05/01/2026 | Yazar: Kaos GL
Topluluk, açıklamasında dayanışma çağrısı yaptı; “Dayanışmamız ve yaşamlarımız; tüm şiddete ve baskılara rağmen, arkamızda kimseyi bırakmadan sürecek!” dedi.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi LGBTİ+ topluluğu Kuir Baykuş, Tarlabaşı’nda translara yönelik şiddete tepki gösterdi. Topluluk, açıklamasında dayanışma çağrısı yaparak translara yönelik şiddetin normalleştirildiğini söyledi:
“Sistematik şiddet, baskı ve işkence; translara ve özellikle de trans seks işçilerine yöneldiğinde bir “suç” olmaktan çıkıyor, normalleştirilmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz günlerde Tarlabaşı’nda birtakım erkekler tarafından translara yönelik gerçekleştirilen saldırı ve saldırıya ilişkin açıklamaların niceliği ve niteliği, bu önermeyi doğrular niteliktedir.”
“Toplumsal mücadele, ancak ezilenleri özneleştirerek gerçekleştirilebilir”
Translara ve seks işçilerine yönelik gerçekleşen sistematik şiddete ve transfobiye karşı toplumsal bir tepkinin olmadığını belirten topluluk, translara yönelik şiddete sessiz kalanlara seslendi:
“Translara yönelik sistematik transfobinin ve saldırıların on yıllardır artarak devam ettiğini göz önüne alarak translara ve trans seks işçilerine yönelik gerçekleşen şiddetin ve transfobinin var olan toplumsal mücadeleler içerisinde ne kadar gündem edildiğine bir bakmak gerekiyor. Translara ve seks işçilerine yönelik gerçekleşen sistematik şiddete ve transfobiye karşı toplumsal bir tepkinin olduğunu, toplumsal bir mücadelenin yürütüldüğünü söylemek epey zor olacaktır. Şiddet, baskı ve yalnızlaştırma politikaları translara yöneldiğinde görmezden gelenler bilmelidir ki: Toplumsal mücadele, ancak ezilenleri özneleştirerek ve ezilenlerin mücadelesini sahiplenerek gerçekleştirilebilir. Aksi, var olan patriyarkal kapitalizmi yıkmaya değil güçlendirmeye yönelik bir nitelikte olacaktır. Bu sistematik ve örgütlü şiddeti görmezden gelenler, en az şiddeti üretenler kadar sorumludur.”
“Ahlaksızlık, transların bedeninde değil”
“Sistematik şiddete ve transfobiye karşı toplumsal bir mücadele hattı yaratılmadıkça tahayyül edilen bir arada özgür yaşamın temelleri atılamaz olacaktır” ifadelerini kullanan Kuir Baykuş, transların ve seks işçilerinin toplumsal mücadelede aktif bir özne olduğunu belirtti:
“Translara ve seks işçilerine yönelen ve her geçen gün artan şiddete karşı neden toplumsal bir duruş sergilenmediğini çok iyi biliyoruz: Seks işçiliği, bir ahlaksızlık olarak görülüyor. Bizler ise her defasında, seks işçiliğinin bir ahlaksızlık değil, devletin transları zorunda bıraktığı bir beden işçisi/sömürü biçimi olduğunu yineliyoruz. Seks işçilerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların/suçların normalize edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Ahlaksızlık, transların bedeninde değil devletin kendisinde aranmalıdır. Utanç, taraf değiştirmelidir! Sistematik şiddete ve transfobiye karşı toplumsal bir mücadele hattı yaratılmadıkça tahayyül edilen bir arada özgür yaşamın temelleri atılamaz olacaktır. Transların ve trans seks işçilerinin toplumsal mücadelede aktif bir özne olduğu kabul edilmek zorundadır. Aksi takdirde, mücadelenin “herkes için” olduğundan ve mücadelenin “toplumsallaşması”ndan bahsedilemez.”
“Dayanışmamız arkamızda kimseyi bırakmadan sürecek”
Kuir Baykuş, açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Hatırlatıyoruz: Coğrafyanın tüm cephelerinden dar sokaklara, köşe başlarından meydanlara dek buradayız, yaşamın kırıntılarını değil kendisini alacağız! Onurlu mücadelemiz baskılara karşın eşit, sınıfsız ve özgür bir yaşamı birlikte kuracağız. Dayanışmamız ve yaşamlarımız; tüm şiddete ve baskılara rağmen, arkamızda kimseyi bırakmadan sürecek!”
Etiketler: insan hakları, medya, nefret suçları, eğitim, kent hakkı, barınma, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
