26/02/2026 | Yazar: Kaos GL
Kaos GL İnsan Hakları Programı Koordinatörü ve Avukat Kerem Dikmen, 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e “genel ahlaka aykırılık” iddiasıyla dava açılmasının ardından Bedirhan Erdem’e konuştu.
Kaos GL İnsan Hakları Programı Koordinatörü ve Avukat Kerem Dikmen, 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e “genel ahlaka aykırılık” iddiasıyla dava açılmasının ardından Bedirhan Erdem’e konuştu.
Dikmen, davanın münferit bir vaka olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyerek LGBTİ+’lara yönelik ceza davalarının siyasi bir kararın sonucu olduğunu belirtti:
“Bunu münferit bir vaka olarak nitelendirmek mümkün değil. Nitekim mevcut yargılamadan önce de sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, benzer suçlamalarla Genç LGBTİ+ Derneği’nin denetim ve yönetim kurulu üyeleri hakkında bir ceza davası açıldı. Defne’nin davası bu nitelikteki ikinci dava oldu. Bu bakımdan mesele artık münferit bir olay olmanın ötesine geçti. Bu durum, bildiğim kadarıyla Türkiye’de yalnızca 13 LGBTİ+ derneği bulunduğu dikkate alındığında, özellikle önemli. Daha da önemlisi, bu soruşturma ve davalarda dayanak gösterilen “resmi denetimler”, Eylül 2024’te, İçişleri Bakanı’nın doğrudan talimatı üzerine Türkiye’deki tüm LGBTİ+ derneklerinin denetlenmesi kapsamında gerçekleştirilen incelemeler sonrasında hazırlanan bir rapora dayanıyor. Başka bir ifadeyle, bu ceza davaları merkezi bir siyasi kararın sonucu.”
Benim İnterseks Hikayem isimli yayının ceza kovuşturmasına konu edilmesinin, fiilen bir varoluş biçimini suç haline getirdiğini vurgulayan Dikmen, şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle, dernek ile hiçbir bağı bulunmayan ve aynı etiketi kullanan diğer sosyal medya kullanıcılarının paylaşımları, Defne Güzel’e yöneltilen suçlamalarda delil olarak gösteriliyor. Bu durum, bir kişinin başkalarının fiillerinden cezai olarak sorumlu tutulması anlamına geliyor, bu da ceza hukukunun bireysel cezai sorumluluk ilkesinin açık bir ihlalidir. Özellikle dikkat çekici olan husus, Benim İnterseks Hikayem adlı kitabın ceza soruşturmasına konu edilmesi. Söz konusu yayın, cinsel, romantik, erotik ya da duygusal herhangi bir etkileşime dair bir atıf içermiyor. Aksine, Osmanlı Türkçesinde hünsa olarak adlandırılan intersekslerin deneyimlerini ve kişisel tanıklıklarını aktarıyor; interseks varoluşunun bu toprakların dilsel ve tarihsel gelenekleri içinde uzun zamandır tanındığını ve kavramsal olarak yerleşik olduğunu ortaya koyuyor. Buna ek olarak, devletin kendisi de interseks doğumlara ilişkin verileri resmi olarak topluyor. Bu çerçevede, böyle bir yayının ceza kovuşturmasının konusu haline getirilmesi, fiilen bir varoluş biçiminin suç şüphesi altına alınması anlamına geliyor.”
Etiketler: insan hakları, yaşam, siyaset, dava, trans, lgbti, interseks, genel ahlak
