19/02/2026 | Yazar: Kaos GL
“Yasaklar sokakları, yargı paketleri varoluşu hedef alabilir. Ama bu ülkede eşit ve özgür yaşamı savunan herkesin sırtını dönmemesi gereken bir kavga bu.”
Şendoğan Yazıcı, Türkiye’de son yıllarda gündeme gelen LGBTİ+’lara yönelik baskılar ve “devlet nefreti” üzerine Evrensel Gazetesi’ne yazdı.
“'Makbul vatandaş'ın dışındakilere devlet politikası: LGBTİ'lere yönelik kuşatma derinleşiyor” başlıklı yazısında Yazıcı, şunları söyledi:
“Türkiye'de 2026 yılına uyanmak, eğer devletin çizdiği "makbul vatandaş" tanımının dışındaysanız duvarları genelgelerle, yasaklarla ve nefret hutbeleriyle örülmüş bir hapishanede gözlerinizi açmak gibidir. Son on yılda, özellikle 2023 seçimlerinden sonra ivmelenen süreçte iktidar bloğu, LGBTİ’lara yönelik tutumunu "görmezden gelmek"ten "topyekun yok saymaya" evriltmiştir. Karşımızda muhafazakar bir refleks değil; soğukkanlılıkla planlanmış, kurumlar arası koordinasyonla yürütülen bir devlet nefreti var. Abarttığımız düşünülebilir. O halde hamasetle değil, devletin kendi belgeleri ve uygulamalarıyla konuşalım.”
Devletin LGBTİ+ düşmanı tutumunun artık geçici bir söylem olmadığını vurgulayan Yazıcı, şu ifadeleri kullandı:
“İktidarın en sinsi başarısı, nefret politikasını "aile değerlerini koruma" ambalajıyla pazarlamasıdır. 2025'in Cumhurbaşkanlığı kararıyla "aile yılı" ilan edilmesi masum bir farkındalık çağrısı değildi; bir savaş ilanıydı. İlanın mürekkebi kurumadan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı LGBTİ+ karşıtı politikaları kurumsal strateji belgelerine yazdı. Kaos GL'nin 2024 İnsan Hakları Raporu'nun tespiti açık: bu artık geçici bir söylem değil, devletin kalıcı politikası. Ardından Sağlık Bakanlığından 81 il valiliğine giden talimat geldi: 21 yaş altındaki kişilere cinsiyet uyum sürecindeki hormon tedavileri fiilen yasaklandı. Bu bir sağlık politikası değil, bedenler üzerinden yürütülen bir şiddetti.”
Yazıcı, LGBTİ+’lara dönük hak ihlallerinin toplumun her kesimini ilgilendirdiğini vurgulayarak şöyle dedi:
“Bu tablo karşısında "Benim meselem değil" demek mümkün. Ama bir devlet, yurttaşlarının bir kısmını kriminalize ediyorsa, hukuku korumak yerine ezmek için kullanıyorsa, nefret söylemini resmi politikaya dönüştürüyorsa bu o devletin sınırları içinde yaşayan herkesin meselesidir. Bugün LGBTİ+’ların haklarıyla birlikte söz konusu olan tüm yurttaşların hakları. Kaos GL'nin tespiti çarpıcı: İktidarın LGBTİ+ karşıtı söylemlerinin rüzgarına kapılan muhalefet bile bu konudan uzak durdu. İnsan haklarının popüler olduğu zamanlarda savunulmasına gerek yoktur; asıl sınav bedeli olduğu zamanlardır. LGBTİ+’ların hakları bir hoşgörü meselesi değil, hak meselesidir. Bu hakkın gasbedilmesine sessiz kalmak, o gaspa alan açmaktır.”
Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.
Etiketler: insan hakları, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, trans, lgbti, ifade özgürlüğü
