11/06/2026 | Yazar: Kaos GL

Kaos GL ve Hormon Hakkım Kolektifi’nin raporuna göre, cinsiyet uyum sürecine yönelik başvurular sürerken sağlık hizmetlerine erişim giderek zorlaşıyor. Hizmetlerdeki daralma transları daha güvencesiz ve riskli koşullara itiyor.

Doğa Asi Cinsiyet Uyum Çalıştayı sonuç raporu: Hormona erişim imkanlarının kısıtlanması yeni sağlık riskleri doğurabilir Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği ve Hormon Hakkım Kolektifi’nin yaptığı Doğa Asi Cinsiyet Uyum Çalıştayı’nın sonuç raporu yayınlandı. Rapor, Türkiye'de cinsiyet uyum sürecine erişimde yaşanan güncel sorunları, sağlık hizmetlerine erişimdeki engelleri ve çözüm önerilerini ortaya koymayı amaçlıyor.

Rapora göre, cinsiyet uyum sürecine ilişkin başvurularda belirgin bir azalma yaşanmıyor. Raporda, transların sağlık hizmetlerine yönelik ihtiyaçlarının sürdüğü belirtilirken, buna karşın hizmete erişim imkanlarının daraldığı; bazı merkezlerin başvuru kabul etmediği, bekleme sürelerinin uzadığı ve kimi hastanelerin süreci başka merkezlere yönlendirdiği aktarıldı.

Raporda, çalıştay katılımcılarının sağlık alanında görev yapan hekimler arasında soruşturma, idari baskı ve mesleki yaptırım endişelerinin arttığını ifade ettiği belirtildi. Translar açısından ise kaygı, belirsizlik ve yalnızlaşma hissinin yaygınlaştığı; özellikle genç translar için mevcut durumun bir “uyum süreci krizi” olarak tanımlandığı kaydedildi.

Hormona erişimde yaşanan güçlükler kayıt dışı piyasaya yönlendiriyor

Çalıştayda ayrıca, 18-21 yaş aralığında daha önce tedaviye başlamış bazı kişilerin süreçlerinin kesintiye uğradığı yönünde aktarımlar paylaşıldı. Rapora göre, bazı kişilerin hormon tedavisine devam edemediği ya da yeniden değerlendirme süreçlerine yönlendirildiği ifade edildi.

Hormona erişimde yaşanan güçlüklerin kayıt dışı piyasalara yönelme riskini artırdığına dikkat çekilen raporda, güvenli ve yasal erişim imkanlarının kısıtlanmasının yeni sağlık riskleri doğurabileceği belirtildi.

Cerrahi süreçlere erişimde çeşitli sorunlar yaşanıyor

Raporda cerrahi süreçlere erişimde de çeşitli sorunlar yaşandığı aktarıldı. Operasyon yapan hekim sayısının azalması, maliyetlerin yükselmesi ve bazı işlemlerde fiili ek ödemeler talep edilmesi gibi sorunların son dönemde daha görünür hale geldiği ifade edildi.

Çalıştayın değerlendirmeleri arasında, transların sağlık hakkının sadece LGBTİ+ örgütlerinin sorumluluğuna bırakılmaması gerektiği görüşü de yer aldı. Raporda, hekimlerin, meslek örgütlerinin ve ilgili uzmanlık alanlarının sağlık hizmetlerine erişim konusunda daha görünür ve koruyucu roller üstlenmesinin önemine dikkat çekildi.

Raporda yer alan temel çıktılar şöyle:

  • Hormona erişim hakkı, sağlık hakkının ayrılmaz parçasıdır. Bu hakkın idari yazılar, tanı kodları, yaş sınırları, kurul süreçleri veya belirsiz uygulamalarla engellenmesi insan hakları ihlalidir.  Hormona erişimin zorlaştırılması, transları sağlık sisteminden uzaklaştırmakta ve daha güvencesiz yollara itmektedir.
  • 21 yaş sınırı bilimsel, etik ve hukuki dayanaktan yoksundur. Özellikle tedaviye başlamış kişilerin süreçlerinin kesilmesi, tıbbi süreklilik ilkesini ihlal etmekte ve telafisi güç sonuçlar doğurmaktadır. 18-21 yaş aralığındaki transların kendi bedenleri ve sağlıkları hakkında karar alma hakkının engellenmesi ayrımcı ve ölçüsüz bir müdahaledir.
  • F64 kodu üzerinden yaratılan reçete belirsizliği, transları ve hekimleri güvencesizleştirmektedir. Tanı kodları, sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırmak yerine denetim ve engelleme aracına dönüştürüldüğünde hem sağlık hizmetinin sürekliliği hem de hekim-hasta ilişkisi zarar görmektedir. Bu belirsizlik, hekimlerde çekingenlik ve korku yaratırken, translar açısından kaygı ve yalnızlaşmayı artırmaktadır.
  • Akran danışmanlığı hayati bir destek ve müdahale mekanizmasıdır. Transların güvenilir bilgiye, yönlendirmeye ve dayanışmaya erişiminde akran danışmanlığı önemli bir rol üstlenmektedir. Ancak bu modelin sürdürülebilirliği için süpervizyon, kaynak, güvenlik, uzman desteği, tükenmişlik karşıtı mekanizmalar ve örgütler arası deneyim paylaşımı güçlendirilmelidir.
  • Hekimler ve meslek örgütleri daha açık sorumluluk almalıdır. Transların sağlık hakkı yalnızca LGBTİ+ örgütlerinin savunuculuk alanı değildir; aynı zamanda tıbbi etik, mesleki sorumluluk ve insan hakları meselesidir. Tabip odaları, uzmanlık dernekleri ve sağlık meslek örgütleri, hekimlere yönelik baskılar karşısında koruyucu ve hak temelli bir pozisyon geliştirmelidir.
  • Veri üretimi stratejik önemdedir. Trans karşıtı politikaların bilim dışı ve dezenformatif iddialarla meşrulaştırılmasına karşı; sahadan, danışmanlık başvurularından, hastane deneyimlerinden ve araştırmalardan beslenen güçlü bir veri zemini kurulmalıdır. 21 yaş sınırı, F64 kodu, tedavi kesintileri, hastane süreçleri ve ekonomik engeller üzerine veri üretimi savunuculuk açısından kritik önemdedir.
  • Zarar azaltma yaklaşımı güçlendirilmelidir. Güvenli ve yasal erişim engellendikçe translar daha riskli yollara yönelmektedir. Bu nedenle bilgiye erişimi engellemek yerine; doğrulanmış, anlaşılır, erişilebilir ve kişileri riske atmayacak güvenli bilgi kanalları kurulmalıdır.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, sağlık, sağlık hakkı, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam