26/02/2026 | Yazar: Sude Tansı
Öğrenciye yapılan haksızlık, vites arttırarak devam ediyor. Düşmanlaştırılan kampüslerimiz, kulüplerimiz, yaşam alanlarımız, kriminalleştirilen kimliklerimiz bizi benliğimizden soyutlayarak “suç unsuru” haline getiriyor.
Fotoğraf: ÜniKuir
2021’de BÜLGBTİ+ kapatıldığında bile işlerin bu noktaya geleceğini tahmin etmemiştik. Aslında, tarih tekerrür ediyor. Yine bir şubat ayı, Boğaziçi protestoları yine hepimizin gündeminde. BÜLGBTİ+ kayyım Melih Bulu’nun kararıyla kapatıldığında bu yaptırımın gerekçesini “Görüleceği üzere kutsal değerlerimizi ayaklar altına almaya çalışanlara karşı üniversite yönetimi meşru bir tasarrufta bulunmuştur” olarak açıklamıştı. 7 Şubat’ta Boğaziçi kulüp odalarına yapılan şafak operasyonu ise Hamlin Hall binasının derslik olarak kullanılacağı yönünde meşrulaştırılmaya çalışıldı. Çevik kuvvetler ve TOMA’ların eşlik ettiği bir mimari düzenleme, maksat tebdil-i mekan olsun, hem de henüz gün doğmadan.
Örüntüyü gözlemlemeyi önemli buluyorum. İktidarın Boğaziçi üzerindeki baskısı herhangi öğrenci kulübüne özel değil. Hatta, Boğaziçi’ne bile özel değil. BÜLGBTİ+ kapatıldığında direnişin birinci ayıydı, hatırlarsanız. Kulübün kapatılmasında direniş sergisinde anonim olarak sergilenen “şahmeran” figürü gerekçe gösterilmişti.Arkada yasal bir altyapı yoktu. Günümüze dönüyoruz, kapatılan kulüp odalarının, polis şiddetinin, kampüsün giriş çıkışa kapatılmasının yine yasal bir gerekçesi yok.
Şafak operasyonunun bir sonraki gününde kulüp odaları nakliyat kamyonlarıyla boşaltıldı ve tarihi eser niteliğindeki pek çok demirbaş eşya hasar gördü. İlmek ilmek işlenmiş geleneğin, öğrenci dayanışmasının bir sabah, bir anda yok edilmeye çalışması üniversitelerin öğrencisizleştirilme çalışmalarının sadece görünen kısmı. Odaları korumaya çalışan öğrenci ve akademisyenlere karşı uygulanan şiddet, biber gazı ve gözaltı pratiği ise son olayların münferit olmadığının açık kanıtı. 2021’de BÜLGBTİ+ kapatılırken çoraplarında gökkuşağı olduğu için işkenceyle gözaltına alınan arkadaşlarımız için ses çıkardığımızda da, bu kadar kalabalık mıydık? Öğrenciye yapılan haksızlık, vites arttırarak devam ediyor. Düşmanlaştırılan kampüslerimiz, kulüplerimiz, yaşam alanlarımız, kriminalleştirilen kimliklerimiz bizi benliğimizden soyutlayarak “suç unsuru” haline getiriyor. Zorla gözaltına alınan, işkenceye maruz bırakılan, yaşam alanları kısıtlanan öğrencilerden geleceği ve dünyayı kurtarmaları bekleniyor. Gelecekte payı olsun diye yetiştirdiğiniz öğrenciler yaratılan korku siyasetine karşı geldiğinde neden şaşırıyorsunuz? Asgari ücretin yüzde 14’üyle geçinmelerini beklediğiniz, yurtlarından zorla çıkarttığınız, sosyal ortamlarını yok ettiğiniz, kampüslerini ellerinden aldığınız öğrencilerin susmalarını mı bekliyorsunuz? Hiçbir üniversite, hiçbir kulüp birbirinden bağımsız değil. İşkenceyle gözaltına alınan arkadaşlarımızla biriz.
Her ne kadar Boğaziçi Üniversitesi’nin gündemi “bir anda” değişiyormuş, her şey “birdenbire” oluyormuş gibi görünse de aynı zamanda erkek öğrenci yurdu da olan Hamlin Hall üç yıldır çeşitli bahanelerle öğrencilerin kullanımına kapalı. Tadilatlar, dönüştürme ve renovasyon bahaneleriyle ortak alanın kullanımı suistimal ediliyor. Peki bu neden önemli? “Basit” bir kulüp odasının kapatılması neden ülkenin gündemine oturdu?
Baskıcı iktidar mekanizmaları, kendilerini özgür ortamlarda maskeleyerek var edebilirler. Zaman zaman üstü kapalı yapılan baskılama ve sindirme çalışmaları; bunlarla birlikte kulüplerin kapatılması, kulüp odalarının boşaltılması vites artırarak öğrencilerin yaşam alanlarının yok edilmesine ve işkenceyle gözaltına alınmasına kadar varabiliyor. Büyük resmi görebilmek değerli. Hiçbir aksiyon nedensiz olmadığı gibi sonuçlarından da azade değildir. Dolayısıyla Boğaziçi direnişinin ve öğrencilerin haklı isyanlarının yanlı medyada yansıtıldığı gibi “eften püften” sebeplerle olmadığını görebiliyoruz. Öğrencilerin özgür, adil yaşam hakkı sansürlenemez. Sosyal hayatımızın bel kemiği olan kulüplerimiz, topluluklarımız, bizi bize bağlayan medyumlardır. Sahip çıkmak boynumuzun borcu, kim ne derse desin.
*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.
Etiketler: insan hakları, yaşam, nefret suçları, eğitim, aile, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
