24/12/2025 | Yazar: Kaos GL

23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne açılan, 53 kişinin yargılandığı davanın duruşması 8 saat sürdü. Duruşma öncesinde adliyeye girmek isteyen sanıklar polis kontrolüne alındı; sanıklardan duruşmaları olduğunu kanıtlamaları istendi.

İstanbul Onur Yürüyüşü davası: Duruşma salonu önüne polis yığıldı, adliye personeli LGBTİ+’larla dalga geçti Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Hikmet Adal/bianet

29 Haziran 2025’te “Yaşamda Israr” temasıyla yapılan 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün ardından 53 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Bianet’ten Hikmet Adal’ın haberine göre; duruşma öncesinde adliyeye girmek isteyen sanıklar polis kontrolüne tabi tutuldu. Çağlayan Meydanı’na kurulan barikatta polis, sanıklardan duruşmalarının olduğunu belgelemelerini talep etti.

Akın Gürlek’ten “basını almayın” talimatı

Duruşmayı izlemek isteyen basın mensuplarının ise adliyeye girişine izin verilmedi. Engellemenin gerekçesi olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in talimatı gösterildi. Gazeteciler, polisten yazılı bir karar sunulmasını istedi ancak polis, “Yarın gelin alırsınız” diyerek gazetecileri alandan uzaklaştırdı.

Yaşananların ardından Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi ve bianet Medya Gözlem raportörü Erol Önderoğlu, bianet muhabiri Hikmet Adal, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) adına duruşmayı izleyen Rabia Çetin ile Medyascope muhabiri Furkan Karabay, basına yönelik bu engellemeyi tutanak altına aldı.

Duruşma salonunun dışına 104 polis memuru yığıldı

Sanık sayısının fazla olması nedeniyle duruşma, İstanbul 39. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapıldı. Ancak yargılamaya yaklaşık bir saatlik gecikmenin ardından başlanabildi.

Duruşma salonunun dışında 104 polis memuru ile üzerlerinde “özel tim” ibaresi bulunan çevik kuvvet ekipleri konuşlandırıldı. Mahkeme girişlerinin yer aldığı alan ise turnikeler ve polis kalkanlarıyla kapatıldı.

Kimlik tespitinin ardından, aralarında LGBTİ+’lar, aktivistler ve gazetecilerin de bulunduğu sanıklar, haklarında düzenlenen iddianameye karşı savunmalarını sundu.

“Bize şiddet uygulayan polisler serbest, şiddet uygulananlar sanık”

Alev Aydoğan savunmasına "Barışçıl eyleme katılarak anayasal hakkımı kullandığım için yargılanıyorum" diyerek başladı ve şunları söyledi:

"Sadece LGBTİ+ olduğum için yıllardır uğradığım şiddetin muhataplarının yargılandığına hiç tanık olmadık. Sokakta, işte, ev içinde, otoritelerin tüm gücünü üstümde denediği bu düzene karşı durmak ve eril şiddetin hayatta kalanı olarak o gün orada yaşamda ısrarcı olduğum için bulundum."

Lida Serce "LGBTİ+ bayrağı taşımak suç değil. Barışçıl eylem düzenlemek suç değil. Ancakbbuna rağmen bu yargılama tersine dönmüş durumda. Bize şiddet uygulayan polisler serbest, şiddet uygulananlar sanık. Suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu.

bianet editörü Evrim Gündüz, gazeteci olarak eylemi takip ederken gözaltına alındığını, polisin gazeteci kimliğini dikkate almadığını söyledi:

“Onur Yürüyüşü gibi toplumsal ve kamusal önemi yüksek bir etkinliğin haberleştirilmesi, gazetecilerin mesleki sorumluluğunun bir parçasıdır. Bu bağlamda, yalnızca alanda bulunmak ya da görüntü almak, suç teşkil etmemektedir. Gazetecilerin eylemci gibi değerlendirilmesi ve bu gerekçeyle gözaltına alınması, hukuka ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırıdır.”

Adliye personeli LGBTİ+’larla dalga geçti

Saat 14.00 itibariyle duruşmaya bir saat ara verildi. Duruşma salonu boşaltılırken adliye personelinin LGBTİ+'lar ile rencide edici bir şekilde "Bu gay, bu lezbiyen" ifadeleriyle dalga geçtiği görüldü.

