19/01/2026 | Yazar: Kaos GL

İnsan Hakları Derneği, 16 Ocak Cuma günü yayınladığı açıklama ile “Gökkuşağı Faşizmi” adlı belgesele tepki gösterdi; “Nefret söylemi belgesel kılıfıyla meşrulaştırılamaz” dedi

İHD’den nefret belgeseline tepki: “Kamu eliyle nefret üretilemez” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

TRT’nin dijital platformu tabii üzerinden dün (18 Ocak) yayınlanan ve LGBTİ+’ları hedef alan “Gökkuşağı Faşizmi” adlı belgesel; sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, hak savunucuları ve gazetecilerden gelen tepkilerin ardından kamuoyunda tartışma yarattı.

Nefret belgeseline bir tepki de İnsan Hakları Derneği’nden geldi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi LGBTİ+ Komisyonu, 16 Ocak Cuma günü yayınladığı açıklamada, “İnsan hakları savunucuları olarak bir kez daha yineliyoruz: LGBTİ+’ların eşitliği pazarlık konusu değildir. Nefret söylemi ‘belgesel’ kılıfıyla meşrulaştırılamaz” dedi; belgeselin açık bir nefret propagandası olduğunu hatırlattı.

“Kamu Eliyle Nefret Üretilemez: Gökkuşağı Faşizmi Belgeseli Yayınlanmamalıdır” başlıklı açıklamasında dernek, nefret belgeselinin LGBTİ+ topluluğunu kriminalize eden ve şiddeti meşrulaştıran bir zemin kurduğunu belirterek şöyle dedi:

“Kamusal sorumluluk ve devletin pozitif yükümlülükleri bakımından doğrudan sonuç doğuracak bu tür bir yayıncılık faaliyetinin, kamu gücü ve kamu kaynaklarıyla yürütülürken, bu coğrafyada zaten kırılgan olan birlikte yaşamı daha da zehirleyecek şekilde nefret üretmesi kabul edilemez.”

Dernek, “Bunun adı yayıncılık değil, hedef göstermedir” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu yapımın kamuoyuna sunuluş biçimi, LGBTİ+’ları “aileye savaş açan” bir “ideolojik kuşatma” gibi resmeden bir anlatı kurmakta; böylece LGBTİ+’ların varoluşunu toplumsal düşmanlığın nesnesi haline getirmektedir. Bu dil; hak ihlallerini sıradanlaştırır, linç iklimini besler, ayrımcılığı teşvik eder. Nefret söyleminin “etiketleme” ve “şeytanlaştırma” üzerinden işlediği bilinir: Önce bir topluluk hedefe konur, sonra o topluluğa yönelen şiddet “hak edilmiş” ya da “mücadele edilmesi gereken” bir şey gibi gösterilir.”

“Söz konusu içerik, ifade özgürlüğü altında korunamaz”

Nefret belgeselinin ifade özgürlüğü altında korunamayacağını vurgulayan İHD, belgeselde kullanılan ve LGBTİ+ topluluğunu aşağılayan nefret dilinin, temel haklara yönelmiş bir saldırı olduğunu kaydetti:

“Bu nedenle, söz konusu içerik “ifade özgürlüğü” altında korunamaz. İnsan hakları hukuku, ifade özgürlüğünü korurken; ayrımcılığı, düşmanlığı ve şiddeti kışkırtan söylemlere karşı da devlete önleyici sorumluluk yükler. AİHM, cinsel yönelim temelli aşağılayıcı ve düşmanlaştırıcı ifadelerin yaptırıma konu edilmesini, belirli koşullarda demokratik toplumda gerekli görebilmektedir; özellikle Vejdeland ve Diğerleri/İsveç kararında, eşcinsellere yönelik “sapma” gibi ifadeler içeren broşürlerin cezalandırılmasını Sözleşme’ye aykırı bulmamıştır.”

İHD, “Söz konusu belgeselin gündeme getiriliş biçimi, toplumun gerçek gündemini saptırmaya yönelik bir algı yönetimi niteliğindedir” dedi, açıklamasına şöyle devam etti:

“LGBTİ+’ları yapay bir “tehdit” olarak inşa etmek; yoksulluğu, adaletsizliği, güvencesizliği, şiddeti, cezasızlığı ve demokratik gerilemeyi konuşmamızı engelleyen bir sis perdesidir. Bu coğrafyada bir yandan barışın ve demokratik çözümün yeniden konuşulduğu, Meclis zemininde “çözüm” başlığıyla yürüyen tartışmaların sürdüğü bir dönemde; toplumsal barışı büyütmek yerine, toplumu bir kesime karşı kışkırtan nefret içeriklerinin dolaşıma sokulması, barış fikrine doğrudan sabotajdır. Barışın toplumsallaşması, farklı kimliklerin eşit ve onurlu biçimde bir arada yaşayabilmesiyle mümkündür. LGBTİ+’lar bu coğrafyanın “kenarında” değil, tam merkezinde; hayatın her alanında var olan, emeğiyle, ürettiğiyle, dayanışmasıyla bu toplumu kuran insanlardır.”

“LGBTİ+’ların eşitliği pazarlık konusu değildir” diyen dernek, ilgili kurumlara çağrıda bulundu:

“TRT yönetimini ve tabii platformunu bu içeriği yayından kaldırmaya, yayına hazırlık sürecini derhal durdurmaya ve nefret diline mesafe koyan bir kamu yayıncılığı sorumluluğu almaya davet ediyoruz. RTÜK’ü ve ilgili idari otoriteleri, isteğe bağlı yayın hizmetleri de dahil olmak üzere kamusal etki yaratan yayınlarda nefret söylemi ve hedef göstermeye karşı görevini yerine getirmeye çağırıyoruz. Cumhuriyet savcılıklarını ise, toplumun bir kesimini hedefe koyan bu tür içerikler bakımından resen harekete geçmeye; ayrımcılık, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve benzeri suç tipleri yönünden etkin soruşturma yürütmeye davet ediyoruz.”

Açıklamanın tamamına ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat, yaşam, nefret suçları, aile, siyaset, trans, lgbti
GDTM