25/02/2026 | Yazar: Kaos GL
Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar, yeniden gündeme getirilen LGBTİ+ düşmanı düzenleme iddialarına ve LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerine ilişkin İlke TV’den Rojda Aslan’a konuştu.
Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar, yeniden gündeme getirilen LGBTİ+ düşmanı düzenleme iddialarına ve LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerine ilişkin İlke TV’den Rojda Aslan’a konuştu.
“Rojda Aslan ile Mercek Altı” programına konuk olan Tar, daha önce tepkiler üzerine yargı paketlerinden çıkarılan LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin yeniden gündeme getirilerek LGBTİ+ varoluşunu hedef aldığını belirtti, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye Gazetesi'nden sonra Yeni Şafak Gazetesi'nde Ersin Çelik bir köşe yazısı yazdı ve o da geleceğini söyledi bu düzenlemenin. Her ikisi de 11. Yargı Paketi sürecindeki düzenlemenin tepkiler üzerine geri çekildiğini söylemişti ki o dönemde LGBTİ+ hareketi bunun bir zafer değil, erteleme olduğu uyarısında bulunmuştu. Maalesef ki LGBTİ+ örgütlerinin bu uyarısının haklı çıktığını görüyoruz. Şimdi bu düzenleme neyi içeriyor dersek; bu düzenleme doğrudan LGBTİ+ varoluşunun kendisini hapisle cezalandırmayı içeriyor. Genel ahlaka ve toplumsal cinsiyet kavramını kullanmıyorlar ama "doğuştan gelen cinsiyet özelliklerine aykırı" her türlü tutum ve davranışta bulunan kişiler, bunları öven ya da bunların propagandasını yapan kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Birinci maddesi bu.”
“İnsanlık onuruna aykırı bir düzenleme”
Tar, iktidarın insanların özenerek LGBTİ+ olabilirmiş gibi bir algı yarattığını ve buna yönelik bir yasa hazırlığı içerisinde olduğunu vurguladı; düzenlemelerin insanlık onuruna aykırı olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tabii burada bir tutarsızlık da var; toplumsal cinsiyet demiyor ama "doğuştan gelen cinsiyete aykırı tutum ve davranış" nedir? Her hareket, her davranışın kendisi doğuştan gelen cinsiyet diye atfedilen bizim toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden atfettiğimiz bu davranışlara aykırı olabilir ama doğrudan LGBTİ+'ları hapse atmayı hedefliyor. Ve "bu tutum ve davranışta bulunan kişiler" diyor, bu çok tehlikeli. Yani bir özel alan kamusal alan ayrımı da çizmiyor. Genelde LGBTİ+'larla ilgili siyasal iktidarın argümanı "evlerinde ne yapıyorlarsa yapsınlar" şeklindeydi; artık evinizde de ne yaptığınızı denetleyeceğiz. Yani üst kat komşunuz "aşağıda genel ahlaka aykırı bir davranışta bulunuyorlar" derse sizin evinize polis gelip hakkınızda dava açılması mümkün hale geliyor. Burada tabii bir başka tutarsızlık var: "öven ya da propagandasını yapan". Şimdi LGBTİ+ olmak övülerek, propagandası yapılarak olunacak bir şey değil. LGBTİ+ olmak saçınızın siyah olması, gözünüzün mavi olması gibi doğuştan getirdiğiniz özelliklerinizden sadece bir tanesi. Belki sizi o kadar tanımlayan bir mesele bile olmayacaktı eğer bu kadar yoğun baskı ve sansür olmasaydı. Ve iktidar sanki insanlar özenerek belli övgülerle LGBTİ+ olabilirmiş gibi bir algı üzerinden yasa hazırlığı içerisinde. Bu hem hukuka aykırı hem bilimsel gerçeklere aykırı hem de kamu vicdanına ve insanlık onuruna aykırı bir düzenleme.”
LGBTİ+ düşmanı yasa geçmeden, yasayı uygulayan bir iktidar olduğunu kaydeden Tar, şunları söyledi:
“Ve burada övgüden kasıtları anladığımız kadarıyla medyayı da içeriyor; televizyonları, filmleri, haberleri de içeriyor. Yani deniyor ki bu yasayla: "LGBTİ+'lara küfretmeyen, hakaret etmeyen, küçümsemeyen her türlü yayını ben cezalandırmak istiyorum." Bununla da sınırlı kalmıyor maalesef; cinsiyet uyum süreçlerine de çok radikal şekilde müdahale ediyor. Yaş sınırını 25'e çekiyor ve cinsiyet uyum süreçlerini imkansız hale getiriyor. Hatırlarsak 2024 Kasım ayında transların hormona erişimi kısıtlanmıştı, e-reçete zorunluluğu ve 21 yaş sınırı getirilmişti. Daha bugün KaosGL.org’ta Oğulcan Özgenç’in haberiyle öğrendik ki hastanelerde doktorlar "transseksüalite" koduyla (F kodu) hormon yazamıyor. Sebebini kimse bilmiyor, teknik olarak algoritmadan çıkarmışlar. Yani yasa geçmeden yasayı zaten uygulayan bir iktidar var. 11. Yargı Paketi'nden çıkardıktan sonra adım adım hayata geçirmişlerdi, şimdi bunlara yasal kılıf icat ediliyor. Bu uygulamalardan bir diğeri ise Genç LGBTİ+ Derneği hakkında verilen kapatma kararıydı.”
“Demokrasiye çok ciddi bir provokasyon olan yasanın geçmemesi gerekiyor”
Tar, LGBTİ+ fenomenlere yönelik tutuklamaları hatırlattı, getirilmek istenen yasayla bu uygulamaların daha sert bir hale dönüşeceğini söyledi:
“Burada şöyle bir durum var kapatmak için, yıldırmak için, dava açmak için gelip sonrasında delil icat etme ya da olmayan meseleler üzerinden LGBTİ+’ları sırf LGBTİ+ olduğu için, LGBTİ+ örgütlerini de sırf LGBTİ+ haklarını savunduğu için baskı altına alma gibi bir durum söz konusu. En fecaat örnek görmüştük Murat Övüç’ün iddianamesindeki “kendisini gey olarak tanımlayan ve kadınsı hareketlerde bulunan” ifadesi. Böyle bir hukuk normu olabilir mi? Yani yasa geçseydi yapacağını şu anda yapıyor. Murat Övüç tutuklu, Mika Raun tutuklu çeşitli LGBTİ+ fenomenler tutuklu. Farklı gerekçeler ile tutuklular ama baktığınızda öncesinde sosyal medyada iktidara yakın kalemler tarafından hedef gösterilme, bir ibretlik anlatısının ardından tutuklandılar gibi bir durum var. Bunun LGBTİ+ kimliklerinden bağımsız olduğunu söyleyebilir miyiz? Şu an getirmek istedikleri bu yasayla bu uygulamaları daha da korkunç bir hale dönüştürerek LGBTİ+ realitesine bir savaş açmanın bir adım ötesi. Bunun savaştaki karşılığı gerçekten de artık atom bombası ile saldırmak anlamına gelecek ağır bir mesele. Bunun geçmemesi gerekiyor ve bunun hukuka ve demokrasiye çok ciddi bir provokasyon olduğunu vurgulamak lazım.”
Yayının tamamını izlemek için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, anayasa, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, genel ahlak
