22/06/2026 | Yazar: Kaos GL

12. Yargı Paketi’nden LGBTİ+ düşmanı düzenlemelerin çıkarılmasının ardından LGBTİ+ dernekleri açıklama yayınladı; “Bu son olsun” dedi.

LGBTİ+ dernekleri: “Hayatlarımız; paketlerinize, torbalarınıza sığmadı, sığmayacak” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Şehlem Kaçar / csgorselarsiv.org

LGBTİ+ örgütleri, 12. Yargı Paketi’nde yer alması beklenen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin tekliften çıkarılmasının ardından ortak açıklama yayınladı. Açıklamada, söz konusu düzenlemelerin LGBTİ+’ları ve LGBTİ+ haklarını savunanları hedef aldığı belirtilerek, “LGBTİ+’ları sırf LGBTİ+ oldukları için, LGBTİ+ haklarını savunanları sırf temel hak ve özgürlükleri savundukları için hapse atmayı; transların cinsiyet uyum süreçlerini ‘düzenleme’ adı altında yasaklamayı ya da neredeyse imkânsız hale getirmeyi hedefleyen yasal düzenlemeler 12. Yargı Paketi’nden de mücadelemiz sonucu çıkarıldı” denildi.

“Bir kez daha kazandık”

Açıklamada, LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin daha önce de 10. ve 11. Yargı Paketleri kapsamında gündeme geldiği hatırlatılarak, bu süreçte yürütülen kampanyalara dikkat çekildi. Örgütler, “32 yerde sokaklara döküldük, 212 kurum ortak açıklama yaptı, 1001 aydından bu açıklamaya destek geldi. Milletvekilleriyle, hak örgütleriyle, sendikalarla, barolarla ve meslek örgütleriyle bir araya geldik. Ve bir kez daha kazandık” ifadelerini kullandı.

LGBTİ+ örgütleri, düzenlemelerin tekliften çıkarılmış olmasına rağmen iktidarın LGBTİ+ karşıtı politikalarının sürdüğünü savundu. Açıklamada, LGBTİ+ aktivistlere ve hak savunucularına yönelik davalar, hormona erişim önündeki engeller, Onur Yürüyüşleri’ne yönelik polis müdahaleleri ve son olarak LGBTİ+ örgütleri ile feminist kurumların sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri hatırlatıldı. “Üç yasa girişimini de durdurduk. Ancak iktidar yasa geçmişçesine davranıp görünür LGBTİ+’lara ve aktivistlere sudan gerekçelerle davalar açmaya, tutuklamaya devam ediyor” denildi.

“Gökkuşağının altında hepimize yer var!”

Açıklamada ayrıca, iktidar temsilcilerinin yeni yasama döneminde benzer düzenlemeleri yeniden gündeme getireceklerine dair açıklamalarına da değinildi. LGBTİ+ örgütleri, kamuoyunda sıkça kullanılan “teşvik” ve “özendirme” söylemlerine karşı çıkarak, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin özendirme yoluyla oluştuğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt bulunmadığını vurguladı. Açıklamada, “İnsanlar bir kavramı öğrendiklerinde kimlik kazanmazlar; var olan duygularını ve deneyimlerini adlandırırlar. Daha önce ismini koyamadıkları bir hissin adını öğrenmek, o hissi yaratmaz; görünür kılar” ifadelerine yer verildi.

Ortak açıklama, LGBTİ+ örgütlerinin eşit yurttaşlık, nefret suçlarına karşı yasal koruma, çalışma hakkı ve ayrımcılıkla mücadele taleplerini yinelemesiyle sona erdi. Örgütler, “LGBTİ+ hakikati bütün tarih boyunca var olmuş, kökleri insana, kültüre, topluma ve doğaya uzanan bir hakikattir. Hakikate karşı savaşmayı bırakın. Gökkuşağının altında hepimize yer var” dedi.

İmzacılar: 17 Mayıs Derneği, 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği, Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği, Genç LGBTİ+ Derneği, HEVİ LGBTİ+ Derneği, Kaos GL Derneği, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG), Mersin 7 Renk LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Muamma LGBTİ+ Eğitim Araştırma ve Dayanışma Derneği, Özgür Renkler Derneği, Pembe Hayat Derneği, Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) ve ÜniKuir Derneği.

