22/01/2026 | Yazar: Kaos GL

LİSTAG ve İzmir Aile Grubu, Ankara’da İHD Genel Merkez binasında basın açıklaması yaptı; LGBTİ+ düşmanı politikalara tepki gösterdi.

LİSTAG ve İzmir Aile Grubu: “Çocuklarımızın yaşam hakkından vazgeçmeyeceğiz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

LİSTAG LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği ve İzmir Aile Grubu bu hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi ve insan hakları kuruluşlarını ziyaret için Ankara’daydı.

LİSTAG ve İzmir Aile Grubu, ziyaretlerin ardından Ankara’da İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Devleti, tüm kurumlarıyla birlikte, yaşam hakkını korumaya, ayrımcılığı önlemeye, nefret söylemiyle mücadele etmeye, işkenceyi ve kötü muameleyi sona erdirmeye ve eşit yurttaşlık ilkesini hayata geçirmeye çağırıyoruz” denildi.

LİSTAG Koordinatörü Neşe Tamer'in okuduğu açıklamada, LGBTİ+’lara yönelik şiddettin arttığı, cezaevindeki trans mahpuslara yönelik hak ihlallerine yönelik etkin soruşturmalar yürütülmediği hatırlatıldı:

“Uzun süredir çocuklarımızın yaşamlarına dokunan şiddetin arttığını görüyoruz. Bu şiddet yalnızca sokakta değil, cezaevlerinde, gözaltı araçlarında, adliyelerde, okul yollarında ve evlerin içinde karşımıza çıkıyor ve çoğu zaman görünmez kılınıyor. Cezaevlerinde tutulan trans mahpusların şüpheli ölümlerle hayatlarını kaybettiklerini, insan onuruna aykırı koşullarda tutulduklarını ve bu ölümlerin ardından etkili, şeffaf soruşturmalar yürütülmediğini biliyoruz. Ebeveynler olarak soruyoruz: Çocuklarımız devletin gözetimi altındayken nasıl ölebilir?"

"Onur Yürüyüşleri ve barışçıl gösterilerde çocuklarımızın keyfi biçimde gözaltına alındığını, uzun süre özgürlüklerinden yoksun bırakıldıklarını ve kötü muameleye maruz kaldıklarını da görüyoruz” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada şunlar söylendi: 

"Bizler çocuklarımızı, onurlu, güvende ve ayrımcılıktan uzak bir yaşam sürebilmeleri için büyüttük. Ancak yaşam alanları daraltılan, barınma, eğitim, sağlık ve güvenli işe erişimleri engellenen LGBTİ+’lar yalnızlaştırılıyor ve hedef haline getiriliyor. Bu kuşatma hali, LGBTİ+ intiharlarında artış olarak karşımıza çıkıyor. Bir çocuğun yaşamdan vazgeçmesi bireysel değil, toplumsal ve kamusal bir sorumluluktur.”

“Kamu yayıncılığı, korku üretmekle değil yaşam hakkını korumakla yükümlüdür”

Açıklamada TRT’nin dijital platformu olan tabii’de yayınlanan Gökkuşağı Faşizmi belgeseline de tepki gösterildi:

“2025 yılı “Aile Yılı” olarak ilan edildiğinde, biz aileler bunun çocuklarımızın korunması, ailelerin desteklenmesi ve şiddetsiz yaşamın esas alınması için bir fırsat olacağını düşünmüştük. Ancak bağımsız sivil toplum örgütlerinin ve basına yansıyan verilerin ortaya koyduğu tablo son derece ağırdır. Bağımsız kadın örgütlerinin paylaştığı verilere göre, 2025 yılı boyunca yüzlerce kadın, erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirmiş, yüzlercesi de şüpheli biçimde ölü bulunmuştur. Aynı şekilde, çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının yüzlerle ifade edildiği, çok sayıda çocuğun şiddet, ihmal ve istismar sonucu yaşamını kaybettiği basına yansımıştır. Uzmanlar ve bağımsız kurumlar, çocuk ve ergen intiharlarında kaygı verici bir artışa dikkat çekmektedir. Bu veriler bize açıkça şunu söylüyor: “Aile Yılı” ilanı, çocuklar ve kadınlar için güvenli bir yaşam alanı yaratmamış, şiddet ve hak ihlalleri görünmez kılınmaya devam etmiştir. Bizler birer anne ve baba olarak, çocuklarımızın yaşam hakkının istatistiklere sıkışmasını, kayıpların sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz. Bu dışlayıcı dilin somut örneklerinden biri, kamu yayıncılığı sorumluluğu taşıyan TRT’nin uluslararası dijital platformu tabii’de yayımlanmak üzere duyurulan “Gökkuşağı Faşizmi” adlı belgeseldir. Bizler LGBTİ+ Aileleriyiz.  Vergilerimizi, çocuklarımızın, ayrımcılığa uğramadığı, nefret söylemleri ile hedef gösterilmediği, yaşam hakkının güvence altına alındığı bir toplumda yaşamaları için ödüyoruz.  Bizim vergilerimizle, devlet, ayrımcılığı ve düşmanlaştırıcı propagandayı finanse edemez. Kamu yayıncılığı, korku üretmekle değil, eşit yurttaşlığı, insan onurunu ve yaşam hakkını korumakla yükümlüdür. Bu dili, bu zihniyeti ve bu kuşatmayı kabul etmiyoruz. Bu yapımın tanıtımında, LGBTİ+’lar, çocuklar ve aileler için bir tehdit unsuru gibi gösterilmiş, gökkuşağı metaforu üzerinden, bir çocuğun odasını dağıtan büyük bir hayvan imgesiyle korku ve düşmanlık üreten bir anlatı kurulmuştur.”

“Çocuklarımızın yaşam hakkını savunmaya her koşulda devam edeceğiz”

“Çocuklarımızın varoluşunu tehdit gibi gösteren hiçbir söyleme boyun eğmeyeceğiz” diyen LİSTAG ve İzmir Aile Grubu açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:

“Bu zihniyetle yalnızca bugün değil, yarın da, yalnızca bu açıklamayla değil, her alanda mücadele etmeye devam edeceğiz. Şiddeti normalleştirmeyeceğiz. Ayrımcılığa ve nefret diliyle yapılan propagandaya izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızın yaşam hakkından vazgeçmeyeceğiz. Devleti, tüm kurumlarıyla birlikte, yaşam hakkını korumaya, ayrımcılığı önlemeye, nefret söylemiyle mücadele etmeye, işkenceyi ve kötü muameleyi sona erdirmeye ve eşit yurttaşlık ilkesini hayata geçirmeye çağırıyoruz. Bu çağrı, evladını korumaya çalışan ailelerin kararlı sesidir. Bizler bu mücadeleden vazgeçmeyecek, çocuklarımızın yaşam hakkını, güvenliğini ve onurunu savunmaya her koşulda devam edeceğiz, Çocuklarımız için. Yaşam için. Hepimiz için.”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, çalışma hayatı, eğitim, kent hakkı, barınma, sosyal hizmet, aile, sağlık, siyaset, sağlık hakkı, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM