13/04/2026 | Yazar: Kerem Dikmen

Örgüt, hukuki varlığına son verilerek adeta idam edilirken, örgütü inşa ederek sürdürülebilir kılanlara da yargısal tacize devam edildi.

Genç LGBTİ+ davasının anlattıkları Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LGBTİ+ hareketi uzun yılların ardından ilk kez, 2025 yılının son günlerinde bir derneğin kapatılması kararı ile sarsıldı. Tabii ki kurumlar put değil, Türkiye’nin en dinamik toplumsal muhalefet hareketi açısından örgütlenmenin çok çeşitli formları var. Bununla birlikte bir derneğin kapatılması, örgütlü mücadele açısından, devletin sözde “Aile Yılı” politikaları ile birlikte kamusal alandan LGBTİ+’ları “süpürme” harekatının zirvesini temsil etti. Buna eşlik eden, dernek yöneticileri aleyhine açılmış ceza davası oldu. Yani örgüt, hukuki varlığına son verilerek adeta idam edilirken, örgütü inşa ederek sürdürülebilir kılanlara da yargısal tacize devam edildi.

Bu dava bazı ilkleri içinde barındırıyor.

Suç olduğu iddia edilen bir eylemle ilgili takipsizlik kararı verilmişse, ceza usul kanununa göre artık o eylemle ilgili dava açılması ancak yeni delil elde edilmesi halinde mümkün. Ancak dava konusu görsellerin müstehcenlik olmadığına dair takipsizlik kararının varlığına rağmen dava açıldı.

Bir diğer ilk olma özelliği ise dava açılanların kim oldukları ile ilgili. Aslında Türkiye’de dernekler kanununun ceza hükümleri büyük ölçüde sadece dernek başkanlarına uygulanabilir, bu davada savcılığın uygulanmasını istediği kanun maddesi de yalnızca dernek başkanına yöneltilebilir. Dernekler kanunu bu konuda çok açık. Ancak kanunen başkan dışındaki yönetim kurulu üyelerine bile açılamayacak bu dava, bunların yanı sıra denetleme kurulu üyelerine de açıldı.

Anayasanın, Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığı bir ülkede ceza kanunlarının yok sayılması açıkçası çok şaşırtmıyor. Sonuç olarak bu yargılamanın beraatle sonuçlanması da pekâlâ ihtimal dahilinde. Ancak bu dava sanıkları cezalandırmaktan daha çok, sivil topluma ve LGBTİ+ hak savunucularına, itiraz ederlerse, örgütlenirlerse başlarına ne gelebileceğine anlatmayı hedefleyen bir mesaj aynı zamanda. Buna karşın duruşmada savunma yapan LGBTİ+ hak savunucularının hiçbiri geri adım atmadı, iddianamede soruşturma aşamasında sanıkların suçlamayı inkâr ettiği yazılı olsa da hak savunucusu sanıklar eylemi sahiplendi, meşru ve yasal olduğunu belirterek cezalandırılamayacağını ifade etti. Sanıklara bu “gücü”, “cesareti” veren nedir derseniz, kendilerinin de ifade ettikleri gibi eylemlerinin meşruluğu, hukuka uygunluğu, en önemlisi Türkiye’de ayakta olan bir LGBTİ+ hareketinin varlığı. Sokakta dik duran, barışçıl yollarla direnen bir hareketin duruşma salonlarında mahkûm edilebileceği düşüncesi, gerçekten büyük bir yanılgı içeriyor. İzmir özelinde kenetlenen; milletvekilinden barosuna; derneklerden vakıflara; baro gruplarından başka toplumsal hareketlere bir bütün olarak toplum, bu davanın sahipsiz olmadığını da ortaya koydu.

Bu arada hatırlamakta fayda var. Bu dava, derneğin, aralarında öpüşmek üzere olan iki kadın, birbirine sarılan iki erkek illüstrasyonlarının olduğu sanatsal üretimleri sosyal medya hesaplarından paylaşılması nedeniyle açıldı. Bu yönüyle de anlam içeriyor. Cezalandırılmaya çalışılan aslında sıradan insan davranışları. Sevgi, aşk, belki de cinsellik. Yani bir bütün olarak insanı insan yapan şeyler.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.          


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, siyaset, dava, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM