27/01/2026 | Yazar: Kaos GL
İran’daki protestolara, tüm risklere rağmen LGBTİ+’lar da katılıyor. Aktivistler, protestoların onur ve özgürlük talebinden beslendiğini vurgulayarak “İran’ın geleceğini İranlılar belirlemeli” çağrısı yapıyor.
28 Aralık’ta İran’da başlayan protestolarda ülkenin çöken ekonomik koşullarına duyulan öfke sokaklara taştı. Protestolara katılanlar arasında LGBTİ+ topluluğu üyeleri de yer aldı.
Başlangıçta artan yaşam maliyetlerine karşı yapılan gösteriler, kısa sürede daha geniş bir siyasal itiraza dönüştü; protestocular hükümet karşıtı sloganlar attı ve Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’i eleştirdi. Yetkililer protestolar sürerken internet kısıtlamaları getirdi.
Reuters’a göre bir İranlı yetkili, olaylarla bağlantılı en az 5 bin ölümün doğrulandığını söyledi. Yetkili, ayrıca İsrail’in ve İran dışındaki silahlı grupların protestolara katılanları desteklediğini ve silah sağladığını iddia etti.
LGBTİ+’lar risklerle karşı karşıya olmalarına rağmen protestolara katılıyor
Washington Blade’de yer alan habere göre; rızaya dayalı eşcinsel ilişkileri suç sayan katı yasalar nedeniyle yüksek risklerle karşı karşıya olmalarına rağmen LGBTİ+’lar da İran’daki protestolara katıldı.
International Railroad for Queer Refugees’ın kurucusu ve icra direktörü Arsham Parsi, güney İran’daki Şiraz kentinden. Parsi, 2005 yılında ülkeden kaçtı.
Parsi, Blade’e yaptığı açıklamada protestoları onur ve özgürlük talebinin beslediğini söyledi.
Parsi, açıklamasında LGBTİ+’ların protestoların bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Birçoğu, çoğu zaman diğerlerinden bile daha büyük risklerle karşı karşıya olmalarına rağmen doğrudan katılıyor-çünkü İran’da kim oldukları nedeniyle zaten hedef alınıyorlar. LGBTİ+ İranlılar için görünür olmak-ister açıkça ister yeraltı yollarıyla-yaşamla ölüm arasındaki farkı belirleyebilecek sonuçlar doğurabiliyor” dedi.
Parsi, temas halinde olduğu LGBTİ+ topluluğu üyelerinin korku, yorgunluk, yas ve kararlılık duyduğunu belirterek protestoların bir rejim değişimi sağlayacağına inandıklarını söyledi:
“Ölçeği, sürekliliği ve korkunun kamusal biçimde reddi niteliksel olarak farklı hissettiriyor-bu nedenle ülke içinde ve dışında birçok İranlı bunun rejim değişimi de dahil gerçek bir dönüşüme yol açacağına ve İranlıların nihayet özgürlüklerini geri kazanacağına umut bağlıyor. Özgürlük bedelsiz değildir ve İranlılar bunun bedelini kanlarıyla ödüyor.”
Parsi, hükümetin protestolara verdiği yanıtın son derece sert olduğunu belirterek, ülke genelinde elektrik kesintileri, internet erişiminin kapatılması, telefon hatlarında aksaklıklar ve sokaklarda yoğun güvenlik önlemlerinin uygulandığını söyledi. Parsi, bu iletişim kısıtlamalarının ihlalleri belgelemeyi, kayıp kişilere ulaşmayı, tıbbi yardımı koordine etmeyi ve bilgileri doğrulamayı her geçen gün daha da zorlaştırdığını vurguladı.
“Yabancı askeri müdahaleye karşıyız”
Parsi, kendi örgütlerinin ve diğer güvenilir grupların mümkün olduğunda zarar azaltmaya yönelik rehberlik paylaştığını; özellikle dijital güvenlik, teşhisten kaçınma ve riskleri en aza indirme konularına odaklandıklarını belirtti. Ancak kimliği suç sayan ve muhalefeti düşman olarak gören bir sistemde protesto etmenin tamamen güvenli bir yolu olmadığını; LGBTİ+’lar, kadınlar, öğrenciler, emek aktivistleri ile etnik ve dini azınlıkların en büyük tehlikeyle karşı karşıya olduğunu vurguladı:
“Uluslararası müdahaleden ne anladığımız konusunda da çok net olmak istiyorum. Yabancı askeri müdahaleye karşıyız. İran’ın geleceğini İranlılar belirlemelidir. Ancak insan haklarına dayalı-kolaycılığa değil- uluslararası yardım ve ciddi diplomatik angajmana ihtiyacımız var. Geçmişte, İranlılar ayağa kalktığında, uluslararası toplumun bazı kesimleri müzakereler, İslam Cumhuriyeti’nden gelen ‘vaatler’ ya da kısa vadeli anlaşmalarla oyalanmış ve insan hakları için oluşan ivme terk edilmiştir.”
“Bu kez kimsenin kandırılmamasını umuyoruz” diyen Parsi, “Rejim, devlet medyası ve dezenformasyonla anlatıyı manipüle etmeye; olayların seyrini değiştirmeye ve uluslararası toplumu yanıltmaya çalışıyor. Dünya akıllı, dikkatli ve ilkesel olmalı: Baskıyı meşrulukla ödüllendirmeyin, İranlıların haklarını boş güvenceler karşılığında takas etmeyin” ifadelerini kullandı.
Parsi, insan haklarına saygı duyan ve dışarıda daha az çatışmacı politikalar izleyen bir İran’ın, yalnızca İranlılar için değil, bölgesel ve küresel istikrar için de sonuçları olabileceğini; ülkedeki birçok kişinin kişisel risklere rağmen protestolara devam ettiğini söyledi.
Ölü ve yaralı sayıları binlere ulaşıyor
Fransa merkezli, Farsça konuşan topluluklarla toplumsal cinsiyet eşitliği ve LGBTİ+ konularında çalışan Spectrum’un kurucu ortağı ve icra direktörü Soudeh Rad, Blade’e son büyük protesto dalgasının Tahran’daki Büyük Çarşı’da başladığını söyledi. Rad, LGBTİ+’ların diğer gruplara göre ciddi biçimde ayrımcılığa maruz kaldığını belirtti:
“Görüntüler ve tanıklıklar protestocuların her sınıftan, yaştan, topluluktan, etnik kökenden, cinsiyetten ve farklı engellilik durumlarından geldiğini kanıtlıyor. Bu bir üst sınıf protestosu değil. Elbette tüm siyasi eğilimlerden ve aidiyetlerden LGBTİA+ kardeşlerimiz de var. Gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde SOGIESC (cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesi ve cinsiyet özellikleri) kimlikleri açığa çıkarsa, daha ağır ve yoğun işkenceye maruz kalacaklarını öngörebiliriz. Polis ve milisler protestocuları öldürmek için ateş etmekten bir an bile çekinmedi. İnsanları hedef alan keskin nişancılar görüldü. Ölü ve yaralı sayıları binlere ulaşıyor.”
Rad, resmi yasal reformlar olmasa bile son protesto hareketlerinin İran’da kademeli toplumsal değişimler yarattığını söyledi. “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketine atıf yaparak zorunlu başörtüsüne itirazın arttığını ve Beluçlar, Kürtler ve Azeriler dahil uzun süredir marjinalleştirilmiş topluluklar arasında dayanışmanın güçlendiğini aktardı. Mevcut huzursuzluğu süregelen bir toplumsal dönüşüm sürecinin parçası olarak tanımladı.
Kaç LGBTİ+ yurttaşın öldürüldüğü bilgisine ulaşmak imkansız
LGBTİ+ hakları grubu 6Rang’ın yöneticilerinden Shadi Amin, baskının LGBTİ+ aktivistler üzerindeki tam etkisinin internet kesintileri ve gözaltı merkezlerine sınırlı erişim nedeniyle bilinmediğini söyledi. Amin, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin protesto dönemlerinde sıklıkla geri plana itildiğini; bunun da birçok vakanın kamuya yansımadığını belirtti.
