17/04/2026 | Yazar: Kaos GL
LGBTİ+ dernekleri, TOBB yurtlarında intihar eden trans öğrenci Arya için ortak açıklama yayınladı; taleplerini sıraladı.
LGBTİ+ dernekleri TOBB yurtlarında intihar eden trans öğrenci Arya’nın ardından açıklama yayınladı. Dernekler, açıklamada Arya’nın ölümünün “Aile Yılı”nın sonuçlarından birisi olduğunu belirterek, “Arya’nın yaşamını yitirmesine giden süreçte de sorumluluk yalnızca bireylere değil; kurumlara, yönetimlere ve bu düzeni üreten politikalara aittir. TOBB ETÜ yönetimi derhal açıklama yapmalı ve hesap vermelidir” dedi.
Açıklamada Arya’nın intiharının yurt yönetiminin kadın ve LGBTİ+’lara yönelik rıza dışı ifşa, ayrımcılık ve sözlü şiddetten bağımsız düşünülemeyeceği vurgulandı:
“Arya’nın intiharının ardından öğrenciler sosyal medya üzerinden yurt yönetimi ve diğer öğrencilerin Arya’ya yönelik tutum ve hareketlerini gündem etmiştir. Yurt yönetiminin gerçekleştirdiği kadın ve LGBTİ+’lara yönelik rıza dışı ifşa, ayrımcılık ve sözlü şiddet ile öğrenciler tarafından gerçekleştirildiği söylenen zorbalık, sözlü ve fiziksel şiddeti Arya’nın intiharından bağımsız düşünülemez. Bunlar, kurumsal ve toplumsal transfobinin doğrudan sonuçlarıdır. Bu tablo, yalnızca üniversite yönetimlerinin ihmaliyle açıklanamaz.”
“Arya’nın ölümüne giden süreç bağımsız biçimde araştırılmalı”
Dernekler taleplerini şöyle sıraladı:
“Taleplerimiz nettir: Arya’nın ölümüne giden sürecin bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılması, Zorbalık, ayrımcılık, rıza dışı ifşa ve ihmal iddiaları hakkında etkin soruşturma yürütülmesi, Yurt yönetimi, güvenlik personeli ve üniversite idaresinin sorumluluğunun açığa kavuşturulması, Yurtlarda ve kampüslerde LGBTİ+’lar için güvenli, kapsayıcı ve ayrımcılık karşıtı politikaların derhal oluşturulması, Öğrencilerin isim, kimlik, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim bilgilerinin korunmasına yönelik açık güvencelerin sağlanması, Üniversitelerde ve yurtlarda rıza dışı ifşa, ayrımcılık ve şiddete karşı başvuru ve destek mekanizmalarının oluşturulması, Trans öğrencilerin varlığını tanıyan, onları koruyan ve kapsayan barınma ve eğitim politikalarının hayata geçirilmesi.”
