19/01/2026 | Yazar: Kaos GL
14. Pembe Hayat KuirFest küratörlerinden Furkan, tabii’de yayınlanan “Gökkuşağı Faşizmi” isimli nefret belgeselini KaosGL.org’a değerlendirdi.
Fotoğraf: Dilara Açıkgöz / csgorselarsiv.org
Geçtiğimiz hafta TRT’nin dijital platformu tabii, LGBTİ+’ları hedef alan “Gökkuşağı Faşizmi” başlıklı belgeseli duyurdu. Belgesel, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve gazetecilerden gelen tepkilerin ardından kamuoyunda tartışma yarattı.
Dün (18 Ocak) platformda yayınlanan belgeseli 14. Pembe Hayat KuirFest adına festivalin küratörlerinden Furkan, KaosGL.org’a değerlendirdi.
“Belgesel son derece tehlikeli bir anlam dünyası kuruyor”
Belgeselin açık bir nefret üretimi olduğunu vurgulayan Furkan, şunları söyledi:
“Kamu yayıncılığı sorumluluğu taşıması gereken TRT, bu yapımla birlikte tarafsızlık ilkesinden uzaklaşmış ve iktidarın LGBTİ+ karşıtı politikalarının ideolojik taşıyıcısı hâline gelmiştir. Fragmanda kullanılan camdan yapılmış çocuk odası ve bu odaya giren gökkuşağı renkli hortumu olan fil metaforu, ilk bakışta çocukları koruma söylemiyle sunulsa da gerçekte son derece tehlikeli bir anlam dünyası kurmaktadır. LGBTİ+ varoluşlar çocuklar için dışarıdan gelen bir tehdit ve aile yapısını parçalayan bir unsur olarak kodlanmakta böylece LGBTİ+’lar ve özellikle LGBTİ+ çocuklar kamusal nefretin meşru hedefleri hâline getirilmektedir. Bu dil masum değildir, yıllardır maruz kaldığımız ayrımcılığın, şiddetin ve yok saymanın görsel anlatıya dönüştürülmüş bir biçimidir.”
“Bizim varoluşumuz kimseye bir hayat biçimi dayatmaz”
Belgesel aracılığıyla, ailenin yalnızca biyolojik bağlara, cinsiyet rollerine ve itaat ilişkilerine indirgendiğini belirten Furkan, şu ifadeleri kullandı:
“İktidarın 2025 yılını “Aile Yılı” ilan ederek kurmaya çalıştığı heteronormatif, tekil ve makbul aile tahayyülü fragmanda camdan bir yapı olarak resmedilmektedir. Bu tercih aileyi yalnızca biyolojik bağlara, cinsiyet rollerine ve itaat ilişkilerine indirgemektedir. Böyle bir kurgu kırılgan, savunmasız ve dışlayıcıdır. Fragmanda parçalanan şey masum bir aile betimlemesi değil farklılıkla temas ettiğinde çatlayan bu dar ve zorlayıcı aile anlayışıdır. KuirFest olarak Pembe Hayat’ın yirmi yılı aşan mücadele deneyiminden ve kuir sanatın perdeden taşan yaşamlarından, varoluşlarından ve anlatılarından aldığımız güçle açıkça ifade ediyoruz: Bizim varoluşumuz kimseye bir hayat biçimi dayatmaz. Dayatılan LGBTİ+’ların yok sayılması, görünmez kılınması ve çocuklardan uzak tutulması gerektiğini ima eden heteropatriyarkal ideolojidir. Fragmanda evlatlarımızı koruyoruz söylemiyle kurulan bu anlatı LGBTİ+ çocukları yalnızlaştırmakta, hedef hâline getirmekte ve onları tehlikeye açık bırakmaktadır.”
“Bu tür yapımlar münferit değildir”
Bu tür yapımların münferit olmadığını, LGBTİ+ karşıtı politikaların medya ayağını oluşturduğunu vurgulayan Furkan, şu değerlendirmeleri yaptı:
“İktidarın aileyi yalnızca “makul ve makbul” bireyler üreten bir yapı olarak ele almasına karşı bizler yıllardır seçilmiş aileler kurarak ve bu aileleri perdeye taşıyarak hayatta kaldık. Dayanışma, şefkat ve karşılıklı tanınma üzerinden örülen bu ilişkiler biyolojik bağlarla sınırlı olmayan ancak son derece gerçek, dönüştürücü ve yaşamsal bağlardır. LGBTİ+’ların hayatta kalma stratejileri aynı zamanda bu ülkenin en güçlü dayanışma pratiklerinden biridir. Bu tür yapımlar münferit değildir. “Gökkuşağı Faşizmi” son yıllarda artan LGBTİ+ karşıtı yasakların, hedef göstermelerin, sanatsal üretim üzerinde kurulan müstehcenlik baskısının ve kriminalizasyon politikalarının medya ayağını oluşturmaktadır. Genel ahlak gibi muğlak kavramlar üzerinden yürütülen yasal düzenleme girişimleriyle birlikte değerlendirildiğinde bu yapım toplumda nefretin normalleştirilmesine hizmet eden bilinçli bir propaganda aracına dönüşmektedir. Sanatın bu propagandanın taşıyıcısı hâline getirilmesini kabul etmiyoruz ve bu dil karşısında susmuyoruz.”
“Tehlike gökkuşağında değil…”
“KuirFest olarak 2011 yılında çıktığımız bu yolda perdeden taşan hikâyelerimizle kuir öznelerin varlık biçimlerini heteropatriyarkal anlatıların karşısında korumaya ve yaşatmaya devam ediyoruz” diyen 14. Pembe Hayat KuirFest küratörlerinden Furkan, KuirFest adına yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Kuir özneler yalnızca hayatta kalmaz, hafızayı diri tutar, yaşadıklarını kayda alır anlatır ve sessizleştirilmek istendikleri her yerde daha yüksek sesle konuşur. Unutmaya zorlananların politik sorumluluğu hatırlatmaktır. Görünmez kılınmak istenenlerin görevi ise ısrarla görünür olmaktır. KuirFest olarak 2011 yılında çıktığımız bu yolda perdeden taşan hikâyelerimizle kuir öznelerin varlık biçimlerini heteropatriyarkal anlatıların karşısında korumaya ve yaşatmaya devam ediyoruz. TRT’yi kamu yayıncılığı sorumluluğunu hatırlamaya, çocukların varoluşuna savaş açan ve LGBTİ+’ları hedef gösteren bu yapımı yayımlamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. KuirFest olarak perdeden taşan hayatlarımızı, seçilmiş ailelerimizi ve çoğul gerçekliklerimizi savunmayı, karşı-bakışın bilgisini yalnızca salonlarla sınırlı kalmadan kamusal alanın tamamında inşa etmeyi sürdüreceğiz. Tehlike gökkuşağında değil; nefretle ayakta tutmaya çalıştığınız düzeninizdir.”
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, nefret suçları, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
