22/06/2026 | Yazar: Seçin Tuncel
Mersin Onur Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte LGBTİ+’ların karşı karşıya kaldığı hak ihlalleri, örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılar ve dayanışma olanakları tartışıldı.
Kaos GL Derneği ve Muamma LGBTİ+ Derneği’nin ortaklığında düzenlenen etkinlikte, Kaos GL Paydaş Analizi Raporu paylaşıldı, ardından Defne Güzel’in kolaylaştırıcılığında “Örgütlenme Özgürlüğü” oturumu gerçekleştirildi.
Mersin Onur Haftası kapsamında düzenlenen etkinliğe Anka Üreten Kadın Derneği, Mersin 7 Renk LGBTİ+ Derneği, Mimoza Kadın Derneği, Mersin Onur Haftası Komitesi, Günebakan Kadın Derneği, Halkevi LGBTİ+ Komisyonu, Hayat Ağacı Kadın Kooperatifi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Kadın Gazeteciler Derneği ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) temsilcileri katıldı.
Etkinliğin ilk bölümünde Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Kaos GL tarafından yürütülen paydaş analizi çalışmasının bulgularını paylaştı. Sunumda LGBTİ+’ların güncel hak ihlalleri, örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılar ve kamuoyunun LGBTİ+ haklarına ilişkin tutumları ele alındı.
“Lubunyalarla toplumun geri kalanı arasına ses geçirmez bir duvar örülmeye çalışılıyor”
Türkiye’de LGBTİ+ karşıtı politikaların son yıllarda daha örgütlü ve merkezi bir karakter kazandığını belirten Tar, nefret söylemi ve ayrımcılığın artık yalnızca belirli gruplar tarafından değil, siyasal iktidar tarafından da üretildiğine dikkat çekti.
“Uzun süredir yalnızca bir nefret rejiminden değil, aynı zamanda bir siyasal şiddet rejiminden söz ediyoruz” diyen Tar, geçmişte yerel ölçekte örgütlenen nefret kampanyalarının bugün merkezi siyaset tarafından yeniden üretildiğini söyledi.
Tar, LGBTİ+’ların yaşadığı hak ihlallerinin toplumun geri kalanından görünmez kılınmaya çalışıldığını belirterek şunları söyledi:
“Lubunyalarla toplumun geri kalanı arasına ses geçirmez bir duvar örülmeye çalışılıyor. Polis şiddeti, yasaklar, sansür ve hedef göstermeler bu duvarın parçaları haline geliyor.”
Sunumda ayrıca son yıllarda artan sansür uygulamaları, dijital alana yönelik müdahaleler ve örgütlenme özgürlüğüne dönük baskılar da ele alındı.
Etkinliğin ikinci bölümünde Defne Güzel’in kolaylaştırıcılığında “Örgütlenme Özgürlüğü” oturumu gerçekleştirildi.
“Barışı konuşmak, LGBTİ+ haklarını konuşmaktan ayrı değil”
Defne Güzel, son dönemde LGBTİ+’ları hedef alan yasal düzenleme girişimlerini, davaları ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahaleleri değerlendirdi.
LGBTİ+ hakları mücadelesinin aynı zamanda toplumsal barış mücadelesinin bir parçası olduğunu vurgulayan Güzel, şöyle konuştu:
“LGBTİ+’ların eşit ve özgür yaşayabildiği bir toplum aynı zamanda daha barışçıl bir toplumdur. Bugün bizi tehdit olarak göstermeye çalışan politikalar yalnızca LGBTİ+’ları değil, toplumun tamamını daha fazla şiddet ve yoksullukla terbiye etmeye çalışıyor.”
Güzel, son yıllarda LGBTİ+ örgütlerine ve görünürlük alanlarına yönelik davaların arttığını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün farklı araçlarla sınırlandırılmaya çalışıldığını belirtti. Oturumda ayrıca “Aile Yılı” politikaları ve küresel ölçekte yükselen ayrımcı siyasetler de tartışıldı.
“Ne ayrıcalık ne ayrımcılık”
Sunum ve oturumun ardından katılımcılar söz alarak Mersin’de ve Türkiye genelinde LGBTİ+’ların karşı karşıya kaldığı sorunları, dayanışma imkanlarını ve ortak mücadele alanlarını değerlendirdi.
Tartışmalarda özellikle yalnızlaştırma politikalarına karşı kadın, emek, insan hakları ve LGBTİ+ hareketleri arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Katılımcılar, artan baskılar karşısında örgütlü dayanışmanın hayati önem taşıdığını ifade etti.
Konuşmalarda Mersinli trans aktivist Yağmur Atacan’ın yıllar önce dile getirdiği “Ne ayrıcalık ne ayrımcılık” sözü de hatırlatıldı. Katılımcılar, eşit yurttaşlık ve örgütlenme özgürlüğü mücadelesinin ancak ortak dayanışma zeminleri güçlendirilerek ilerletilebileceğini vurgulayarak etkinliği sonlandırdı.
Etiketler: insan hakları, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks, örgütlenme özgürlüğü
