22/01/2026 | Yazar: Kaos GL

“İstismarı, şiddeti, sömürüyü yaratan düzenin üzerini örtmeye çalışan ve buna karşı biriken öfkeyi de yeniden işçi ve emekçilerin kendisine yönelten sermaye iktidarında aramak gerekiyor faşizmi.”

Sıla Altun, Evrensel Gazetesi’ne yazdı: LGBTİ düşmanlığı ile sermayenin faşizmini gizlemek Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ekmek ve Gül Editörü Sıla Altun, TRT’nin dijital platformu tabii’de “Gökkuşağı Faşizmi” ismiyle yayınlanan nefret belgeseli üzerine Evrensel Gazetesi’ne yazdı.

Altun’un “LGBTİ düşmanlığı ile sermayenin faşizmini gizlemek” başlıklı yazısından bir kısım ise şöyle:

“TRT’nin internet platformu Tabii’de Gökkuşağı Faşizmi isimli bir belgesel yayımlandı. Belgesel, iktidarın olduğu kadar tüm dünyada güçlenmeye başlayan LGBTİ düşmanlığıyla paralel bir biçimde ilerliyor. Belgesel, çeşitli toplumsal sorunlara ilişkin günah keçisini LGBTİ’ler -özellikle de translar- olarak gösteriyor.

Belgesele ilişkin tartışılması gereken birçok nokta var. Özellikle “bilimsel bilgi” olarak ileri sürülen ve LGBTİ düşmanlığı çerçevesinde yorumlanan pek çok iddia belgesel boyunca karşımıza çıkıyor. Büyük aile mitinglerinde öne çıkarılan “LGBTİ adı altında çok büyük paralar dönüyor” yargısı da belgeselde sürdürülen tartışmalardan biri. Elbette, “aile on yılı” söylemiyle paralel biçimde LGBTİ’lerin çocuklar için bir tehdit oluşturduğu iddiası da yer alıyor.

Belgesel, önümüzdeki süreçte LGBTİ hareketinin karşı karşıya olduğu saldırıyı savuşturmak açısından önemli bir ihtiyacı da açığa çıkarıyor: Hareketin kendi mücadelesi içinde ortaya koyduğu savların -örneğin biyolojik determinizme karşı geliştirilen argümanlar gibi- nasıl LGBTİ varoluşuna karşı bir silaha dönüştürülebildiğinin tartışılması gerekiyor. Bununla birlikte, sermaye iktidarlarının yarattığı yıkımın asıl sorumlularının nasıl teşhir edileceği ve işçi sınıfının bu kara propagandanın etkisinden nasıl çıkarılacağı da temel tartışma başlıklarından biri olmak zorunda. 11. yargı paketi tartışmalarını hatırlayalım: “Biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı davranışlar” söyleminin iktidarın faşizmi kurumsallaştırma yolunda kullanabileceği ideolojik araçlardan biri olduğu açıkça görülmüştü. Bugün de aynı hatta oynamaya devam ediliyor.

Belgeselde cinsellik ve cinsiyetlerin toplumsal işlevi, üreme ve kapitalizmin ihtiyaç duyduğu ataerkil aile üzerinden tanımlanıyor. Belgesel, izleyicilere açık biçimde, dikkatli olunmadığı takdirde tüm bu sorunların kendi çocuklarının da başına gelebileceği mesajını veriyor. Sermaye iktidarları, kendi inşa ettikleri sorun kuyusunun en dibinde hayatta kalmaya çalışan LGBTİ’leri, bu kuyunun mimarı ilan ediyor. Bu ilan, işçi ve emekçileri yoksullaştıran, şiddetle baş başa bırakan ve yaşamı “açlık oyunlarına” dönüştüren sistem açısından son derece işlevli. Çünkü sisteme karşı biriken öfkenin yöneltileceği somut ve görünür bir sözde düşman yaratılıyor.”

Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, trans, lgbti
GDTM