19/06/2026 | Yazar: Atlas Deniz
Köln’de düzenlenen “You Don’t Look Gay!” panelinde, LGBTİ+ mültecilerin Almanya’daki iltica süreçlerinde maruz kaldığı ayrımcı uygulamalar ve stereotipler tartışıldı.
Köln'de faaliyet gösteren SOFRA Queer Migrants e.V. tarafından CSD 2026 etkinlikleri kapsamında düzenlenen “...but, you don't look gay!” başlıklı panelde, LGBTİ+ mültecilerin iltica süreçlerinde karşılaştıkları ayrımcılık, stereotipler ve kurumsal engeller ele alındı.
Göç hukuku alanında çalışan Avukat Lukas Granrath, Almanya'daki iltica prosedürlerinde LGBTİ+’ların önemli zorluklarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Granrath, özellikle iltica mülakatlarının birçok başvuru sahibi için son derece zorlayıcı olduğunu ve LGBTİ+’ların cinsel yönelimlerini veya cinsiyet kimliklerini yabancı bir devlet kurumuna anlatmak zorunda kalmalarının ciddi psikolojik baskı yarattığını ifade etti.
Mülakatlarda yöneltilen bazı soruların ayrımcı ve onur kırıcı olabildiğini vurgulayan Granrath, karar süreçlerinde zaman zaman stereotiplerin etkili olabildiğine dikkat çekti. LGBTİ+’ların yaşadıkları deneyimlerin her zaman belirli kalıplara uymadığını belirten Granrath, bu durumun değerlendirmelerde göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.
Panelde konuşan Kölner Flüchtlingsrat temsilcisi Elena Spiekermann da danışmanlık süreçlerinde çok sayıda ayrımcı uygulama ve travmatik deneyimle karşılaştıklarını anlattı. Spiekermann, LGBTİ+ mültecilerin hem geldikleri ülkelerde maruz kaldıkları baskılar hem de iltica sürecinde yaşadıkları sorgulamalar nedeniyle ikinci kez travmatize olabildiklerini ifade etti.
“Eşcinsel olduğumu kanıtlamaya çalışıyorum”
Panelin dikkat çeken konuşmalarından biri de Türkiye'den gelen LGBTİ+ bir mülteciye aitti. Katılımcı, Türkiye'de yıllarca "eşcinsel gibi görünmemek" için çaba gösterdiğini, Almanya'da ise iltica sürecinde tam tersine eşcinsel olduğunu kanıtlamak zorunda bırakıldığını anlattı.
"Türkiye'de eşcinsel olarak algılanmamak için konuşmama, yürüyüşüme ve davranışlarıma dikkat etmek zorundaydım. Şimdi ise Almanya'da eşcinsel olduğumu kanıtlamaya çalışıyorum. Bu benim için büyük bir ironi," diyen katılımcı, iltica mülakatlarında yöneltilen soruların son derece incitici olduğunu ifade etti.
İltica başvurularında zaman zaman stereotiplerin belirleyici rol oynadığı ve bireylerin bu kalıplara uymadıkları gerekçesiyle inandırıcı bulunmayabildiği eleştirisi de dile getirildi.
Katılımcılar, mülakatlarda yöneltilen "Hiç bir erkeğe âşık oldun mu?", "Hangi gay uygulamalarını kullanıyorsun?", "Cinsel hayatın nasıl?", "Almanya'ya geldikten sonra eşcinsel ilişkiler yaşadın mı?" gibi soruların birçok kişi tarafından onur kırıcı ve mahremiyet ihlali olarak algılandığını belirtti.
Panelde ayrıca, geçmişte Türkiye'de eşcinsel erkeklerin askerlikten muaf tutulabilmek için cinsel yönelimlerini kanıtlamaya zorlandıkları video isteme gibi uygulamalar hatırlatıldı. Bazı katılımcılar, LGBTİ+ mültecilerin bugün iltica süreçlerinde maruz kaldıkları sorgulamaların, farklı koşullar altında da olsa benzer bir "kanıtlama zorunluluğu" mantığını taşıdığı görüşünü dile getirdi.
Stereotiplerden uzak değerlendirme mekanizmalarına ihtiyaç var
İranlı LGBTİ+ bir mülteci de iltica sürecinde benzer deneyimler yaşadığını anlattı. Sürecin kendisi açısından son derece uzun, yorucu ve yıpratıcı olduğunu belirten katılımcı, İran'da eşcinsel kimliğini gizleyerek, büyük riskler alarak yaşamak zorunda kaldığı dönemde dahi kendisini bu kadar baskı altında hissetmediğini ifade etti.
İltica sürecinde sürekli olarak cinsel yönelimini açıklamak, kanıtlamak ve savunmak zorunda bırakılmanın ağır bir psikolojik yük yarattığını vurgulayan katılımcı, LGBTİ+ mültecilerin yalnızca geldikleri ülkelerdeki baskılarla değil, sığındıkları ülkelerdeki bürokratik süreçlerle de mücadele etmek zorunda kaldıklarını söyledi.
İranlı katılımcı, güvenlik arayışıyla çıktığı yolculuğun sonunda kendisini yeniden sorgulanırken bulduğunu belirterek, özellikle mülakatlarda yöneltilen kişisel ve mahrem soruların birçok başvuru sahibi üzerinde kalıcı izler bıraktığına dikkat çekti.
Konuşmacılar, LGBTİ+ mültecilerin hem geldikleri ülkelerdeki baskılarla hem de iltica süreçlerinde karşılaştıkları önyargılarla mücadele etmek zorunda kaldıklarını vurgulayarak, daha insan onuruna uygun, travma duyarlı ve stereotiplerden uzak değerlendirme mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ifade ettiler.
Etiketler: insan hakları, yaşam, mülteci, nefret suçları, dünyadan, heteroseksizm, trans, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
