, müstehcenlik
