13/01/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç

Akasyam Haber’de yayınlanan ve LGBTİ+’ları hedef alan yazılarla ilgili verilen takipsizlik kararının ardından dosya AYM’ye taşındı. Adalet Bakanlığı, iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunurken, nefret ifadelerini basın özgürlüğü kapsamında değerlendirdi.

Adalet Bakanlığı, LGBTİ+’lara yönelik “tehcir” çağrısına “basın özgürlüğü” dedi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Akasyam Haber’de 2021 yılında yayınlanan ve LGBTİ+’ların Avrupa’ya “tehcir edilmesini” savunan köşe yazısı ile Kaos GL’yi “sapık dölleri”, “sapkın” ve “Lut kavminin iblisleri” ifadeleriyle hedef alan nefret içerikleri hakkında yapılan suç duyurusu, savcılık tarafından “ifade özgürlüğü” gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandı.

Kaos GL, karara itiraz etti.

Süreç, takipsizlik kararının ardından AYM’ye taşındı

İtirazların reddedilmesinin ardından dernek, süreci Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Dernek, AYM’ye yaptığı başvuruda, Akasyam Haber’de yayınlanan yazılarda kullanılan ifadelerin “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, buna rağmen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin şeref ve itibarın korunması hakkını ihlal ettiğini belirtti.

Başvurunun AYM komisyonu tarafından kabul edilmesinin ardından dosya Adalet Bakanlığı’na iletildi. Bakanlık, AYM’ye sunduğu görüşte, derneğin herhangi bir tazminat davası açmadan bireysel başvuruda bulunmuş olmasının dikkate alınması gerektiğini belirterek dosya hakkında “kabul edilemezlik” talep etti; Akasyam Haber’de yer alan nefret söylemlerini basın özgürlüğü olarak değerlendirdi:

"Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir. Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır."

Tazminat kararlarının caydırıcı etkisi yok

Dernek, Adalet Bakanlığı’nın görüşüne verdiği yanıtta, Türkiye’de LGBTİ+’ların kendilerine yönelik nefret söylemine karşı başvurabilecekleri etkili bir idari mekanizma bulunmadığını vurguladı. Yanıtta, Kaos GL’nin geçmişte de benzer nefret söylemlerine maruz kaldığı ve hukuk mahkemelerinde tazminat davaları açtığı hatırlatıldı.

Dernek, bu davalar sonucunda verilen tazminat kararlarının ise nefret söyleminde bulunanlar üzerinde caydırıcı bir etki yaratmadığını belirterek, mevcut başvuru yollarının etkisiz kaldığını ifade etti.

Hukuk yolları, söz konusu LGBTİ+’lar olduğunda işlemiyor

Dernek, Bakanlığın görüşüne verdiği yanıtta, hukuk yollarının LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi söz konusu olduğunda fiilen işlemediğini savundu. Yanıtta, açılan tazminat davalarının ya sonuçsuz kaldığı ya da verilen kararların nefret söyleminde bulunanlar üzerinde herhangi bir caydırıcılık yaratmadığı belirtilerek, bu yolların Kaos GL açısından etkisiz olduğu vurgulandı. Dernek, bu nedenle hukuk mahkemelerinde tazminat davası açılmadan yapılan bireysel başvurunun dikkate alınmaması yönündeki yaklaşımın kabul edilemez olduğunu ifade etti.

İfadeler “tehcir” gibi eylemlere çağrı niteliğinde

Dernek ayrıca, düzeltme ve cevap hakkı gibi yolların da nefret söylemiyle mücadelede etkili olmadığını kaydetti. Yanıtta, LGBTİ+’ları hedef alan ağır ve aşağılayıcı ifadeler karşısında bu mekanizmaların hem başvurucuya aşırı bir yük getirdiği hem de pratikte sonuç üretmediği belirtildi. Bu tür beklentilerin, ülke pratiğinde nefret söylemini engellemek yerine görünmez kıldığını ve insan hakları hukuku açısından da dayanak taşımadığını savundu.

Dernek, başvuruya konu olan ifadelerin uluslararası insan hakları hukuku, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile Avrupa Konseyi standartları çerçevesinde nefret söylemi niteliği taşıdığını vurguladı. Başvuruda, söz konusu yazıların nefret söylemi içermekle kalmadığı, aynı zamanda “tehcir” gibi eylemlere çağrı niteliği taşıdığı ifade edildi.


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, dijital şiddet, dava, özel haber, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM