18/02/2026 | Yazar: Kaos GL
Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar, LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin yeniden gündeme getirileceği iddialarına ilişkin BirGün Gazetesi’nden Sarya Toprak’a konuştu.
Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar, daha önce yargı paketlerinden çıkarılan LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin ayrı bir yasa olarak yeniden gündeme getirileceği iddialarına ilişkin BirGün Gazetesi’nden Sarya Toprak’a konuştu.
Tar, kamuoyundan gelen sert tepkiler üzerine yargı paketlerinden çıkarılan düzenlemelerin, şimdi “müstakil bir yasa” kılıfıyla yeniden gündeme getirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye gazetesine servis edilen bu haberin tam da AKP’nin düzenlediği Aile Zirvesi’ne denk gelmesi bir tesadüf değil. İktidar, torba yasalarla araya sıkıştıramadığı ayrımcılığı, şimdi özel bir 'nefret yasası' ile kurumsallaştırma peşinde. Ancak asıl vahim olan; henüz ortada yasalaşmış bir metin yokken, iktidarın yargı ve kolluk eliyle fiili bir OHAL rejimi uygulamaya başlamasıdır. Hukuk, belirli bir kesimi yok saymak için bir silah gibi kullanılıyor. Bu mesele, sadece LGBTİ+’ların varoluş mücadelesi değildir. Bu, Türkiye’de hukukun kırıntısına sahip çıkma meselesidir.”
“Bugün bir kimliği 'suç' saymaya kalkan zihniyet, yarın toplumun kendisine biat etmeyen diğer tüm kesimlerini aynı cendereye sokacaktır” diyen Tar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaratılmak istenen bu nefret iklimi, toplumsal barışa vurulacak en büyük darbedir. 11. Yargı Paketi’nde LGBTİ+ olmayı suç olarak neredeyse tanımlayan maddelerin toplumsal muhalefet ve LGBTİ+ hareketinin mücadelesiyle geri çekilmesinin neredeyse intikamını alma peşinde şu anda AKP-MHP iktidarı. Açıkça söylemek lazım: Bu düzenlemeler, zorbalık ve nefret yasaları. LGBTİ+ olmak, hayatın ve insanlığın doğal ve olağan bir parçası. Özendirme, teşvik etme gibi kavramların hiçbir gerçekliği yok. LGBTİ+ olmak suç olamaz. Çünkü suç, başkasına zarar veren bir eylemdir. Bir insanın kimi sevdiği ya da kendini hangi kimlikle ifade ettiği kimseye zarar vermez. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, kişinin varoluşunun bir parçasıdır. Düşünmek, inanmak ve kendini ifade etmek nasıl suç olamazsa; kimliğini yaşamak da suç olamaz.”
Tar, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin bir ideoloji değil insanın varoluş biçimi olduğunu vurgulayarak “Yaşamı savunmak zorundayız” dedi:
“Yine, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği bir ideoloji değildir. Eşcinsellik, biseksüellik, heteroseksüellik gibi cinselliğe dair kavramlardır. İnsanların varoluş biçimidir; bir kampanya, bir ithalat ürünü ya da bir siyasi proje değildir. LGBTİ+’lar tarihin her döneminde, dünyanın her coğrafyasında, tüm etnik gruplarda ve tüm sosyo-ekonomik sınıflarda var olmuşlardır. Anadolu’da, Osmanlı’da, Orta Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da… İnsanlık tarihi kadar eski bir çeşitlilikten söz ediyoruz. İktidar, hayata savaş açma peşinde. Hepimizin hayatlarını gasp etmek istiyor. Bu gaspa karşı durmak, yaşamı savunmak zorundayız.”
Tamamını okumak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, yaşam, nefret suçları, siyaset, anayasa, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, yargı paketi