Amin, protestolar sırasında kaç LGBTİ+ yurttaşın öldürüldüğünü, gözaltına alındığını ya da istismara maruz kaldığını belirlemenin imkansız olduğunu, bu tanınmama halinin on yıllardır sürdüğünü söyledi. İnternet kesintisinin, savunuculuk gruplarıyla İran içindeki LGBTİ+’lar arasındaki düzenli iletişimi de kestiğini; danışmanlık hizmetlerini ve sahadaki koşullara dair sınırlı içgörü sağlayan günlük temasları ortadan kaldırdığını ekledi:
“Hayatımın neredeyse tamamını özgürlük ve demokrasi için mücadele ederek geçirdim. Nihai hedefimize henüz ulaşmamış olsak bile, zalimlerimizin işini zorlaştırdık ve topluluğumuz için hayatı daha güvenli hale getirdik-bu bile başlı başına önemli. İnsanlığa karşı suçları durdurma sorumluluğunu hayata geçirmek için uluslararası müdahale çağrısı yaptık; ancak tepeden inme rejim değişikliği ya da yabancı askeri müdahale hareketi susturur.”
Amin, LGBTİ+ aktivistlerin, devam eden baskı ve iletişim kesintileri nedeniyle kamuoyunun gözünden daha da uzaklaşmasından endişe ettiğini; uluslararası dikkat ve takibin görünmezliğe itilen topluluklar için hayati önem taşıdığını vurguladı:
“Savaş zamanlarında söz silahların olur-insanların değil-ve toplumsal hareketler kenara itilir. Bu, temel kaygılarımızdan biri. Bir diğeri de mevcut rejim devrilse bile, eski şahın oğlu tarafından temsil edilen monarşik bir proje gibi, demokratik meşruiyeti olmayan başka bir diktatörlüğün yerini alabilmesi riskidir.”
“Diasporadaki İranlı LGBTİ+’lar ellerinden geleni yapıyor”
İran içindeki ve diasporadaki LGBTİ+ meselelerine odaklanan 30-Morg Queer Liberation Committee’in başkanı Matt Forouzandy, protestolar başladığından bu yana LGBTİ+’ların da alanda olduğunu vurguladı.
Forouzandy, rejim altında yıllarca biriken baskılar nedeniyle İran içindeki LGBTİ+’ların açık biçimde protestolara katıldığını; birçok aktivistin X ve diğer sosyal medya platformlarında anonim olmadan gerçek isimleri ve fotoğraflarıyla yer aldığını söyledi. Ülkenin farklı bölgelerindeki LGBTİ+’ların mevcut sisteme karşıtlıklarını açıkça ifade ettiklerini ekledi. Forouzandy, mevcut sistem değişirse LGBTİ+’ların gelecekteki hukuki ve sivil statüsünün, değişimin yönüne ve iç taleplerin mi yoksa dış etkilerin mi belirleyici olacağına bağlı olacağını; bazı protestocuların monarşiye dönüşü savunduğunu ve bunun sivil haklar açısından sonuçlar doğurabileceğini, ancak sonucun belirsiz olduğunu belirtti:
“Diasporadaki İranlılar-LGBTİ+’lar-ülke içindekileri desteklemek için ellerinden geleni yapıyor. Ancak belirleyici güç hâlâ İran’ın içindeki insanlar. Sonucu nihai olarak onların cesareti, kararlılığı ve kolektif iradesi şekillendiriyor. Bu, özellikle hem vatanlarının özgürlüğü hem de gelecekte özgür bir İran’da tam ve eşit yurttaşlık hakları için aynı anda mücadele eden LGBTİ+ İranlılar için geçerli.”
Etiketler: insan hakları, nefret suçları, siyaset, dünyadan, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
