15/04/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç

Çalıştayın düzenleme kurulunda yer alan Zeki Bayraktar, KaosGL.org’un ulaştığı bilgilere göre Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu”nda da görevli.

TÜBİTAK destekli çalıştayda translar "tıbbi vaka" olarak ele alınacak! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Devlet kurumlarının trans düşmanlığına yönelik destekleri devam ediyor. Bu kez çantadan TÜBİTAK destekli trans düşmanı bir çalıştay çıktı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin düzenleyeceği “Tıbbi, Cerrahi ve Etik Açıdan Cinsiyet Disforisi Çalıştayı” mayıs ayında yapılacak. Programda translar, “tıbbi vaka” olarak ele alınacak.

Söz konusu çalıştayın programında; “Cinsiyet Disforisi ve Transseksüellik Bağlamında Hukuki Tartışmalar”, “Cinsiyet Disforisine Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Açısından Yaklaşım”, “Transseksüel Cerrahi: Risk-Fayda Analizi ve Endikasyon Tartışmaları” ve “Moderniteden Postmoderniteye Cinsiyet Fikrinin Felsefi Dönüşümü” başlıklı oturumlar yer alıyor.

Trans varoluşu “uç nokta” olarak tanımlanıyor

Kendisine özel bir site açan çalıştay, trans varoluşunu bir “uç nokta” olarak tanımlıyor:

“Cinsiyet disforisi, bireylerin hissettikleri cinsiyet ile biyolojik cinsiyetleri arasında uyumsuzluk yaşamalarıyla karakterize edilen psikolojik bir durumdur. Bu uyumsuzluğun en uç noktası transseksüellik olarak tanımlanmaktadır.”

Aynı sitede, cinsiyet uyum sürecine ilişkin tıbbi müdahaleler de “risk” ve “zarar” çerçevesinden ele alınıyor:

“Cinsiyet disforisinin yönetimi, tıp etiği açısından çok boyutlu tartışmaları beraberinde getirmektedir. Özellikle uygulanan tıbbi müdahalelerin uzun dönem etkilerine ilişkin bilimsel verilerin sınırlı olması ve olası geri dönüşsüz sonuçlar doğurabilmesi, zarar vermeme ilkesi bakımından yarar-zarar dengesinin dikkatle değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.”

Çalıştayda dikkat çeken isim: Zeki Bayraktar

Çalıştayın bilim ve düzenleyici kurulunda yer alan isimler arasında LGBTİ+ düşmanlığıyla bilinen Zeki Bayraktar da yer alıyor. Bayraktar, Aralık 2025’te verdiği bir demeçte cinsiyet uyum sürecini reddetmişti. Ayrıca 2023 yılında Anayasa Komisyonu toplantısında konuşan Bayraktar, LGBTİ+’ları şöyle hedef almıştı:

“Henüz bunun kamuoyu tarafından da algılanabildiğini düşünmüyoruz çünkü bu dip dalga kamuoyunun algılayabileceği şekle gelmemiş. Kamuoyu eşcinsel ve transseksüel bireyleri görür, biz ise bunun öncüllerini görüyoruz şu anda. Eğer biz bu süreci doğru yönetemezsek; önümüzdeki yıllarda eşcinsel ve transseksüel vakalarda bir patlamayla karşı karşıya kalabiliriz."

KaosGL.org’un ulaştığı bilgilere göre; Bayraktar, aynı zamanda geçtiğimiz sene Sağlık Bakanlığı bünyesinde transların cinsiyet uyum süreçlerini engellemek için kurulan “Cinsiyet Değişikliği Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu”nda da görev alıyor.

Ecmel Deniz: “Kamu gücü, ‘bilimsel üretim’ aracılığıyla trans düşmanlığına meşruiyet kazandırıyor”

Hormon Hakkım Kolektifi’nden aktivist Ecmel Deniz, çalıştayın kabul edilebilir olmadığını belirterek “Burada konuştuğumuz şey teorik bir mesele değil; insanların doğrudan hayatını, bedenini ve yaşamını etkileyen bir hak gaspı. Ama asıl mesele şu: Bu ihlaller zaten tesadüfi değil. Bugün iktidarın söyleminde ve politikalarında transları hedef alan, onları ya görünmez kılan ya da doğrudan problemleştiren bir hat var. Böyle bir bağlamda yapılan bu tür çalışmalar, boşlukta durmuyor; tam tersine bu politik iklimin içinde konumlanıyor ve çoğu zaman onu güçlendiren bir işleve bürünüyor” dedi.

Söz konusu çalıştayın TÜBİTAK desteğiyle yürütülmesine tepki gösteren Deniz, şu ifadeleri kullandı:

“Bu, sadece akademik bir faaliyet değil; kamu gücünün, ‘bilimsel üretim’ aracılığıyla trans düşmanlığına meşruiyet kazandırması anlamına geliyor. Yani bir yandan hak ihlalleri sürerken, diğer yandan bu ihlalleri tartışılabilir, sorgulanabilir ya da “değerlendirilebilir” hale getiren bir çerçeve kuruluyor.”

Çalıştayda konuşmacı olan uzmanların tutumunu eleştiren Deniz, şöyle dedi:

“Bu süreçte yer alan “uzmanlar” sahip oldukları mesleki bilgi ve uzmanlığı, hakları güvence altına almak için değil; tam tersine bu hakların sınırlandırılabildiği bir tartışma zemini kurmak için kullanıyor. Bu da bilimin eleştirel ve özgürleştirici potansiyelinden uzaklaşıp, mevcut ayrımcılığı yeniden üreten bir araca dönüşmesi anlamına geliyor.”


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, aile, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, özel haber, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam