22/06/2026 | Yazar: Kaos GL

Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar, LGBTİ+’ların sağlık hakkı ve sağlık sisteminde karşılaştığı bariyerler üzerine Tıp Dünyası’na yazdı.

Yıldız Tar yazdı: “LGBTİ+’ların sağlık hakkı: İhlallerle örülü sistem, cezalandırıcı ve utandırıcı pratik” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar, LGBTİ+’ların sağlık hakkı ve sağlık sisteminde karşılaştığı bariyerler üzerine Tıp Dünyası’na yazdı.

“LGBTİ+’ların sağlık hakkı: İhlallerle örülü sistem, cezalandırıcı ve utandırıcı pratik” başlıklı yazısında Tar, LGBTİ+’ların sağlık hakkına erişiminin hem küresel ölçekte hem de Türkiye özelinde, yapısal ayrımcılık mekanizmaları, yasal boşluklar, sosyokültürel önyargılar ve siyasal şiddet nedeniyle sistematik olarak ihlal edildiğini söyledi; şu ifadeleri kullandı:

“Sağlık hakkı, bireyin yalnızca hastalıklardan veya sakatlıklardan arınmış olmasını değil, aynı zamanda fiziksel, ruhsal ve sosyal açılardan tam bir iyilik hali içinde bulunmasını gerektiren, uluslararası insan hakları hukukunun en temel ve devredilemez unsurlarından biridir. Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, özellikle sağlıklı bireyler ve topluluklar yaratmayı hedefleyen 3. Amaç bağlamında, sağlık hizmetlerinde evrensellik ve “kimseyi geride bırakmama” ilkesini merkeze almaktadır. Benzer şekilde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sağlık hizmetlerinde eşitliği sağlamak adına arz ve talep yönlü darboğazların aşılması gerektiğini, hizmet kapsamının genişletilmesi için insan hakları temelli yaklaşımların zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Ne var ki, lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve intersekslerin (LGBTİ+) sağlık hakkına erişimi, hem küresel ölçekte hem de Türkiye özelinde, yapısal ayrımcılık mekanizmaları, yasal boşluklar, sosyokültürel önyargılar ve siyasal şiddet nedeniyle sistematik olarak ihlal edilmektedir.”

Tar, LGBTİ+’ların sağlık sisteminde karşılaştığı bariyerlerin heteronormatif ve cisnormatif ideolojilerin devlet politikalarına, yasal mevzuatlara, tıp eğitimine ve kurumsal sağlık altyapılarına derinlemesine nüfuz etmesinin bir sonucu olduğunu vurguladı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“LGBTİ+’ların sağlık sisteminde karşılaştığı bariyerler, yalnızca bireysel düzeydeki hekim-hasta iletişiminden kaynaklanan basit tıbbi anlaşmazlıklar değildir. Aksine, bu bariyerler heteronormatif (heteroseksüelliği tek geçerli yönelim olarak kabul eden) ve cisnormatif (atanmış cinsiyet ile cinsiyet kimliğinin her zaman uyumlu olması gerektiğini savunan) ideolojilerin devlet politikalarına, yasal mevzuatlara, tıp eğitimine ve kurumsal sağlık altyapılarına derinlemesine nüfuz etmesinin bir sonucudur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi her ne kadar kanun önünde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç veya din ayrımı gözetilmeksizin herkesin eşit olduğunu hükme bağlasa da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramlarının yasal metinlerde açıkça koruma altına alınmamış olması, uygulamada devasa hak kayıplarına yol açmaktadır.”

LGBTİ+’ların sağlık hakkı ihlallerinin temelinde kökleşmiş kurumsal homofobinin/transfobinin, hukuki görünmezliğin ve tıp camiasındaki epistemolojik önyargıların bulunduğunu belirten Tar, şunları söyledi:

“Türkiye ve Avrupa genelindeki akademik araştırmalar, sivil toplum raporları, sahada yürütülen nitel gözlemler ve başta Türk Tabipleri Birliği (TTB) olmak üzere meslek örgütlerinin beyanları sentezlendiğinde; LGBTİ+’ların sağlık hakkı ihlallerinin temelinde münferit ve bireysel olayların değil; kökleşmiş kurumsal homofobinin/transfobinin, hukuki görünmezliğin ve tıp camiasındaki epistemolojik önyargıların yattığı bilimsel bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, sağlık eşitsizliklerini ortadan kaldırmak, LGBTİ+’ların maruz kaldığı azınlık stresini en aza indirmek amacıyla atılması gereken makro ve mikro düzeydeki stratejik adımlar atılmalıdır.”

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, anayasa, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam