11/09/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç

Sağlık Bakanlığı, F64 tanı koduyla hormon reçetelerinin engellenmesinin dayanağını açıklamadı. Bakanlık, hormona erişimdeki kısıtlamaları ise “Türk aile yapısını korumak” ve “cinsiyetsizleştirme politikalarını” engellemek ifadeleriyle gerekçelendirdi.

Sağlık Bakanlığı’ndan hormona erişim itirafı: F64 blokajına yanıt yok, kısıtlamalara “Türk aile yapısını koruma” gerekçesi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Hormon Hakkım Kolektifi’nin Sağlık Bakanlığı’na dilekçe eylemi, 20 Nisan 2026

Kaos GL’nin F64 tanı koduyla hormon reçetelerinin engellenmesine ilişkin bilgi edinme başvurusuna Sağlık Bakanlığı ancak Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (KDK) devreye girmesinin ardından yanıt verdi. Bakanlık, F64 blokajının dayanağını açıklamazken kısıtlamaları “Türk aile yapısını korumak” ile gerekçelendirdi.

Şubat 2026’dan itibaren “transseksüalizm” başlıklı F64 tanı koduyla hormon reçetelerinin e-reçete sisteminde tamamlanamadığının ortaya çıkması üzerine Kaos GL, uygulamanın gerekçesini öğrenmek için Sağlık Bakanlığı’na bilgi edinme başvurusu yaptı.

Başvuruda, F64 tanı koduyla hormon reçetelenmesinin engellenmesinin teknik bir sorundan mı yoksa idari bir karardan mı kaynaklandığı, uygulamanın hangi karar veya talimata dayandığı ve Bakanlığın bilgisi dahilinde yürütülüp yürütülmediği soruldu.

Bakanlığın yasal süre içinde yanıt vermemesi üzerine Kaos GL, 7 Nisan 2026’da Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) başvurdu. KDK’nın Sağlık Bakanlığı’ndan bilgi ve belge talep etmesinin ardından Bakanlık yanıt verdi. Ancak yanıtta, F64 tanı koduyla yaşanan blokajın nedeni ile uygulamanın dayandığı somut idari karar veya talimat açıklanmadı.

Buna rağmen KDK, Sağlık Bakanlığı’nın süreç içinde yanıt vermesini yeterli görerek Kaos GL’nin başvurusunu “dostane çözüm” kararıyla kapattı.

Bakanlık: “Temel önlem, cinsiyetsizleştirme politikaları ile çocuk ve gençlerimizin etki altına alınmasının engellenmesi”

Sağlık Bakanlığı, KDK’ya ilettiği yanıtında “cinsiyet değişikliğine” ilişkin tıbbi kayıtları incelemek üzere “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu” kurulduğunu ve komisyonun tespit ettiği “uygunsuzluklara” ilişkin raporlar hazırladığını belirtti.

Yanıtta hormon kullanımına getirilen kısıtlama ise “cinsiyetsizleştirme politikaları” ve “Türk aile yapısı” ifadeleriyle gerekçelendirildi:

“Ülkemiz için alınması gereken temel önlem, cinsiyetsizleştirme politikaları ile çocuk ve gençlerimizin etki altına alınmasının engellenmesi ve Türk aile yapısına yönelik tehditlerin ortadan kaldırılmasıdır.”

Bakanlık, hormon düzenleyici ilaçların “özellikle çocuk ve gençlerin cinsiyet gelişimini bozmak suretiyle geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına yol açacak şekilde suistimal edilebildiğini” savunarak, “kasıtlı olarak endikasyon dışı ilaç kullanımlarının engellenmesinin” amaçlandığını bildirdi.

Hormonlara 21 yaş kısıtlamasını “aile yapısını korumak” ile gerekçelendirdi

Bakanlığın yanıtında, testosteron, GnRH analogları ve tek başına 2 mg ve üzeri östrojen içeren ilaçların 21 yaş altında “cinsiyet değiştirmek amacıyla” reçete edilmesinin engellendiği belirtildi.

Bakanlık, kararın “hasta güvenliğine yönelik riskleri elimine etmek ve aile yapısını korumak amacıyla” alındığını söyledi. Temel ilkenin “çocuk ve gençlerimizin geri dönüşü olmayan bir yola girerek cinsiyet değişimi amacı ile kullanımının kontrol altına alınması” olduğunu belirten Bakanlık, mahkeme kararı bulunan kişiler için ise engelleme olmadığını ifade etti.

“Bizim sorduğumuz soru hâlâ ortada duruyor”

Hormon Hakkım Kolektifi’nden Ecmel Deniz, KDK’ya yapılan başvurunun en önemli sonuçlarından birinin Sağlık Bakanlığı’nın hormona erişime yönelik kısıtlamaların arkasındaki politik yaklaşımı resmi yazıyla ortaya koyması olduğunu söyledi. Bakanlığın bir yandan transların sağlık hizmetlerine erişiminde engel olmadığını belirtirken diğer yandan kısıtlamaları “Türk aile yapısını korumak”, “cinsiyetsizleştirme politikalarını engellemek” ve çocuklarla gençlerin “etki altına alınmasını” önlemek üzerinden gerekçelendirdiğine dikkat çeken Deniz, “Üstelik 21 yaş sınırı, 18, 19 ve 20 yaşındaki yetişkinleri de kapsıyor. Sağlık hizmetine erişimin kişinin ihtiyacı ve tıbbi değerlendirme yerine aile politikası üzerinden sınırlandırılmasını kabul edilebilir bulmuyoruz” dedi.

KDK’ya yapılan başvurunun temelindeki F64 blokajına ilişkin soruların ise hâlâ yanıtlanmadığını belirten Deniz, Kolektif’in 21 yaş sınırını değil, F64 tanı koduyla hormon reçetelerinin e-reçete sisteminde neden engellendiğini ve bunun hangi karar ile hukuki dayanağa bağlı olduğunu sorduğunu hatırlattı. Deniz, KDK’nın Bakanlığın sonradan yanıt vermesini yeterli görerek dosyayı “dostane çözüm” kararıyla kapatmasını şöyle değerlendirdi:

“Ancak Bakanlık yine F64 blokajına ilişkin somut bir karar, talimat ya da düzenleme göstermedi. Dolayısıyla ‘dostane çözüm’ hormona erişimdeki sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor; bizim sorduğumuz soru hâlâ ortada duruyor.”

Bakanlığın yanıtında mahkeme kararı ve komisyon belirsizliği

Bakanlığın mahkeme kararına ilişkin açıklamasına da dikkat çeken Deniz, Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesi kapsamındaki mahkeme kararının hormon kullanımına izin veren bir karar olmadığını vurguladı. Kanunda hormon kullanımı için mahkeme kararı gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını belirten Deniz, “Buna rağmen Bakanlığın cevabı mahkeme kararını fiilen hormona erişimin kapısına koyuyor. Bu da daha önce yasa değişiklikleriyle kurulmak istenen kısıtlayıcı çerçevenin, kanun değişmeden idari uygulamalar üzerinden hayata geçirilmesi riskini gösteriyor” dedi.

Deniz, Bakanlığın “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu”nun varlığını ve komisyonun rapor ve tavsiye kararlarının uygulamaya konulduğunu resmi olarak teyit etmesinin de önemli olduğunu söyledi. Komisyonun varlığının daha önce bilindiğini ancak Bakanlığın bunu resmi bir yazıyla ifade etmesinin yeni olduğunu belirten Deniz, komisyonun yapısı ve çalışmalarına ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü kaydetti:

“Buna rağmen komisyonun kimlerden oluştuğunu, hangi bilimsel verilerle çalıştığını, hangi kararları aldığını ve bu kararların sağlık sistemine nasıl aktarıldığını bilmiyoruz. F64 engelinin bu komisyonun bir kararıyla bağlantılı olup olmadığı da hâlâ açıklanmış değil.”

“Hormona erişim sağlık hakkı temelinde güvence altına alınmalı”

Hormona erişimdeki engellerin transları sağlık sisteminin dışına itebileceğine de dikkat çeken Deniz, kişilerin reçete alamayacaklarını bildikleri için sağlık kuruluşlarına başvurmamasının “ihtiyaç olmadığı” şeklinde yorumlanamayacağını söyledi. Deniz, “Erişim engellerinin insanları sağlık sisteminin dışına itmesini, sonra da başvuru olmadığı için sorun yokmuş gibi değerlendirmeyi kabul etmiyoruz” dedi.

Deniz, Kolektif’in taleplerini ise şöyle sıraladı:

“Talebimiz açık: Hormona erişimi engelleyen uygulamanın hangi karar ve talimata dayandığı açıklanmalı ve engel kaldırılmalı; 21 yaş kısıtlaması geri çekilmeli; transların sağlık hakkını etkileyen bütün kararlar şeffaf hale getirilmeli. Hormona erişim siyasi ve ideolojik müdahalelerle değil, kişinin ihtiyacı, hekimlik bilgisi ve sağlık hakkı temelinde güvence altına alınmalı.”

“Dostane çözüm kararı bir itirafnamedir”

Kaos GL adına KDK’ya başvuran avukat Kerem Dikmen, Bakanlığın yanıtının LGBTİ+ karşıtı aile politikalarını esas aldığını belirterek şöyle değerlendirdi:

“Sağlık Bakanlığı, sağlık hakkının bekçisi olması gerekirken mevcut iktidarın, mevcut koalisyon yapısının insan haklarına aykırı, aileyi koruma adı altındaki LGBT karşıtı politikalarının bekçisi olduğunu adeta itiraf etmiştir. Dostane çözüm kararı bu yönüyle bir itirafnamedir.”

Bakanlığın “cinsiyetsizleştirme politikaları” ve “Türk aile yapısına yönelik tehditler” ifadelerine dikkat çeken Dikmen, Bakanlığın temel görevinin sağlık hakkına eşit ve ayrımcılıktan uzak erişimi sağlamak olduğunu vurguladı:

“Sağlık bakanlıklarının alması gereken temel önlem kişilerin ayrımcılıktan uzak, eşit ve insana onuruna yaraşır bir yöntemle sağlık hakkına ulaşmasını sağlamaktır. Sağlık Bakanlığının evrensel görevlerine bir an önce dönüp, ayrımcılığa son vermesini talep ediyoruz.”

Ne olmuştu?

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), 20 Kasım 2024’te yaptığı düzenlemeyle transların cinsiyet uyum süreçlerinde kullandıkları hormon ilaçlarına e-reçete zorunluluğu getirdi. Sağlık Bakanlığı daha sonra bazı hormon ilaçlarının 21 yaş altında cinsiyet uyum amacıyla reçetelenmesini engelledi.

Şubat 2026’dan itibaren ise F64 “transseksüalizm” tanı koduyla hormon reçetelerinin e-reçete sisteminde tamamlanamadığı ortaya çıktı. Hekimler reçeteyi sisteme girebilse de imzalama aşamasında işlem tamamlanmıyor. Böylece transların hormona erişimi, e-reçete düzenlemeleri ve sistemdeki F64 blokajıyla daha da kısıtlandı.


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, csüs
İstihdam