Açıklamanın tamamı şöyle:
13 Nisan günü TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde (TOBB ETÜ) eğitim gören trans öğrenci Arya’nın yaşamını yitirdiğini öfke ve derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Arya’yı ismiyle, kimliğiyle ve varoluşuyla anıyoruz. Arya’nın yaşamını yitirmesi tekil bir olay olarak ele alınamaz. Arya’nın ardından ortaya çıkan öğrenci anlatımları, sosyal medyadaki yorumlar ve paylaşımlar; sistematik zorbalığı, dışlanmayı, güvensizliği ve kurumsal ihmali işaret etmektedir. Bir öğrencinin yaşamını yitirmesine giden süreçte yaşananlar görmezden gelinemez, sıradanlaştırılamaz, örtbas edilemez. Üniversite yönetiminin yayımladığı taziye açıklamasında dahi Arya’nın ismini tanımaması, onun kimliğini yok sayması, bu sistematik şiddetin ölümünden sonra da sürdüğünü ortaya koymaktadır. Transların isimlerinin, kimliklerinin ve varoluşlarının tanınmaması; üniversitelerde, yurtlarda ve kamusal alanda maruz bırakıldıkları dışlanmanın en görünür biçimlerinden biridir. Bu yalnızca bir dil meselesi değil; transların varoluşunu inkâr eden, onları yalnızlaştıran ve savunmasız bırakan politikaların kurumsal düzeyde yeniden üretilmesidir. Arya’nın intiharının ardından öğrenciler sosyal medya üzerinden yurt yönetimi ve diğer öğrencilerin Arya’ya yönelik tutum ve hareketlerini gündem etmiştir. Yurt yönetiminin gerçekleştirdiği kadın ve LGBTİ+’lara yönelik rıza dışı ifşa, ayrımcılık ve sözlü şiddet ile öğrenciler tarafından gerçekleştirildiği söylenen zorbalık, sözlü ve fiziksel şiddeti Arya’nın intiharından bağımsız düşünülemez. Bunlar, kurumsal ve toplumsal transfobinin doğrudan sonuçlarıdır. Bu tablo, yalnızca üniversite yönetimlerinin ihmaliyle açıklanamaz. Bir yılı aşkın süredir “Aile Yılı” adı altında devlet eliyle yürütülen ayrımcı politikalar ve LGBTİ+’ları hedef alan yasa tasarıları; nefreti örgütlemekte, ayrımcılığı meşrulaştırmakta ve LGBTİ+’ların hedef gösterilmesini sistematik hale getirmektedir. Bu siyasal iklim, özellikle genç LGBTİ+’ların en çok zaman geçirdiği üniversite kampüslerinde ve yurtlarda doğrudan karşılık bulmakta; öğrencileri daha kırılgan, daha yalnız ve daha güvencesiz hale getirmektedir. Bu iklimin en ağır sonuçlarını ise trans gençler yaşamaktadır. Yalnızlaştırılan, hedef gösterilen, güvencesiz bırakılan, sağlığa erişim hakkı engellenen ve kimlikleri tanınmayan trans gençler; eğitim, barınma, sağlık ve sosyal yaşam alanlarından sistematik olarak dışlanmaktadır. Arya’nın ölümü de bu düzenin dışında düşünülemez. Buradan açıkça söylüyoruz: Trans intiharları politiktir. Çünkü bu ölümler, LGBTİ+’ları hedef alan nefretin, ayrımcılığın, yalnızlaştırmanın ve kurumsal ihmalin içinde gerçekleşir. Arya’nın yaşamını yitirmesine giden süreçte de sorumluluk yalnızca bireylere değil; kurumlara, yönetimlere ve bu düzeni üreten politikalara aittir. TOBB ETÜ yönetimi derhal açıklama yapmalı ve hesap vermelidir. Arya’nın maruz kaldığı iddia edilen ifşa, zorbalık, ayrımcılık ve ihmal bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalıdır. Üniversiteler, LGBTİ+’ların yaşam hakkını tehdit eden alanlar olmaktan çıkarılmalıdır. Taleplerimiz nettir:
Biz buradayız. Trans gençler yalnız değil. Arya’yı unutturmayacağız. İsmini silmenize izin vermeyeceğiz. Nefretinize, yasalarınıza, sessizliğinize teslim olmayacağız. Arya’nın sesi olmaya devam edeceğiz. Başımız sağ olsun İmzacı kurumlar: 17 Mayıs Derneği, 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği, Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER), HEVİ LGBTİ+ Derneği, Genç LGBTİ+ Derneği, Kaos GL Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Dayanışma Derneği (LİSTAG), Mersin LGBT 7 Renk Derneği , Muamma LGBTİ+ Derneği, Özgür Renkler Derneği, ÜniKuir Derneği, Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği |
Etiketler: insan hakları, nefret suçları, eğitim, barınma, aile, siyaset, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel
.jpg)