30/04/2026 | Yazar: Kaos GL

Dernek, yayınladığı açıklama ile Türkiye’de kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik artan şiddet vakalarına tepki gösterdi; cezasızlığın sistematik hale getirildiğini vurguladı.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: “Şüpheli kadın ve LGBTİ+ ölümleri politiktir” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Emre Orman / csgorselarsiv.org

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, sosyal medya hesaplarından yayınladığı açıklama ile Türkiye’de kadınlara, LGBTİ+’lara ve çocuklara yönelik artan şiddet vakalarına tepki gösterdi; “Şüpheli kadın, LGBTİ+ ve çocuk ölümleri politiktir” dedi.

Cezasızlığın sistematik hale getirildiğini belirten dernek, açıklamasında şu ifadelere ver verdi:

“Türkiye’de kadınlara, LGBTİ+’lara ve çocuklara yönelik şiddet vakalarında tekrar eden bir gerçek var: hakikatin karartılması, delillerin yok edilmesi ve cezasızlığın sistematik hale gelmesi. Gülistan Doku dosyasında yıllar boyunca “intihar” söylemiyle yürütülen yönlendirmeler, soruşturmanın başından itibaren nasıl şekillendirildiğine dair ciddi iddiaları ortaya koyarken, bürokrasi, kolluk ve siyaset arasındaki ilişkileri görüyoruz.”

Dernek, adaletin bir güç ilişkisi içinde işlediğini vurguladı; Rabia Naz Vatan, Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman, Rojin Kabaiş, İpek Er ve Firdevs Babat dosyalarını hatırlattı:

“Benzer şekilde Rabia Naz Vatan’ın ölümünde siyasi bağlantılar ve delil karartmalar, Nadira Kadirova’nın bir milletvekilinin evinde şüpheli şekilde ölmesine rağmen dosyanın “intihar” denilerek kapatılması, Yeldana Kaharman dosyasında adı geçen siyasetçi bağlantıları tecavüz sonrası şüpheli olarak ölü bulunması, dosyadaki siyasetçi bağlantısı, bu ülkede adaletin nasıl bir güç ilişkisi içinde işlediğini gözler önüne seriyor. Rojin Kabaiş dosyasında gizlilik kararları, delillere erişimin engellenmesi ve Meclis’te araştırma önergesinin reddedilmesi; İpek Er dosyasında failin kamu görevlisi olması, ceza indirimleri ve “arkamda devlet var” tehdidi; Firdevs Babat dosyasında korucu bağlantıları ve cezasızlık; çocuklara ve kadınlara yönelik organize suçlarda asker, polis ve kamu görevlilerinin adlarının geçmesine rağmen süreçlerin sürüncemede bırakılması…”

“İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönün!”

Bu dosyaların “tekil vakalar” olarak açıklanamayacağını ifade eden dernek, kamu görevlilerinin sorumluluğunun sistematik olarak görmezden gelindiğini kaydetti:

“Tüm bu dosyalar artık “tekil vakalar” olarak açıklanamaz; ortada açıkça işleyen bir cezasızlık düzeni var. Herkesin gerçeği bildiği ama susarak parçası olduğu bir tiyatro sahneleniyor. Soruşturmalar ya bilinçli şekilde yürütülmüyor ya da sürüncemede bırakılıyor; deliller kayboluyor, karartılıyor; gerçekler çarpıtılıyor, kamu görevlilerinin sorumluluğu sistematik olarak görmezden geliniyor. Bu bir ihmal değil, hesap vermekten kaçınan bir mekanizma. Bu yüzden soruyoruz: Bu dosyalar neden bağımsız, şeffaf ve etkin biçimde yürütülmüyor? Failler neden korunuyor? Gerçek neden ısrarla çarpıtılıyor?”

Dernek, İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi için çağrı yaptı; “Cezasızlığa son verin” dedi:

“Adalet geciktikçe suç büyür, suçlular güçlenir. Biz susmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Gülistan için, Rabia için, Nadira için, Yeldana için, Rojin için ve adı dahi bilinmeyen tüm kadınlar, LGBTİ+’lar ve çocuklar için: Gerçekleri açığa çıkarın. Sorumluları yargılayın. İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönün! Cezasızlığa son verin!”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, siyaset, anayasa, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
Kaos