Aranın ardından yargılama devam etti. Söz alan İris Mozalar, konuşmasına “Bu dava sadece benim değil, temel hakların davası” diyerek başladı. Şöyle devam etti:

“Bu dosya pratikte şunu soruyor LGBTİ+’ların varlığı ve görünürlüğü ‘kamu düzeni’ gerekçesiyle otomatik olarak kriminalize edilebilir mi? Ben o gün orada intihara sürüklenen, öldürülen LGBTİ+’lar için bulundum. Eşit, adil ve özgür bir yaşam istediğim için bulundum. Oradaydım çünkü bu ülkede birileri her gün 'normal' sayılan bir şiddetin içinde yaşıyor. Evden atılmak, işten kovulmak, sokakta taciz edilmek. Nefretle hedef gösterilmek... Ve sonra 'neden görünür oluyorsunuz?' deniyor. Biz görünür olmuyoruz. Zaten hedefteyiz. Ben o gün, kaybettiklerimizin yasını tutmak ve kalanlarımızın hayatta kalma mücadelesine omuz vermek için oradaydım.”

“Gazetecilere şiddet, LGBTİ+'lara uygulanan şiddetin bir yansıması"

Gazeteci Nur Kaya ise basın mensubu olarak 4 yıldır hak mücadelelerini takip ettiğini söyledi:

“Olay gününde de Onur Yürüyüşünü takip ediyordum. 4 yıl boyunca takip ettiğim diğer eylemler suç teşkil etmiyorsa bu da etmiyor. 4 seneden farklı olarak ilk kez, basın kartımı göstermeme rağmen polisin üzerime koştuğuna şahit oldum. Bunun LGBTİ+’lara uygulanan şiddetin bir yansıması olduğunu düşünüyorum.”

MLSA’nın aktardığına göre; savunma yapan gazeteci Yusuf Çelik ise şunları söyledi:

“LGBTİ+ gazeteci olarak hem işimi yapmak hem de onuruma sahip çıkmak için oradaydım. Beşiktaş’a gider gitmez ablukaya alındım ve gözaltına alındım. Ters kelepçeyle gözaltına alınmaya çalışıldım. Bunu kabul etmediğim için polisler beni alanda tel örgülü bir duvarın dibine çekip orada bir süre işkence yaptılar. Hastanede hak ihlallerine maruz kaldık, gözaltındayken hem işkence yaptılar hem de işkence videoları izlettiler. Gözaltındayken polis tarafından fiziki olarak taciz edildim.”

“Avukatlık faaliyetleri ceza hukuku konusu olamaz”

Savunmaların bitmesinin ardından sanıklar salonda polis bulunmasına itiraz etti. Hakim polislerin dışarı çıkarılması talebini kabul etmedi. Avukatların savunmalarına geçildi.

Savunmanlığını MLSA'nın üstlendiği Av. Hayriye Kaya ve foto-muhabir Cansu Yıldıran’ın avukatı Batıkan Erkoç, şu ifadeleri kulllandı:

“Müvekkillerden Hayriye Kaya, LGBTİ+ haklarında çalışan bir avukattır. Diğer müvekkil Cansu Yıldıran ise toplumsal olaylar hakkında çalışan bir fotoğraf muhabiridir. Buna rağmen mesleklerini ifa ettiklerini belirtmelerine rağmen polis tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin basın açıklamasından tam beş saat sonra yakalama işlemine maruz kalmışlardır. Avukatlık faaliyetleri, ceza hukukunun konusu olamaz. Avukatın bir olay yerinde bulunması, gözlem yapması, müvekkilleriyle temas kurması veya bir mekânda beklemesi, suç şüphesinin kaynağı haline getirilemez.”

Duruşma 5 Haziran’a ertelendi

Savunma yapan diğer avukatlar, mahkemenin sanıklara işkence yapan polisler hakkında suç duyurusunda bulunmasını talep etti.

Avukat savunmaları sonrası verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, dinlenmeyen beş sanığın savunmaların alınması için gerekli işlemlerin yapılmasına, beraat taleplerin reddine karar verdi. Hakim ayrıca tutanak polislerinin tanık olarak dinlenmesi talebinin bir sonraki celse değerlendirilmesine karar vererek davayı 5 Haziran 2026 saat 10.30’a erteledi.


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, onur yürüyüşü, dava, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM