22/12/2025 | Yazar: Kaos GL
Araştırma makalesi, araştırma notu, tez tanıtımı, söyleşi veya kitap değerlendirmesi türlerinde yazıların gönderimi için son tarih 30 Mart 2026.
Feminist Tahayyül, 2026 yılı ağustos ayında yayımlanacak olan “Sporda Feminist Yaklaşımlar” sayısı için sporun ideolojik inşasını feminist paradigmayla sorgulayan, toplumsal bir alan olarak sporu feminist kuramla çözümleyen, sporda ya da spor yoluyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin imkanları hakkında çalışan tüm araştırmacıları katkıda bulunmaya davet ediyor.
Dergi yeni sayısında; cinsiyetçiliğin transfobi, homofobi, ırkçılık ve engelli ayrımcılığıyla derinleştiği ve herkes için güvenli spor ortamlarının henüz sağlanamadığı bir bağlamda, feminist bir spor okumasının içerdiği yönelimleri birlikte düşünmeye alan açacak.
Araştırma makalesi, araştırma notu, tez tanıtımı, söyleşi veya kitap değerlendirmesi türlerinde yazıların gönderimi için son tarih 30 Mart 2026.
Sporun ve spora dair anlamların feminist düşünceyle yeniden inşasını tartışmaya açacak sayının çağrı metni ise şöyle:
“Spor alanında toplumsal cinsiyet çalışmaları, Jennifer Hargreaves’ın (1994) tanımıyla spor feminizmleri, 1970’lerin ikinci yarısından itibaren kadınların spor alanındaki haklardan mahrum bırakılmasına karşı gelişen akademik ve politik itirazla gelişti. Öncü feminist çalışmalar sporda toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın nedenlerini politik ve kültürel bağlamda tartışmaya açarken, kadınların sesini duyurmayı ve spor kurumlarının politikalarına doğrudan müdahil olmayı amaçladılar. Bu gelenek Türkiye’de yürütülen sporda toplumsal cinsiyet çalışmalarına da ilham oldu ve sporda feminist bilgi ve politika üretiminin önünü açtı.
Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunlarında kadın ve erkek sporcuların sayısal olarak ilk kez eşit temsile ulaşması, spor kurumlarında kadınların liderlik pozisyonlarındaki görünürlüğünün artması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurumsal stratejik planlara yansımaya başlaması gibi gelişmeler sporda feminist kuram ve pratiğinin önemli kazanımları arasında sayılmaktadır. Ancak tüm bu ilerlemelere rağmen, kadınlar hâlâ sporcu, antrenör, yönetici ve izleyici olarak spor alanının periferisine itilmeye devam etmekte, sporda toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık ise sürmektedir.
Sporun ikili cinsiyet rejimine dayalı ve hegemonik erkeklikler ve kadınlıklar üzerinden inşa edilen yapısı sorgulanmadan ve spor kültüründeki iktidar ilişkilerine meydan okunmadan feminist bir spor epistemolojisi ve metodolojisinden söz etmek mümkün müdür? Cinsiyetçiliğin transfobi, homofobi, ırkçılık ve engelli ayrımcılığıyla derinleştiği ve herkes için güvenli spor ortamlarının henüz sağlanamadığı bir bağlamda, bugün feminist bir spor okumasının hangi yönelimleri içerdiğini; alanın sorularını, sezgilerini ve yeni kuramsal yaklaşımlarını Sporda Feminist Yaklaşımlar sayısında birlikte düşünmeyi amaçlıyoruz.
Bu kapsamda spora katılım, liderlik, spor politikaları ve pratikleri- sporcu bedeni, biyopolitika, performans, göç, kişiler arası şiddet ve cinsiyet kimliği gibi konular dahil- üzerine eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık sorularını feminizmin ve/ya toplumsal cinsiyet kuramlarının süzgecinden geçiren katkılara açığız. Sporun ideolojik inşasını feminist paradigmayla sorgulayan, toplumsal bir alan olarak sporu feminist kuramla çözümleyen, feminist bakış açısı ile sporun farklı bileşenlerine dair sorular soran, sporda ya da spor yoluyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin imkanları hakkında çalışan tüm araştırmacıları katkıda bulunmaya davet ediyoruz.”
Etiketler: insan hakları, kadın, kültür sanat, yaşam, spor, ikili cinsiyet sistemi, lgbti
