16/02/2026 | Yazar: Kaos GL
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, 13 Şubat Cuma günü yayınladığı açıklama ile son dönemde Türkiye’de gündeme gelen LGBTİ+’lara yönelik baskılara tepki gösterdi; yetkililere çağrıda bulundu.
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, 13 Şubat Cuma günü sosyal medya hesaplarından yayınladığı açıklama ile son dönemde Türkiye’de gündeme gelen LGBTİ+’lara yönelik baskılara tepki gösterdi; “LGBTİ+’lara ve LGBTİ+ örgütlenmelerine yönelik bu müdahaleler, Anayasa’nın eşitlik ilkesi, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan hükümleriyle açıkça çelişmektedir” dedi.
Merkezin LGBTİ+ Hakları Alt Çalışma Grubu’nun imzasıyla yayınlanan “LGBTİ+’ları hedef alan keyfi yargı uygulamalarını kabul etmiyoruz!” başlıklı açıklamada, LGBTİ+ fenomenlerin soyut ve dayanaksız iddialarla tutuklandığı vurgulandı, şu ifadeler kullanıldı:
“Son dönemde Türkiye’de iktidar, toplumun belirli kesimlerine yönelik saldırılarını arttırırken; LGBTİ+’ları da hedef alan sistematik bir baskı politikasını daha da derinleştirmektedir. Kamuoyunda görünür olan LGBTİ+ influencer ve sosyal medya kullanıcıları; soyut ve dayanaksız iddialarla halkı kin ve düşmanlığa tahrik gibi isnatlarla suçlanmış soyut ve dayanaksız iddialarla ve tutuklama şartları oluşmamasına rağmen tutuklanmıştır. Bu tutuklamalar, ifade özgürlüğü, ayrımcılık yasağı ve kişi özgürlüğü hakkının açık ihlalidir.”
Merkez açıklamasında, 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel hakkında açılan davayı ve Genç LGBTİ+ Derneği’nin kapatılma sürecini de hatırlatarak şöyle dedi:
“Ayrıca Genç LGBTİ+ Derneği, “müstehcenlik”, “LGBTİ+ olmaya özendirici ve teşvik edicilik” gibi belirsiz ve keyfî gerekçelerle kapatılmış; 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel hakkında, soruşturma sürecinde Savcılık tarafından atanan ve konunun uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinin 9 Temmuz 2025 tarihli raporunda “17 Mayıs Derneği’nin faaliyetlerinin tüzük amaçlarıyla tamamen örtüştüğü ve herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı” açıkça tespit edilmesine rağmen Dernek tarafından yayımlanan bir kitap ve sergi kataloğu gerekçe gösterilerek, “genel ahlâka aykırılık” iddiasıyla Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla dava açılmıştır.”
“Devletin yükümlülüğü ayrımcılık yasağını etkin biçimde korumaktır”
Ceza hukukunun LGBTİ+’lara yönelik bir sindirme ve bastırma aracına dönüştürüldüğünü belirten merkez, şunları kaydetti:
“LGBTİ+ hakları alanında yürütülen meşru faaliyetlerin suç unsuru gibi gösterilmesi kabul edilemez. Bu gelişmeler, 11. Yargı Paketi kapsamında LGBTİ+’ların varlığını kriminalize etmeyi hedefleyen ve LGBTİ+’ların sağlığa erişimden çalışma hayatına, eğitim hayatından aile hayatına kadar pek çok alanda şiddete ve ayrımcılığa maruz kalmasını meşrulaştıran düzenlemeler hukuken yürürlüğe girmemiş olsa dahi, fiilen farklı araçlar ve kılıflar altında hayata geçirildiğini göstermektedir.”
Merkez, devletin yükümlülüğünün yaşam hakkını, ifade özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü ve ayrımcılık yasağını etkin biçimde korumak olduğunu vurguladı:
“LGBTİ+’lara ve LGBTİ+ örgütlenmelerine yönelik bu müdahaleler, Anayasa’nın eşitlik ilkesi, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan hükümleriyle açıkça çelişmektedir. Ceza soruşturmaları ve idari yaptırımlar, ölçülülük ve belirlilik ilkeleri gözetilmeksizin uygulanmakta; temel hakların kullanılmasını caydırıcı bir araç haline getirilmektedir. Devletin yükümlülüğü, LGBTİ+’ları hedef almak değil; yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve ayrımcılık yasağını etkin biçimde korumaktır.”
LGBTİ+’lara yönelen baskılar ve saldırılar karşısında yetkililere çağrıda bulunan merkez, açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Bu çerçevede yetkilileri;
- LGBTİ+’ları şiddete, nefrete ve ayrımcılığa maruz bırakan; nefret söylemi ve nefret eylemlerine zemin hazırlayan uygulamalardan derhal vazgeçmeye,
- LGBTİ+ örgütlenmelerine, aktivistlere ve hak savunucularına yönelik yargı tacizlerini sonlandırmaya,
- LGBTİ+’ların temel hak ve özgürlüklerini korumaya yönelik anayasal ve uluslararası yükümlülüklerini eksiksiz biçimde yerine getirmeye çağırıyoruz.”
Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, siyaset, dava, lgbti, ifade özgürlüğü, müstehcenlik, örgütlenme özgürlüğü, genel ahlak
