12/06/2026 | Yazar: Kaos GL

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi’nin etkinliğinde konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “LGBTİ+’lara yönelik bir savaş da var. Ve toplumsal barışı inşa etmenin yolu ortak mücadele ile mümkün” dedi.

Halide Türkoğlu: LGBTİ+’lara şiddet var olduğu sürece Kürt sorunu da çözülmüş olmaz Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (BİL+), Onur Ayı dolayısıyla çevrimiçi ortamda “12. Yargı Paketi Gölgesinde Demokratik Toplum Süreci ve Geçiş Yasaları” söyleşisi yaptı.

BİL+’dan Güley Bor’un moderatörlüğünde yapılan söyleşide, DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ve BİL+’dan Özlem Şen konuştu.

Söyleşide, demokratik toplum süreci kapsamında çıkması planlanan geçici yasa ve barış imkanı tartışıldı; bu süreçte iktidarın insan hakları karşıtı uygulamalarına ve LGBTİ+ düşmanı 12. Yargı Paketi’ne karşı mücadele pratikleri ele alındı.

Güley Bor açılış konuşmasında CHP’ye mutlak butlan kararı, AYM’nin nafaka kararı, 12. Yargı Paketi ve geçiş yasası gündemlerini hatırlatarak, “Biz Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi olarak barış için tarihi sorumluluğu üstlenerek yola açıktık. Birbirinden ayrı görülen barış süreci ve yargı paketlerinin eş zamanlı olarak gündeme gelmesini tartışmak için bu etkinliği yapıyoruz. Ayrıca yakın zamanda bu konuda bir raporumuz da yayımlanacak” dedi.

“Sadece Kürtlere yönelik savaştan bahsetmiyoruz; emekçilere, kadınlara, LGBTİ+’lara savaştan da bahsediyoruz”

İlk konuşmacı Halide Türkoğlu, “Elli yıllık bir savaştan, yüz yıl boyunca Kürtlerin inkarıyla şekillenmiş bir sorundan bahsediyoruz. Bu ülkede barışı konuşuyoruz ama sadece Kürtlere yönelik bir savaştan bahsetmiyoruz. Emekçilere, kadınlara, LGBTİ+’lara yönelik bir savaştan bahsediyoruz. Tektipleştirmenin yarattığı bir kurumsallık ve bu kurumsallığın inşa ettiği siyasetle bir sorunumuz var” dedi.

Geçiş süreci yasalarından bahseden Türkoğlu, “Bu, Kürt sorununun çözümünde yol açmanın yasası olmalıdır. Cumhuriyeti yeniden nasıl kurgulayacağımızın yol ve yöntemlerini oluşturabilecek bir zemine gitmesi lazım. Kürt sorununun artık demokratik siyaset ve hukuk çerçevesinde çözülmesi için böyle bir zemin gereklidir” ifadelerini kullandı.

“Toplumsal barışı inşa etmenin yolu ortak mücadele ile mümkün”

Türkoğlu, Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi’nin barış için mücadele etmesinin çok kıymetli olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“LGBTİ+’lara yönelik bir savaş da var. Ve toplumsal barışı inşa etmenin yolu ortak mücadele ile mümkün. Var olduğumuzu söylemekten, nasıl var olduğumuzu inşa etmeye geçmemiz gerekiyor. Mesele sadece silahların susması ya da silahsızlanma meselesi değil. Bizim bu ülkede, bu ortak vatanda nasıl birlikte yaşayabileceğimiz sorusuna yanıtlar üretmemiz gerekiyor. İktidar uzun bir dönemdir kadınlar üzerinden ciddi anlamda bir inşa çalışmasının içine girdi. Bunu da mücadeleyi, müzakereyi ayrıştırma, demokratik mücadele alanlarında öncelik sıralaması yaptırarak bunu yapıyor. Bu, LGBTİ+’ların temel haklarına ilişkin mücadelelerinde de böyle.

“Bu sürecin en önemli kırılma noktası, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıydı. Bununla birlikte, kadınların eşit olmadığı ve LGBTİ+’ların nefretin açık hedefi haline getirilmesini sağlamak istedi. Bunu da, aile söylemiyle yapmak istiyor. Makullük üzerinden kadınlık ve erkekliği ideolojik olarak yeniden inşa etmeye çalışıyor. Bunu yaparken, LGBTİ+’ları ve kadınları aile düşmanı ilan ederek kutuplaştırmaya çalışıyor.

