03/08/2026 | Yazar: Kaos GL

İstanbul Sarıyer'deki Özel Açı Ortaokulu'nda görev yapan trans öğretmen Zoe Lila, iktidara yakın medyada hedef gösterilerek işten çıkarılmasının ardından süreci BirGün’e anlattı.

Trans öğretmen Zoe Lila, BirGün’e konuştu: “Yaşamaya hakkımız olmadığını düşünen bir sistemin içindeyiz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İstanbul Sarıyer'deki Özel Açı Ortaokulu'nda görev yapan trans öğretmen Zoe Lila, iktidara yakın medyada hedef gösterilerek işten çıkarılmasının ardından süreci BirGün’e anlattı; trans kadınların çalışma hayatından sistematik şekilde dışlandığını ifade ederek tüm hak savunucularına dayanışma çağrısı yaptı.

Cinsiyet uyum sürecine başladığında durumu okul yönetimiyle paylaştığını aktaran ve sürecin yönetimin onayıyla yürütüldüğünü aktaran Zoe Lila, şöyle dedi:

“Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda beş yıldır çalışıyordum. Türkiye’ye döndüğümde, insan haklarını merkeze alan, açık görüşlü insanların bulunduğu bir okul olduğunu düşünerek burada kendimi güvende hissetmiştim. Cinsiyet uyum sürecime başladığım anda durumu okul yönetimiyle paylaştım. Okul müdürü, müdür yardımcıları, insan kaynakları ve kurucu dahil olmak üzere yönetimin haberi vardı. Bana, “Bu bir insan hakkı, elbette yanındayız” dediler. Yaklaşık iki yıl hormon kullandım. Bu süre boyunca doktor kontrollerine gittim ve okul da izinler konusunda bana destek oldu. Yani süreç en başından itibaren okul yönetiminin bilgisi ve onayıyla yürütüldü.”

Zoe Lila, açılma sürecinin de okul yönetimiyle planlandığını ve okulun kendi psikiyatristiyle de sürecin pedagojik açıdan nasıl yürütülmesi gerektiğinin konuşulduğunu vurgulayarak sözlerini sürdürdü:

“Resmi isim değişikliğim Aralık 2025’te tamamlandı. Ancak okulda hâlâ eski ismimle bulunuyordum. Yönetim, eğitim öğretim yılının sonunu beklememizi ve açılma sürecini planlı biçimde yürütmemizi istedi. Önce öğretmenlere, ardından öğrencilere ve velilere açıklama yapılması planlandı. Kaygısı bulunan veliler için de bir toplantı düzenlenmesine karar verildi. Ben de bu plana onay verdim. Okul, dışarıdan bir psikiyatristten danışmanlık aldı. Ben de bu uzmanla görüştüm. Okulun kendi psikiyatristiyle de sürecin pedagojik açıdan nasıl yürütülmesi gerektiği konuşuldu.”

“Bir noktada elimin bırakılacağını hissediyordum”

İktidara yakın medyada hedef gösterilme sürecini de aktaran Zoe Lila; haberlerin farklı sitelerde yayılmasının ardından ölüm tehditleri almaya başladığını söyledi:

“Pazartesi günü açıklama yapıldı. Salı, çarşamba ve perşembe günleri hayat normal biçimde devam etti. Cuma günü ise bir öğrencinin tabletinden alınan fotoğrafım A Haber’e servis edildi. A Haber, okulun duyurusunu ve eski okul fotoğraflarımı kullandı. Eski ismim, yeni ismim, eski ve yeni soyismim yayımlandı. Böylece korkunç bir linç kampanyası başladı. O gün gözlüklerimi takıp ağlayarak, kimseyle vedalaşamadan okuldan ayrıldım. Ardından haberler farklı sitelerde yayıldı ve ölüm tehditleri almaya başladım. Hafta sonu evimde kalamadım, evimi terk etmek zorunda kaldım. Okula dönmek de artık güvenli değildi.”

Zoe Lila, hedef gösterilmesinin ardından okul yönetiminin başlangıçta kendisiyle dayanışma içinde olduğunu ancak sonrasında sözleşmesini yenilemediğini açıkladı:

“Başlangıçta yanımda olduklarını söylediler. Okuldan ve velilerden destek mesajları geliyordu. Okulun da bu süreçte benimle dayanıştığını düşünüyordum. Ancak bir yandan da sürecin zorlaştığının farkındaydım. “Sonuna kadar yanındayız” denilen bir yerde, bir noktada elimin bırakılacağını hissediyordum. Pazartesi ve salı günü okula gitmedim. Çarşamba günü, ameliyatımdan bir gün önce benimle çevrimiçi bir görüşme yapmak istediler. Ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak sözleşmemi yenileyemeyeceklerini söylediler. Orada her şey bitti.”

Trans kadınların çalışma hakkının fiilen gasp edildiğini söyleyen Zoe Lila; nefret politikalarına rağmen mücadeleye devam edeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bizler de okuyabiliyor, eğitim alabiliyor ve meslek sahibi olabiliyoruz. Ancak kamusal alanda görünür olmaya çalıştığımızda hedef gösteriliyoruz. Eğitim hayatında ayrı, çalışma hayatında ayrı bir ayrımcılıkla karşılaşıyoruz. Trans kadınların çalışma hakkı fiilen gasp ediliyor. Bu şekilde seks işçiliğine itilmek isteniyoruz. Başka alanlarda çalışmamızın, ekonomik bağımsızlık kazanmamızın ve toplum içinde var olmamızın önüne geçiliyor. Trans cinayetlerinin ve trans intiharlarının politik olmasının nedeni de budur. Yaşamaya hakkımız olmadığını düşünen bir sistemin içindeyiz. Buna rağmen direniyoruz, mücadele ediyoruz ve “Varız” diyoruz. Onlar bizi eve kapatmaya çalıştıkça biz kamusal alanda görünür olmaya ve direnmeye devam edeceğiz.”

Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, nefret suçları, eğitim, aile, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, ifade özgürlüğü, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam