20/02/2026 | Yazar: Kaos GL
İHD, LGBTİ+’lara hapis cezası öngören taslağın yeniden gündeme getirileceğine ilişkin iddialara karşı Onur Nöbeti’ndeydi; açıklamada taslağın süregelen baskı politikalarının yeni aşaması olduğu belirtildi.
İnsan Hakları Derneği, dün LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin yeniden gündeme getirileceği iddiaları üzerine Onur Nöbeti’ndeydi. Nöbete Türkiye İşçi Partisi PM üyesi İrfan Değirmenci de katıldı.
Onur Nöbeti’nde yapılan açıklamada “LGBTİ+’lara hapis cezası öngören taslağın yeniden gündeme alındığına ilişkin haberleri, yalnızca bir yasa hazırlığı olarak değil; uzun süredir devam eden yargısal ve idari baskı süreçlerinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriyoruz” denildi.
17 Mayıs Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’e, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’a ve Enes Hocaoğulları’na yönelik yargı tacizlerine de dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
““Aile”, “genel ahlak” ve “çocukların korunması” söylemleri üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılan bu taslak; cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli varoluşları doğrudan kriminalize etmeyi hedeflemekte, ifade özgürlüğünü ve örgütlenme hakkını cezai yaptırımlarla sınırlandırmayı öngörmektedir. Bu girişim, 17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel’e açılan dava, Enes Hacıoğulları hakkında yürütülen soruşturma ve Yıldız Tar’a yöneltilen yargısal süreçlerle birlikte ele alındığında; LGBTİ+’ların kamusal alandaki varlığının sistematik biçimde suç kategorisine yaklaştırıldığını göstermektedir.”
“Manşetlere taşınan bu taslak, LGBTİ+ varoluşunu tehdit unsuru olarak sunan bir siyasal dilin ürünü”
Genç LGBTİ+ Derneği’nin kapatılmasına da değinilen açıklamada şunlar söylendi:
“Şimdi gündeme getirilen hapis tehdidi içeren taslak ise, bu yargısal süreçleri münferit olmaktan çıkararak normatif bir çerçeveye oturtma riskini taşımaktadır. Başka bir ifadeyle, bugün yargı eliyle fiilen uygulanan baskı mekanizması, yarın doğrudan yasa hükmü hâline getirilmeye çalışılmaktadır. Bugün manşetlere taşınan bu taslak, LGBTİ+ varoluşunu tehdit unsuru olarak sunan bir siyasal dilin ürünüdür. Oysa devletin yükümlülüğü, belirli bir varoluşu veya yaşam biçimlerini hedef almak değil; herkesin temel hak ve özgürlüklerini eşitlik ilkesi temelinde güvence altına almaktır. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık, hem ulusal anayasal güvenceler hem de Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri bakımından hukuksuzdur. Buna rağmen LGBTİ+’ların varoluşunun “övgü” ya da “teşvik” gibi muğlak kavramlar üzerinden suç kapsamına alınması, hukuki belirlilik ilkesini zedelemekte ve keyfî uygulamalara açık bir alan yaratmaktadır.”
“Yaşam hakkı bir bütündür, asla bölünemez”
Tabii platformunda yayınlanan “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselinin de LGBTİ+’ları kriminalize ettiğini vurgulayan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha vurguluyoruz: Hiçbir kimlik suç değildir, hiçbir varoluş tehdit olarak tanımlanamaz. Hapis tehdidi içeren ayrımcı taslakların; ifade özgürlüğünü, örgütlenme hakkını ve varoluşu hedef alan yargısal süreçlerin ve nefret dilini besleyen kamusal söylemlerin derhâl sonlandırılması gerekmektedir. Onur Nöbeti kapsamında, LGBTİ+’lara yönelik ardı ardına gelen bu baskı girişimini ve devam eden davaları açık bir insan hakları ihlali olduğunu söylüyor; eşitlik, hukukun üstünlüğü ve yaşam hakkı ilkesinin tavizsiz biçimde korunmasını talep ediyoruz. LGBTİ+ halkları insan haklarıdır ve yaşam hakkı bir bütündür, asla bölünemez.”
İrfan Değirmenci: “Bu sopayı kabul etmiyoruz”
Açıklamada İrfan Değirmenci de konuştu. Değirmenci, sosyal medya fenomenlerine ve LGBTİ+ aktivistlerine yönelik saldırılara tepki göstererek konuşmasında şunları söyledi:
“İktidar sanki yasal düzenlemeyi çıkarmışlar ve onun gereğini yerine getiriyorlarmış gibi kamuoyunun bildiği, tanıdığı neredeyse tüm LGBTİ figürleri bir şekilde cezalandırma yoluna gidiyor. Halkı kin ve tahrik gibi bir suçlamayla karşı karşıya kalan LGBTİ bireyler farklı operasyonlarda adeta ibreti alem için kameraların önünde gözaltına alınıyor, cezaevine gönderiliyor. Üniversite öğrencisi Enes’in tahliye edildiği son duruşmada anlattıkları Sincan Cezaevi’nde neler yaşandığını gözler önüne seriyordu aslında. Enes, koğuşun temizliğinden orada kaldığı tüm süre boyunca sorumlu tutulmuştu. Sincan’da özellikle LGBTİ tutsaklara ayrımcı muamele ve işkence iddiaları ayyuka çıkmış vaziyette. Kaos GL’nin Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci meslektaşımız Yıldız Tar’ın yargılandığı dava ya da yine insan hakları aktivisti, HIV+ aktivisti Defne Güzel’in yargılandığı dava bizlere gösterilmek istenen sopa. Biz bu sopayı kabul etmiyoruz. Varoluşumuzda ne kimseyi özendiriyoruz, ne kimseyi imrendiriyoruz, ne de kimse imrenerek ya da özenerek cinsel yönelimini, cinsiyet kimliğini belirleyebilir. Bir suç değildir varoluşumuz.”
Etiketler: insan hakları, nefret suçları, aile, siyaset, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