“Dünyada LGBTİ+’ların faşist rejimler altında nasıl baskı altına alındığını görmemiz gerekiyor. Bu tarz rejimler, demokratik mücadele alanlarını karşı karşıya getirerek bunu başardılar.”

“12. Yargı Paketi’ndeki en önemli risklerden biri, LGBTİ+’ların örgütlenmesine müdahale edilmesi”

LGBTİ+ karşıtı torba yasalar ve yargı paketleriyle iktidarın demokratik mücadele alanlarını karşı karşıya getirmeye çalıştığını belirten Türkoğlu, örgütlenme özgürlüğünün önemine değindi:

“Kürtler silah bıraksın ama siyaset yapmasın denildiğinde örgütlenme halini ortadan kaldırırsınız. Bu, erkek egemen sistemin de yaptığı bir şey. Evet, kadınlar var ama örgütlenmesinler diyor. LGBTİ+’lar var ama örgütlenemesinler deniyor. 12. Yargı Paketi’ndeki en önemli risklerden biri, LGBTİ+’ların örgütlenmesine müdahale edilmesi. Sadece beden politikası üzerinden okuyamayız.”

Saldırı geldiği zaman ortak mücadele etmenin ötesine geçerek, gelecek tahayyüllerini tartışmak gerektiğine de değinen Türkoğlu, “Bugünün mücadelesini geleceğin tahayyülüyle şekillendirebilirsek başarılı olabiliriz” şeklinde konuştu ve ekledi:

“Demokratikleşmeye götürecek olan bir barışın kendisi mücadele gerektiriyor. Birleşik mücadele hattını güçlendirmek için somut adımlar atmamız gerekiyor. Kadınlar özgür olmadıkça gerçekten Kürt sorunu çözülmüş olur mu? LGBTİ+’lara şiddet ve nefret dili var olduğu sürece gerçekten Kürt sorunu çözülmüş olur mu? Olmaz. Demokratik toplum dediğimiz mesele toplumun bütün farklılıklarıyla birlikte örgütlenme özgürlüğünün olduğu bir tahayyül. Demokratik toplum aynı zamanda bir değişim, dönüşüm ve mücadele toplumudur.”

“Kürtler, devletin beka sorunu olarak nasıl işaretlendiyse; LGBTİ+’lar da devletin en küçük örgütü ailenin beka sorunu olarak işaretlenmek isteniyor”

Özlem Şen ise, “Biz bu ülkede ne zamanki barışı konuşamaz hale geldiysek, çözüm süreci rafa kaldırıldığında LGBTİ+’lara, kadınlara, çocuklara saldırılar da artıyor. Biz ne zamanki barışı konuşmaya başlarsak, iktidar bu barışın demokratikleşmemesi için de toplumun muhalif kesimlerine saldırıyor” dedi.

Topyekûn saldırıya karşı topyekûn bir mücadeleye değinen Şen, şöyle devam etti:

“İktidar tarafından 10., 11. ve 12. Yargı Paketleri’nin gündeme getirilmesinin zamanlaması da çok manidar. Barış sürecinin herhangi bir adımı olarak beklediğimiz her bir yasa gündeminde, toplumu ve bireyi dizayn etmeye yönelik yargı paketleri de gündeme geliyor. Bunlar da demokratikleşmenin önünü tıkıyor.

“Ulus devlet tam şu anda yeni düşmanlar oluşturmaya çalışıyor. LGBTİ+’ların düşmanlaştırılmasında kullanılan yöntemler, bir önceki yüzyılın düşmanı Kürtlere karşı uygulanan yöntemlerle de benzeşiyor. Kürtlerin kendi dilini konuşması, kendi kıyafetlerini giymesi, kendi sembollerinin suç olması gibi; LGBTİ+’ların kendileri gibi olması, kendilerini ifade etmesi, kendi sembollerini taşıması da suç ilan edilmek isteniyor. Kürtler, devletin beka sorunu olarak nasıl işaretlendiyse; LGBTİ+’lar da devletin en küçük örgütü ailenin beka sorunu olarak işaretlenmek isteniyor.”


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, yaşam, heteroseksizm, trans, ikili cinsiyet sistemi, lgbti, eşcinsellik, lezbiyen, gey, biseksüel, interseks
İstihdam