17/03/2026 | Yazar: Oğulcan Özgenç
LGBTİ+’ları hedef alarak “Büyük Aile Buluşması”na çağrı yapan videonun kamu spotu olarak yayınlanmasına karşı açılan dava tüm yargı aşamalarında reddedildi. Kaos GL, RTÜK’ün nefret söylemini yaygınlaştırdığını belirterek dosyayı AYM'ye taşıdı.
Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org
Yesevi Alperenler Ocağı Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin, 18 Eylül 2022’de Saraçhane’de düzenlenen “Büyük Aile Buluşması” için hazırladığı ve LGBTİ+’ları hedef alan ifadeler içeren videosu, dönemin RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in açıklamaları sonrasında kurul kararıyla kamu spotu olarak yayınlandı. Videoda LGBTİ+’lar “virüs gibi yayılan propaganda” olarak hedef alındı, kamuoyuna “LGBT propaganda ve dayatmalarına karşı” ifadeleriyle nefret çağrısı yapıldı.
Bu gelişme üzerine Kaos GL Derneği, RTÜK’ün söz konusu işlemlerinin iptali talebiyle yargıya başvurdu. Ancak dosyayı inceleyen Ankara 4. İdare Mahkemesi davayı reddetti; istinaf ve temyiz başvuruları da sırasıyla üst mahkeme ve Danıştay tarafından kabul edilmedi.
İdare Mahkemesi’nden ret: “Kamu spotunda nefret söylemi yok, ifade özgürlüğü kapsamında”
Derneğin iptal başvurusunu inceleyen Ankara 4. İdare Mahkemesi, kamu spotunda yer alan ifadelerin nefret söylemi oluşturmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde hüküm kurdu. Mahkeme, söz konusu içeriğin “aile ve çocuğun korunmasına” ilişkin devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde kamu yararı amacı taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
İstinaf ve Danıştay, ilk derece kararını hukuka uygun buldu!
İlk derece mahkemesinin ret kararının ardından Kaos GL Derneği, karara karşı istinaf yoluna başvurdu. İstinaf dilekçesinde, RTÜK mevzuatına yapılan doğrudan atıflarla, kuruluşun ayrımcı yayınları engelleme, insan onurunu ve özel hayatı koruma yükümlülüğüne sahip olduğu; yayıncılık alanında “nefreti önleme ve engelleme” görevinin açıkça tanımlandığı vurgulandı. Başvuruyu inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi ise istinaf talebini reddetti. Daire, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun buldu.
İstinaf sürecinin ardından Kaos GL Derneği dosyayı Danıştay’a taşıdı. Ancak Danıştay da temyiz başvurusunu reddederek ilk derece mahkemesinin kararını kesin olarak onadı.
Kaos GL’den AYM’ye başvuru: “Nefret söylemi, kamu kurumunun söylemine dönüştü”
Dernek, başvuruyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Başvuruda, RTÜK’ün “ayrımcılığı engellemek bir yana negatif yükümlülük ihlali yaptığı” ve LGBTİ+’ların “virüs” olarak nitelendirildiği bir videoyu kamu spotu ilan ederek “ayrımcı bir kamu söylemini yaygınlaştırdığı” vurgulandı.
Dernek, “üçüncü kişilerin nefret söyleminin kamu kurumunun söylemine dönüştüğünü” belirterek, devletin bu tür içeriklere karşı “tarafsız kalamayacağını” ifade etti.
“RTÜK, nefret söyleminin faili haline geldi”
Başvuruda ayrıca, söz konusu yayınların özel hayat hakkını ihlal ettiği belirtilerek, LGBTİ+’ların “toplumsal bir tehlike olarak sunulmasının” kamusal alanda var olma ve kimliklerini ifade etme imkanlarını zayıflattığı kaydedildi. RTÜK’ün bu içerikleri yaygınlaştırarak “nefret söyleminin faili haline geldiği” ifade edilirken, “aileyi koruma” gerekçesinin ayrımcı müdahaleleri meşrulaştıramayacağı vurgulandı.
Hakkaniyete aykırı bir yargılama süreci
Adil yargılanma hakkı bakımından ise, ilk derece mahkemesinin başvurudaki iddiaları karşılamadığı ve videonun nefret söylemi içerip içermediğine dair yeterli bir hukuki değerlendirme yapmadığı belirtildi.
Başvuruda, RTÜK’ün mevzuat gereği “nefret söylemini önleme ve engelleme” yükümlülüğü bulunduğu hatırlatılarak, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hakkaniyete aykırı bir yargılama süreciyle birleştiği ifade edildi.
Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları, aile, siyaset, özel haber, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
