12/01/2026 | Yazar: Kaos GL
TİP LGBTİ+ Bürosu ve Kültür Sanat Bürosu, 11 Ocak Pazar günü sosyal medya hesaplarından yayınladığı açıklamayla Mabel Matiz’e yönelik soruşturmaya tepki gösterdi; “Bu dava, hepimizin ifade özgürlüğüne yönelmiş açık bir müdahaledir. Bu müdahaleye karşı susmayacağız” dedi.
Mabel Matiz, “Perperişan” şarkısının “müstehcenlik” gerekçesiyle engellenmesi ve hakkında soruşturma açılmasının ardından ilk kez hakim karşısına çıktı.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) LGBTİ+ Bürosu ve Kültür Sanat Bürosu, 11 Ocak Pazar günü sosyal medya hesaplarından yayınladığı açıklamayla davaya tepki gösterdi; “Bu dava, hepimizin ifade özgürlüğüne yönelmiş açık bir müdahaledir. Bu müdahaleye karşı susmayacağız, alışmayacağız, normalleştirmeyeceğiz. LGBTİ+’ları kriminalize etme girişimlerine izin vermeyecek; yargı eliyle yürütülen hedef göstermeye, sanat ve ifade özgürlüğü üzerinden kurulan baskıya karşı mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.
“Sanat Yargılanamaz, Cinsiyetçi ve Heteronormatif Yargılarla Adalet Dağıtılamaz” başlıklı açıklamada, mahkeme heyetinin Matiz’e yönelttiği “Bu şarkı bir erkeğe mi yazıldı” sorusunun heteronormatif, cinsiyetçi ve ayrımcı bir bakış açısının ürünü olduğu vurgulandı:
“Mabel Matiz’in Perperişan adlı şarkısı hakkında açılan soruşturma ve duruşmada hâkimin “Bu şarkı bir erkeğe mi yazıldı?” sorusu; yargının sanata, ifade özgürlüğüne ve LGBTİ+ varoluşlara yönelen müdahalesini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Bu soru hukuki bir ihtiyaçtan beslenmemektedir. Heteronormatif, cinsiyetçi ve ayrımcı bir bakış açısının ürünüdür. Aynı sorunun heteroseksüel erkek sanatçılara yöneltilmediği gerçeği ortadayken, mesele “müstehcenlik” değil; LGBTİ+’ların kamusal alanda görünürlüğüne duyulan tahammülsüzlüktür.”
“Bu dava, hepimizin ifade özgürlüğüne yönelmiş açık bir müdahaledir”
“Müstehcenlik” gerekçesiyle açılan bu davaların, LGBTİ+’ların ifade özgürlüğünü bastırmanın araçları haline getirildiğini belirten TİP, şu ifadeleri kullandı:
“Sanat, herkes için söylenebilir. Aşk, arzu, kırılganlık ve acı; tek bir cinsiyetin, tek bir yönelimin ya da devletin onay verdiği kalıpların tekelinde değildir. Sanatçının kime yazdığı bırakıp, iktidarın kimi susturmaya çalıştığı sorgulanmalıdır. “Müstehcenlik” gerekçesiyle açılan bu davalar, çocukları korumak gibi sahte bir argümanla, LGBTİ+’ların ifade özgürlüğünü bastırmanın araçları haline getirilmektedir. Oysa çocuklar için asıl tehdit; sansür, ayrımcılık, nefret dili ve özgürlüklerin sistematik biçimde gasp edilmesidir.”
TİP, “Sanat yargılanamaz, aşk suç değildir, LGBTİ+’ların varoluşu mahkeme salonlarında tartışılamaz” diyerek yargı eliyle yürütülen hedef göstermeye, sanat ve ifade özgürlüğü üzerinden kurulan baskıya karşı mücadeleyi büyüteceklerini vurgulayarak açıklamayı sonlandırdı.
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, siyaset, dava, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, müstehcenlik
