25/03/2026 | Yazar: Kaos GL

45. İstanbul Film Festivali programına “Neredesin Aşkım” seçkisinin bu yıl da alınmaması üzerine sinemacı Gizem Bayıksel ve kültür-sanat çalışanı Arda Özen, bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a konuştu.

İstanbul Film Festivali’nin sansürüne tepki: “LGBTİ+’lara ve filmlerinde LGBTİ+ karakterlere yer veren sinemacılara yönelik açık bir şiddet” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) 9-19 Nisan tarihlerinde düzenleyeceği 45. İstanbul Film Festivali programına, kuir filmlerden oluşan “Neredesin Aşkım” seçkisini bu yıl da almaması üzerine sinemacı Gizem Bayıksel ve kültür-sanat çalışanı Arda Özen, bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a konuştu.

bianet’te yer alan habere göre; Gizem Bayıksel, geçtiğimiz yıl “Neredesin Aşkım” seçkisinin programa alınmamasının ardından yapılan boykot çağrısını hatırlatarak şöyle dedi:

“Geçtiğimiz yıl boykot çağrısının ardından festival hızlıca bir açıklama yapmıştı. Bu paylaşımın üslubu, amacın tepkileri azaltmak olduğunu bize gösteriyordu. Kapalı kapılar ardından ‘yeterince kuir film olmaması’ ve bu durumun sansür değil bir programlama kararı olduğu bilgisi yayılmaya çalışılıyordu. Nihayetinde tepkiler artıp boykot çağrısı karşılığını bulmaya başladığında ‘seneye yeniden programa alacağız’ sözü geldi.”

Bu yıl programda kuir filmlerin neredeyse hiç yer almadığını belirten Bayıksel, boykot çağrısını yinelemenin önemli olduğunu söyledi:

“Muhtemelen bu yılki üretilecek neden de, seçkiyi yapacak film sayısının olmaması üzerinden kurulacak. Ama bizler bu adımların planlı olduğunu, mevcut baskı ve iktidar politikalarından, bu politikaların festival sermayesini doğrudan etkilemesinden bağımsız okunamayacağını biliyoruz.”

Arda Özen, festivalin kurumsal eleştiri vermediğini ve seyirciyi görmezden geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı.

“2025, ‘Aile Yılı’ adı altında, daha önce duyduğumuz faşist ayak seslerinin somutlaştığı bir yıldı. İstanbul Film Festivali de geçen yılki bu baskılardan öyle etkilenmiş olmalı ki, kuir film seçkisi ‘Nerdesin Aşkım?’ı programından gerekçesiz kaldırdı ve tutmayacağını bildiği bir vaat verdi: ‘Seneye görüşürüz.’”

Sansürün, iktidarın bir aracı olduğunu vurgulayan Özen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Söz konusu tercih, LGBTİ+’lara ve filmlerinde LGBTİ+ karakterlere yer veren sinemacılara yönelik açık bir şiddettir. Çünkü sansür; üretim, dolaşım ve alımlama süreçlerine sirayet eder ve güç ilişkisi kurar.”

Haberin tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, trans, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM