14/04/2026 | Yazar: Kaos GL
Susma Bitsin ve Komedyen Kadınlar İnisiyatifi, kültür sanat sektöründeki şiddet ve toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler üzerine Kadın İşçi’den Yadigar Aygün’e konuştu.
Fotoğraf: Kadın İşçi
Susma Bitsin ve Komedyen Kadınlar İnisiyatifi, kültür sanat sektöründeki şiddet ve toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler üzerine Kadın İşçi’den Yadigar Aygün’e konuştu.
Susma Bitsin ve Komedyen Kadınlar İnisiyatifi, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesaplarından yayınladığı açıklama ile şiddet faillerine sahne veren kültür sanat kurumlarına çağrı yaparak “Faillere sahne vererek kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddetin sürmesine zemin hazırlıyorsunuz” demişti. Çağrıya neden ihtiyaç duyulduğunu anlatan oluşumlar, şu ifadeleri kullandı:
“Bu çağrıya ihtiyaç duyuldu; çünkü şiddet faillerine alan açılması, yalnızca tekil bir kişiyi desteklemek anlamına gelmez. Aynı zamanda kadınların ve LGBTİ+’ların beyanlarının, deneyimlerinin ve güvenlik taleplerinin ikinci plana atılması anlamına gelir. Bir failin sahnede, sette, festivalde ya da görünürlük sağlayan herhangi bir alanda yer bulmaya devam etmesi, “yaptıklarının sonuçları yok” mesajını üretir. Bu da mevcut şiddet biçimlerini görünmez kıldığı gibi, yeni şiddet ihtimallerinin de önünü açar. Böyle bir tablo, cezasızlık kültürünü derinleştirir, maruz bırakılanların konuşma cesaretini kırar ve failleri koruyan yapıları güçlendirir. Bu nedenle bu çağrının yalnızca bir kişi ya da olay özelinde değil sektörde güvenli, eşit ve şiddetten arındırılmış alanlar yaratma ihtiyacından doğduğunu düşünüyoruz. Amacımız, maruz bırakılanların yalnız olmadığını hatırlatmak, dayanışmayı büyütmek ve kurumları yaptıkları tercihlerin toplumsal sonuçlarıyla yüzleşmeye çağırmaktır.”
“Şiddet yalnızca bireysel değil, aynı zamanda yapısal bir sorun”
Kadın işçilerin; psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddet ile tacizin yanı sıra güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kaldığını belirten platformlar, şöyle dedi:
“Sektörümüzde kadın işçiler; psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddet ile tacizin yanı sıra mobbing, ayrımcılık ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Hakaret, küçümseme, itibarsızlaştırma, işten dışlama, görünmez kılma ve ekonomik baskı gibi birçok şiddet biçimi çoğu zaman iç içe geçerek varlığını sürdürüyor. Bu nedenle şiddeti yalnızca bireysel değil, aynı zamanda yapısal bir sorun olarak görüyoruz. Şiddet ve kötü çalışma koşulları karşısında ses çıkarmanın elbette önemli olduğunu ancak her maruz bırakılanın konuşabilecek koşullara sahip olmayabileceğini de biliyoruz. Bu nedenle çözümü yalnızca “konuşmak” üzerinden kurmanın yeterli olmadığını düşünüyoruz. Asıl ihtiyaç, güvenli ve eşit çalışma ortamlarının kurulması ve bu ortamların sürdürülebilir biçimde korunmasıdır.”
Platformlar; kamuoyuna, sendikalara, kadın ve LGBTİ+ örgütlerine, siyasal partilere ve medyaya çağrı yaptı; “Beyanları ciddiye alın, kurumsal sessizliği kırın” dedi:
“Topluma, kamuoyuna, sendikalara, kadın ve LGBTİ+ örgütlerine, siyasi partilere ve medyaya çağrımız şudur: Beyanları ciddiye alın, kurumsal sessizliği kırın ve şiddeti görünmez kılan değil, onunla açık biçimde mücadele eden yapılar kurun. Sendikalar ve meslek örgütleri bu meseleye yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, temel bir emek ve güvenlik meselesi olarak yaklaşmalıdır. Medya, beyanları magazinleştiren ya da fail merkezli bir dil kuran değil hak temelli ve sorumlu bir yayıncılık anlayışı benimsemelidir. Siyasi partiler ve kamu kurumları ise kültür-sanat alanı dahil olmak üzere her sektörde şiddet karşıtı mekanizmaları güçlendirmeli, yaptırım süreçlerini işletmeli ve koruyucu politikaları görünür kılmalıdır.”
Haberin tamamını okumak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, kadın, kültür sanat, yaşam, çalışma hayatı, siyaset, trans, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
