19/01/2026 | Yazar: Kaos GL

8 Mart 2025'te gözaltına alınan aktivist İris Mozalar’ın "cumhurbaşkanına hakaret"ten yargılandığı davanın ilk duruşması bugün görüldü.

İris Mozalar, “cumhurbaşkanına hakaret”ten hakim karşısındaydı: “Ben henüz iki yaşındayken iktidara gelmiş bir partinin genel başkanını nasıl mağdur edebilirim?” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

8 Mart 2025 Feminist Gece Yürüyüşü’nde gözaltına alınan trans aktivist İris Mozalar hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul 76. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 8 Mart yürüyüşüne katıldığı için hakkında açılan ikinci davada Mozalar beraatini talep etti.

Mahkeme, Mozalar hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasına hükmetti, olaya ilişkin görüntülerin çözümünün yapılması için dosyanın bilirkişiye gönderilmesine karar verdi. Savcılık makamının mütalaa için ek süre talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 25 Şubat saat 11.10’a ertelendi.

Mozalar, savunmasında davanın açılmasına şaşırdığını belirterek “Açıkçası E-Devlet’te dosya sorgulamasında Sanık İris-Mağdur Recep Tayyip Erdoğan şeklinde görünce oldukça şaşırdım. Ben henüz iki yaşındayken iktidara gelmiş bir partinin genel başkanını, nasıl ve ne şekilde mağdur edebileceğim sorusu, bu dosyanın temel problemidir” dedi.

“Fiilen cezalandırılan tek kişi haline getirildim”

“23 yıldır yapılan Feminist Gece Yürüyüşüne katılıp; öldürülen, erkek şiddetine maruz bırakılan, intihara sürüklenen kız kardeşlerim için ve sırf trans bir kadın olduğumdan dolayı hiçbir temel hakkıma eşitçe erişemediğim hayatım için ses çıkarmak istedim” diyen Mozalar, savunmasını şöyle sürdürdü:

“Öldürülen, intihar eden, sağlığa erişemediği için ölen trans kadın arkadaşlarım oldu, Dilan’ı kendi ellerimle toprağa verdim. Her gün hak ihlaline, şiddete ve tacize maruz bırakılırken tabii ki Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılacaktım. Hukukun kendisine saygılıyım, kaldı ki ben de bu hukuk için mücadele ediyorum. Her gün maruz bırakıldığım birçok haksızlığa karşı, anayasal hakkım olan toplanma ve ifade özgürlüğü çerçevesinde tepki göstermek istedim. Eve gitmeye çalışırken 112 kişiyle birlikte hukuksuzca ve işkenceyle gözaltına alındım. 112 kişi içinde sadece ben mevcutlu tutuldum. Ertesi sabah savcı ifademi dahi almadan beni tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etti. Adli kontrolle serbest bırakıldım. Ve 20 bin kişi içinden yalnızca bana dava açıldı. Buna ayrımcılık demek hafif kalır çünkü ben yalnızca farklı muamele görmedim; 20 bin kişinin içinde ‘ayrıştırılıp’ üzerime yürüyen bir süreçle, fiilen cezalandırılan tek kişi haline getirildim; buna hedef gösterme demek yine hafif kalıyor çünkü bu dosya, kimliğimi bir ‘suç şüphesi’ etiketiyle yan yana getirip beni toplum önünde damgalıyor; bu damga da benim güvenliğimi, yaşamımı ve geleceğimi doğrudan etkiliyor. Bu nedenle bugün burada, yalnızca isnat edilen fiile ilişkin değil; eşit muamele, adil yargılanma ve masumiyet karinesinin hayatımda somut karşılık bulması için de konuşuyorum.”

“Adli kontrol günlük hayatımı ciddi biçimde olumsuz etkilemiştir”

Dosyada ispat olmadığını ve ciddi belirsizlikler olduğuna dikkat çeken Mozalar, hakkındaki adli kontrol kararına da tepki gösterdi:

“Hakkımda yaklaşık 11 aydır, neredeyse 1 yıla yaklaşan bir süredir adli kontrol tedbiri uygulanmaktadır. Her Pazartesi karakola parmak izi vermeye gidiyorum, bu sabah duruşmaya gelmeden önce yine gittim. Bu yaklaşık 1 yıllık süre boyunca adli kontrol, fiilen bir cezaya dönüşmüş; henüz suçluluğum ispatlanmamışken üzerimde ağır ve orantısız bir yük oluşturmuştur. Bu adli kontrol; günlük hayatımı, sosyal ve psikolojik durumumu, iş ve eğitim planlarımı ciddi biçimde olumsuz etkilemiştir.”

Maruz bırakıldığı hak ihlallerinin eğitim hayatını uzattığını ifade eden Mozalar, “Maruz bırakıldığım hak ihlallerinden dolayı kaldığım derslerim oldu ve okulum uzadı. 8 Mart'tan sonra pazartesi gününe denk gelen derslerimden bazı günler erken çıkmak zorunda kaldım. Pes etmedim okumaya devam ettim ve 2025 Temmuz ayında mezun oldum, yani ancak 8 yıl sonra” ifadelerini kullandı.

Kaçma şüphesine dair hiçbir somut delil yok”

“Kaçma şüphesi” nedeniyle hakkında uygulanan adli kontrole tepki gösteren Mozalar, “Başka davalarım da oldu, bazılarında ne bir adli kontrol vardı ne de yurt dışı çıkış yasağı. Ama ben o davaların her duruşmasına istisnasız katıldım ve kendimi savundum. Beraat ettiğim bir davanın üstüne bir hafta sonra 8 Mart’ta hukuksuzca gözaltına alındım. Kaçma şüphesi olan insan bunu mu yapar? Kaldı ki, dosyada: kaçma şüphesine, delilleri karartma ihtimaline, yeniden suç işleme riskine ilişkin hiçbir somut olgu bulunmamaktadır. Bu durumda adli kontrolün devamı, bir koruma tedbiri olmaktan çıkmış; peşin cezalandırma niteliği kazanmıştır. Bu dosyada adli kontrolün devamını gerektiren hukuki ve fiili bir zorunluluk kalmamıştır” dedi.

“Şehir plancısı olarak çalışmam gerekirken…”

Mozalar, savunmasını şöyle sonlandırdı:

“Bu kadar hukuki terim kullandım, avukatlarımla konuşurken artık onlar bile şaşırıyor sen bunları nasıl biliyorsun ve neden bilmek zorunda kalıyorsun diye. Ben bir şehir plancısı olarak kentler ve kamusal alanlar üzerine çalışmam gerekirken avukatlık stajı yapar gibi ceza hukuku ilkeleri, ceza muhakemesi gibi şeyler öğrenmek zorunda kaldım. Sizce tüm bunlar adil mi? Sonuç olarak; İsnat edilen eylem yönünden sözün niteliği ve bağlamı itibarıyla suçun unsurları oluşmadığı, ayrıca delillerin şüpheden uzak kesinlikte olmadığı için BERAATİME karar verilmesini, en azından üzerimdeki orantısız ve ölçüsüz adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum.”


Etiketler: insan hakları, kadın, nefret suçları, siyaset, dava, özel haber, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
GDTM