14/01/2026 | Yazar: Kaos GL
“Mabel Matiz davası, Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik baskının yalnızca yasalarla değil, yargının sopasıyla işlediğinin tipik bir örneği olarak kendini gösterdi.”
Mabel Matiz’in “Perperişan” şarkısının, “müstehcenlik” gerekçesiyle engellenmesi ve sanatçının yargı önüne çıkarılmasının ardından Tuğan Mecal, Matiz davası üzerine marksist.org’a yazdı.
“Homofobik adalet Mabel Matiz’i yargılıyor: ‘Bu şarkıyı bir erkeğe mi yazdın?’” başlıklı yazısında Mecal, şunları söyledi:
“Pop müziğin tanınmış isimlerinden Mabel Matiz, ‘Perperişan’ adlı şarkısı nedeniyle ‘genel ahlak’, ‘kamu düzeni’ ve ‘çocukların korunması’ gerekçeleriyle yargı önüne çıkarıldı. Süreç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın şarkı hakkında erişim engeli talebinde bulunması ve ardından İçişleri Bakanlığı’nın suç duyurusuyla başladı. Hazırlanan iddianamede şarkı sözlerinin ‘müstehcenlik’ kapsamında değerlendirilmesi istendi; mahkeme ise Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’ndan rapor talep ederek dosyayı bakanlığa ihbar etti. Duruşma sırasında hâkimin Matiz’e yönelttiği ‘Bu şarkıyı bir erkeğe mi yazdın?’ sorusu, davanın yalnızca bir sanat eseriyle değil, heteronormatif düzenin sınırlarıyla ilgili olduğunu açık biçimde ortaya koydu. Matiz bu soruya, şarkılarını herkes için yazdığını ve sanatın cinsiyetle sınırlandırılamayacağını söyleyerek yanıt verdi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava, 11. Yargı Paketi’nden LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler çıkarılmış olsa bile, yargının fiili uygulamalarla LGBTİ+ varoluşunu hedef almaya devam ettiğini gösteren çarpıcı bir örnek haline geldi.
Mabel Matiz davası, Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik baskının yalnızca yasalarla değil, yargının sopasıyla işlediğinin tipik bir örneği olarak kendini gösterdi. 11. Yargı Paketi’nde açıkça LGBTİ+ düşmanı maddeler geri çekilmiş olsa bile, bu dava bizlere kağıt üzerinde giden düşmanlığın yargının sopasında hayat bulduğunu gösteriyor. Yargı alanı bir tür esnek ve keyfi cezalandırma sahasına dönüştürüldü.
Bu işleyiş ise şöyle özetlenebilir: Yasa metninde ‘eşcinsellik suçtur’ yazmaz; fakat ‘kamu düzeni’, ‘genel ahlak’, ‘çocukların korunması’, ‘müstehcenlik’ gibi geniş ve ideolojik kavramlarla LGBTİ+ varoluşuna saldırır. Mabel Matiz’e sorulan “Bu şarkıyı bir erkeğe mi yazdın?” sorusu, tam olarak bu ideolojik hegemonyanın içinde anlam kazanır. Yargıç burada yasa uygulamaz; norm dayatır. Bu, hukukun tarafsız bir araç değil, heteronormatif hegemonyanın dili haline geldiği andır. Dolayısıyla Matiz, geri çekilmiş bir yasanın değil, yargının sopasının hedefidir.”
Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, aile, siyaset, dava, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, ifade özgürlüğü