BU SON OLSUN: 12. YARGI PAKETİ TASLAĞINDAN LGBTİ+ DÜŞMANI DÜZENLEMELER ÇIKARILDI


LGBTİ+’ları sırf LGBTİ+ oldukları için, LGBTİ+ haklarını savunanları sırf temel hak ve özgürlükleri savundukları için hapse atmayı; transların cinsiyet uyum süreçlerini “düzenleme” adı altında yasaklamayı ya da neredeyse imkansız hale getirmeyi hedefleyen yasal düzenlemeler 12. Yargı Paketi’nden de mücadelemiz sonucu çıkarıldı.


10. ve 11. Yargı Paketleri’nde nasıl direndiysek, bu sefer de öyle direndik. 32 yerde sokaklara döküldük, 212 kurum ortak açıklama yaptı, 1001 aydından bu açıklamaya destek geldi, milletvekilleriyle, hak örgütleriyle, sendikalarla, barolarla, meslek örgütleriyle kısacası demokrasi ve insan haklarından yana herkesle, her kesimle bir araya geldik. Ve bir kez daha kazandık.


Ancak biz çok sıkıldık. Siyasal iktidarın LGBTİ+ düşmanı yasa girişimlerinden çok sıkıldık. Her sene iki kere önümüze bu taslakların gelmesinden ve her seferinde korumaya çalıştıkları toplumun tam da biz olduğumuzu, korumaya çalıştıkları ailelerin bizim de ailelerimiz olması gerektiğini yinelemekten çok sıkıldık. 


Ama yılmadık. Gelecek her pakete karşı mücadele etmeye, direnmeye, olmayan haklarımızı daha da kötüye götürecek girişimleri durdurmaya kararlıyız.


Biliyor ve görüyoruz ki sizler de, LGBTİ+ haklarına duyarlı kamuoyu ve LGBTİ+ toplumu olarak iktidarın bu oyunlarından sıkıldınız, bunaldınız. Ancak daha önce kürtaj hakkını kısıtlamaya çalıştıkları dönemden biliyoruz ki siyasal iktidar, baskıcı ve kısıtlayıcı girişimlerinden vazgeçmiyor. O paketten, bu pakete onurumuzu, haysiyetimizi, hayatlarımızı paketlemeye çalışmaktan vazgeçmiyor. Bunu yaparken bir yandan da yasalar geçmişçesine davranmaktan, fiili durumlar yaratarak hayatlarımızı zapturapt altına almaktan da vazgeçmiyor.


Üç yasa girişimini de durdurduk. Ancak iktidar yasa geçmişçesine davranıp görünür LGBTİ+’lara ve aktivistlere sudan gerekçelerle davalar açmaya, tutuklamaya devam ediyor. Şarkıcı Mabel Matiz sudan gerekçelerle yargılanıyor. LGBTİ+ fenomenler sudan gerekçelerle tutuklanıyor, cis-hetero-patriyarkal dayatmalarla terbiye edilmek isteniyor. 17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel sudan gerekçelerle yargılandı ve beraat etti. Genç LGBTİ+ Derneği hakkında sudan gerekçelerle kapatma kararı verildi. Hormon hakkına erişim yaş sınırlarıyla, algoritmik engellerle kısıtlandı. LGBTİ+’ların sokakta hak arama çabalarına yanıt senelerdir hep polis şiddeti oldu. LGBTİ+ sembolleri fiilen suç ilan edildi. Son olarak LGBTİ+ derneklerinin, onur haftası komitelerinin, feminist örgütlerin, kadın ve insan hakları derneklerinin sosyal medya hesapları engellendi…


Çetele uzun. Ama bizim direniş tarihimiz ondan daha uzun, daha köklü. 80’lerde Gezi Parkı merdivenlerinde trans kadınların açlık grevinden geliyoruz. 90’larda örgütlenerek bir hakikati haykıranların mücadelesinden geliyoruz. Memleketin en ücra köşelerinde dahi kendisi olmak için elinden geleni yapanların, hayatlarına sahip çıkan lubunyaların mücadelesinden güç alıyoruz. Ve almaya da devam edeceğiz!


Hayatlarımız; paketlerinize, torbalarınıza sığmadı, sığmayacak. Bu yüzden, bu girişiminiz son olsun, diyoruz. Bu, son olsun!


Ancak iktidarın medyaya verdiği demeçlerden görüyoruz ki, yeni yasama döneminde yine bu tarz girişimlerle karşılaşacağız. Dernekler var olsun ama “teşvik etmesinmiş”. Transların cinsiyet uyum süreçlerini sadece “düzenleyeceklermiş”!


Külliyen yalan. Yalanın başı da şu “teşvik, özendirme” denilen laf salatası. Gelin biz size doğrusunu anlatalım:


Bu yargının temelinde LGBTİ+ olmanın kötü ve sapkın olduğu önkabulü vardır. LGBTİ+ olmak kötü ve sapkın bir şey değil, insan varoluşuna içkin cinsel yönelimler ve cinsiyet kimlikleridir. Ayrıca bir kişinin kime yönelik cinsel ve duygusal ilgi ve arzu duyduğu özenmeyle değişebilecek bir durum değildir. Cinsellik çok geniş bir spektrumda her bireyin kendi arzusuna göre şekillenen uçsuz bucaksız bir alan olmakla birlikte iradeye dayalı birlikteliklerde kişinin arzu duymadığı biriyle cinselliğini ve duygusallığını paylaşması mümkün değildir.


“Trans” olmak, kişinin doğumda kendisine verilen cinsiyet tanımından farklı bir cinsiyet kimliğine sahip olması demektir. Yani mesele bir rol yapmak ya da bir şeye özenmek değildir; kişinin kendini kim olarak bildiği ve yaşadığıyla ilgilidir.


Birinin kimliğini kabul etmemek, onun varlığını ve iradesini yok saymak anlamına gelir. Bu hem ayrımcıdır hem de insan haklarına aykırıdır.


Temel mesele şudur: Her insan, kendini tanımladığı kimlikle yaşama hakkına sahiptir. Ve transların cinsiyet uyum süreçleri, lüks değil hayatidir. Tamamlanmış hissederek yaşamak, kendi bedeni üzerinde irade sahibi olabilmek herkes gibi transların da hakkıdır.


İnsanlar bir kavramı öğrendiklerinde kimlik kazanmazlar; var olan duygularını ve deneyimlerini adlandırırlar. Daha önce ismini koyamadıkları bir hissin adını öğrenmek, o hissi “yaratmaz”; görünür kılar. Bu durum, kimlik gelişiminin doğal bir parçasıdır.


Arkadaş çevresi, sosyal medya ya da “özendirme” yoluyla cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliği oluşturulduğunu gösteren güvenilir bir bilimsel kanıt yok, hiçbir zaman da olmadı. Aynı şekilde, bir kişinin başkasının etkisiyle heteroseksüel olmadığı da açıktır. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dış baskıyla değiştirilemediği gibi, dış yönlendirmeyle veya “özendirme” yoluyla da ortaya çıkmaz.


Bu nedenle mesele “teşvik, özendirme” değil; kişinin kendi duygusal ve kimliksel deneyimini fark etmesi ve ifade etmesidir. İnsanlar yönelimlerini başkalarından öğrenmez; kendi iç dünyalarında keşfederler.


İşte “teşvik etmesinler” dedikleri LGBTİ+ dernekleri olarak biz, LGBTİ+’ların onurlarıyla, haysiyetleriyle yaşayabilecekleri bir dünya için alenen çalışıyoruz. Gizlimiz, saklımız yok. Hiçbir zaman da olmadı. Ne gizli bir ajandamız, ne de “hain” emellerimiz var. Bizim sadece özgür ve eşit bir dünya hayalimiz var. Bu hayali gerçeğe dönüştürmek için mücadele ediyoruz. 


Anayasanın eşitlik maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin de eklenmesi için, eşit yurttaşlık için mücadele ediyoruz.


Nefret suçlarına ve ayrımcılığa karşı yasal koruma için mücadele ediyoruz.


İş bulabilmek için, aşımız için mücadele ediyoruz.


Cinsiyetçiliğe, patriyarkaya, ırkçılığa karşı mücadele ediyoruz. Sadece kendimiz için değil, bu coğrafyada yaşayan her kesimin özgür olabilmesi için, barış için, demokrasi için, temel hak ve özgürlükler için mücadele ediyoruz.


Ve mücadelemizde yalnız değiliz, biliyoruz… O yüzden bir kez daha söylüyoruz: LGBTİ+ hakikati, bütün tarih boyunca var olmuş, kökleri insana, kültüre, topluma, doğaya uzanan bir hakikattir. Hakikate karşı savaşmayı bırakın. Gökkuşağının altında hepimize yer var…


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam