28/07/2026 | Yazar: Kaos GL
Önal, İnsan Hakları Okulu: Blog için kaleme aldığı yazısında Bursa’nın LGBTİ+ hafızasını ve kent hakkını ele aldı.
Çağrı Önal, İnsan Hakları Okulu: Blog’a yazdığı “Büyük hikayelerin gölgesinde bir kuir hafıza: Zeki Müren, Bursa ve ‘makbul’ olmayan kent hakkı” başlıklı yazısında, Bursa’nın LGBTİ+ hafızasını ve kent hakkını ele aldı.
Önal’ın yazısından bir kısım şöyle:
“Her şeyden önce, kent hikâyeleri nedir? Kimler yazar bu hikâyeleri ya da bu hikâyelere kimler hükmeder? Bu soru hem bu blog yazısını hazırlarken hem de sizlere anlatacağım sansür sürecinde kendime en çok sorduğum sorulardan biri oldu. Çünkü kent hikâyeleri yalnızca savaşlardan, fetihlerden, büyük siyasi olaylardan ya da erkek egemen anlatılardan oluşmaz. Bilakis, o kentte yaşayan insanların gündelik yaşamlarından, deneyimlerinden, mücadelelerinden ve birbirleriyle kurdukları ilişkilerden beslenir. Peki, bu hikâyelerin ne kadarı gerçekten duyulur? Ben bu duyma ve duyulma ilişkisini en temelde bir kent hakkı olarak görüyorum. Çünkü kent hakkı yalnızca kamusal hizmetlere ya da fiziksel mekâna erişim hakkı değil; aynı zamanda kentin hafızasında, temsilinde ve geleceğine ilişkin karar alma süreçlerinde eşit biçimde yer alabilme hakkıdır. Kimin hikâyesinin anlatılacağına, kimin görünür olacağına ve kimin hafızasının kamusal alanda yer bulacağına ilişkin süreçler de bu hakkın ayrılmaz bir parçası. Bir kentin ne kadar kapsayıcı, adil ve demokratik olduğu biraz da burada ortaya çıkar; kent hafızasının kimleri görünür kıldığı, kimleri sessizliğe ittiği, o kentin eşitlik anlayışına dair önemli ipuçları verir.
Geçtiğimiz aylarda Özgür Renkler Derneği olarak yürüttüğümüz Kültür ve Sanat Programı kapsamında tam da bu görünmezliği görünür kılmaya çalışan bir dizi çalışma gerçekleştirdik. Bu süreç için nihai çıkış noktamız akademik danışmanlık aldığımız Dr. Merve Diltemiz’in doktora tezinde yer alan “Tüm kent sakinlerinin belleklerinde, zihinlerinde şu ya da bu şekilde, benzer ya da farklı, olumlu ya da olumsuz anlamlar yüklenerek yer eden imgeler, simgeler, temsiller ve söylemler vardır” (Demir, 2002: 110, akt: Diltemiz, 2024: 47-48) tespiti oldu. Ancak biliyoruz ki, bu simgeler, imgeler ve söylemler her zaman eşit biçimde korunmaz. Bazıları sürekli yeniden üretilirken, bazıları zamanla silinir, unutturulur ya da bilinçli olarak görünmez hâle getirilir.
Bu yazıda ben de bu durumu bir sansür örneği üzerinden paylaşmak istiyorum. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde “Bursa’nın Alternatif Kent Hakkı Söyleşisi” adlı bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşide Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, siyaset felsefecisi Yağmur Aydın ve öğretmen, vegan aktivist Azime bizlerle birlikteydi. Söyleşide amacımız aslında çok netti: Kentin görünmez kılınan deneyimleri, tanıklıklar ve hak mücadeleleri ve KÖK (Kentin Öteki Katmanları).”
Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, kent hakkı, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
